Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


İKİ GÜNDE 10 ŞEHİT

İKİ GÜNDE 10 ŞEHİT


 

   İçimiz öyle yanıyor ki. Derelerin suyu dahi bu yangını söndüremez. İki günde 10 şehit veriyoruz. 5 şehide içimiz yanarken. Daha 5 şehidimizi uğrunda şehit olduğu vatan toprağına vermeden 5 şehit haberi ile sarsılıyoruz. İki günde 10 Ocağa ateş düşüyor. Bu ateş öyle bir ateş ki, Türkiye´nin bütün itfaiye ekipleri gelse söndüremez. Ülke yangın yerine döndü. Her taraf şehit kanları ile sulanıyor. Bunun adına da kurtuluş savaşı diyorlar. Kurtuluş savaşı toprakları başka ülkeler tarafında istila edildiğinde verilen mücadeleye kurtuluş savaşı denir.

Böyle bir durum söz konusu değil ki. Üzerinde yaşadıkları topraklarda yönetimi ele geçirmişler. Bunu da iktidarın barış süreci diye dayattığı bir süreçte terör örgütü her istediğini rahatlıkla yapma imkânı sağlanmış. Böyle yapılan mücadele. Kurtuluş savaşı olamaz. Bunun adına isyan denir. İktidar devlete karşı isyan edenlerle mücadele ediyor. Verdiğimiz şehitler yine yola döşenmiş bombanın uzaktan kumanda ile patlatılması neticesinde şehit olmuşlardır. Aylardır bu menfezlere, kara yollarına, yerleşim yerlerinin girişlerine ve yerleşim yerinin meydanına döşenen bombalar bitirilemedi. Bunlar buralara ne zaman döşendi?

Bunların buralara barış sürecinde döşendiği inkâr edilemez. Yanlış üzerine yanlışlar yapıldı. Ordudan operasyon yapma yetkisi alındı. Bu en büyük yanlıştı. Çünkü terörle mücadele edecek birimler bellidir. Onun için bu birimlerin başındaki kişiler yetkili olacaktır. Hadi bir yanlışlık yapıldı diyelim. Operasyonu yapacak olanlar. Mülki amirine yazı ile müracaat ediyor. Örgütün olumsuz bir hareketini tespit etmişler ki. Operasyon izni istiyorlar. Mülki amiri bu izni vermiyor.

Bu olaylarda emniyet güçlerinin hiçbir hatası yoktur. Hatalı olanlar operasyon yapmalarına izin vermeyenlerdir. Barış sürecinde ordunun elinden operasyon yetkisi alınmasaydı. Ülkede bu günkü durum yaşanmazdı. Ve bu kadarda şehit verilmezdi. Örgüt dağa taşa silah depolamış. Orduya arama tarama yaptırmazsanız. Termal kamaraları kaldırırsanız,  sınırları kevgire çevirirseniz, sınırdan terör örgütleri elini kolunu sallayarak girmelerine izin verilir ise. Olaylar bu noktaya kadar gelir. Zamanında tedbir alınmazsa şimdi çıkar yol aranır. Amma bu çıkar yolu bulmakta o kadar kolay olmaz. Şimdi olduğu gibi çaresizlik içersinde çırpınır durulur.

Yapılan hatalardan biriside barış istemektir. Güçlü olan hiçbir zaman barış istemez. Zayıf olan barış ister. Savaş tarihlerinde böyle bir olay görülmüş değildir. Barış istemek ben senin üstünlüğünü kabul ettim demektir. Biz büyük devletiz diye övünüyoruz. Ondan sonrada bir avuç çapulcuya barış teklif ediyoruz. Buda yetmiyor? Barış süreci için karışı tarafa istekte bulunuyoruz. Bu barış sürecinin bir anlaşma neticesinde olduğu bu günkü söylemlerden anlaşılmakta dadır.

Zaten öyle olmasaydı? Örgüt durup dururken neden barış sürecini kabul etsin? Kendi çıkarına olacak bir anlaşma yapılmış ki kabul etmiş. Örgüt de bu sürede yapacağını yapmış. Bu süreci örgüt bozmamıştır. Çünkü örgüt elini kolunu sallaya salyaya istediği yerlerde dolaş biliyor. Rahatları beylerde yok. İstedikleri köye, istedikleri ilçeye, istedikleri şehre girip hazırlıklarını yapıyor. Bu kadar rahat hareket ederken, neden barış sürecini bozsun? Barış sürecini iktidar bozmuştur. Sebep 7 Haziran seçiminde iktidarı kaybetmesidir. Neden örgüt 7 Hazirandan önce eylem yapmadı da seçimden sonra eyleme başladı?

İktidar terörle mücadele ederek milliyetçi oyları geri almayı istemesinden dolayıdır ki. Tekrar seçime gidildi. Bakın istikrar bozuldu. Ülkede terör azdı denildi. Ben bir yandaş gazetenin manşetini hatırlıyorum. Ya başkanlı! Yada kaos diye başlık atmıştı. Ne tekim! Erken seçimde AKP % 49,5 oy alarak tek başına iktidar oldu. Oldu da ülke istikrar yerine istikrarsızlığa sürüklendi. Her gün şehit! Her gün gözyaşı! Her gün acı, hüzün yaşıyoruz. Bunun adına da istikrar deniyor.

İstikrarın bu duruma gelmesinde istikrara oy veren % 49,5´un payı büyüktür. Şimdi bu istikrarsızlıktan ülkeyi nasıl çıkaracaksanız çıkarın bakalım? Şimdi top bu % 49,5 oy verenlerdedir. Bu ayni zamanda vebal altında olmaktır. Bu vebalden nasıl kurtulacaksınız? Sesinizi çıkarmak sureti ile olacaktır. Her gün toplanıp biz desteğimizi çektik. İstikrar bozulmasın dediniz. Ülkeye istikrarsızlık geldi demeniz lazım. Zararın neresinden dönülürse kardır derler. Şayet ülkenin bu günkü durumundan vicdanınız sızlamıyorsa diyecek bir şey olmaz. Bu dünyanın birde altı var. Hep dünyanın üstünde duracak değilsiniz. Bir gün altına gideceksiniz. Orada bütün şehitlerin eli sizin yakanızda olacaktır. Saygılarımla.  

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! 23 ? 03- 2016 Mustafa KOÇAL



  • Pazar 15 ° / 5 ° Fırtına
  • Pazartesi 12 ° / 5 ° Fırtına
  • Salı 14 ° / 2 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

26.01.2020

  • İMSAK 06:49
  • GÜNEŞ 08:15
  • ÖĞLE 13:26
  • İKİNDİ 16:03
  • AKŞAM 18:27
  • YATSI 19:48
  • BIST 100

    122.142%-0,33
  • DOLAR

    5,9428% 0,12
  • EURO

    6,5556% -0,17
  • GRAM ALTIN

    300,44% 0,74
  • ÇEYREK ALTIN

    495,726% 0,74