Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


İKTİDAR TELAŞA KAPILDI

İKTİDAR TELAŞA KAPILDI


Türküm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

İktidar son güllerde hem kendisini, hem de ülkeyi çıkmaza doğru sürüklüyor. Çetelerden bahsediliyor. Paralel devletten bahsediliyor. Haşaşiler’den bahsediliyor. Böyle karmaşık bir durum var. Bir zamanlar ülkeyi Çetelerden temizliyoruz diye övünenler. Meğer ülkeyi çetelerden temizliyoruz derken. Çetelerle ve paralel devletle iç içe imiş. İşler karşılıklı çıkarlar doğrusunda güle oynaya yürüyormuş. Mahalli seçimler öncesinde anlaşmazlığın sebebi anlaşılamadı. İktidar ani bir kararla dershanelerin kapatılacağını açıkladı. Ne oldu ise bundan sonra oldu.

17 Aralıkta yolsuzluk ve rüşvet operasyonu yapıldı. Bu operasyona adı karışan bakanlar istifa ettirildi. Bakanlardan zafer çağlayan ile Muammer gülerin oğulları tutuklandı. Bakanlardan bayraktar istifa etti. Amma çok çarpıcı iddialar ortaya attı. “Başbakan yap dedi bende yaptım. Başbakanında istifa etmesi gerekir” dedi. İktidar bu operasyonu iktidara yönelik bir darbe olarak nitelendirdi. Bu operasyonun dış güçleri, faiz lobisinin yaptırdığı ileri sürüldü. Ülkede ne zaman böyle olaylar olduğunda. Dış güçler ve faiz lobisinin yaptırdığı ileri sürülüyor. Daha önce Ergenekon deniliyordu. Operasyonu yapanların bağlı olduğu bakanlığa haber vermemesi ileri sürülerek görevden almalar başladı. İktidar hemen bir yönetmelik değişikliği yaparak, operasyon yapanların bağlı oldukları makama haber vereme zorunluluğunu getirildi. Mahkeme bu yönetmeliği iptal etti. İkinci bir operasyonun yapılmasını İstanbul’a yeni atanan emniyet müdürü engelledi. Bundan sonra iktidarda telaş başladı. Emniyet tarumar edildi. Emniyet müdürleri, şube müdürleri, savcılar, hâkimler görevlerinden alınıp başka yerlere ve görevlere sürüldüler. İzmir de yapılan operasyon ile işler iyice karıştı. 2010 senesinde referandum ile değiştirilen HSYK’nın yapısı tekrar değiştirilerek, HSYK’nın adalet bakanlığına bağlanması çalışmaları başladı.

Başbakan her konuşmasında bir takım ifadeler kullanmaya başladı. Bir zamanların bağımsız olduğu söylenen yargının taraflı olduğu ileri sürülmeye başlandı. Gezi parkının kahraman ve destan yazan polisleri çete olmakla suçlanır hale geldi. Ülkede paralel devletin olduğu, çetelerin olduğu ileri sürüldü.  İyi güzelde bu görev yerleri değiştirilen savcılar, hâkimler, emniyet müdürleri, şube müdürleri ve polisler ne ile suçlanarak görevlerinden alındılar. Çeteci, paralel devletçi ve haşaşici olmakla suçlamış olmuyorlar mı? Çünkü devletin içersine sızmış çetelerden ve devletin içersine sızmış paralel devletçilerin olduğu iktidar tarafından açıklandı.

İyi güzelde bu görevden alınıp yerleri değiştirilenler. Yeni görev yerlerinde çalışırken çeteci, paralel devletçi vasıflarından arınmış mı oldular? Haklarında çeteci ve paralel devletçi olduğu iddia edilerek soruşturma açılan var mı? Ülke çetelerden temizleniyor derken yapılan operasyonlarda tutuklamalar gırla gidiyordu. Suçlarını dahi öğrenemeden senelerdedir hapiste yatmakta dadırlar.  Görevden alınma sebebi paralel devletçi olmak veya çeteci olmak olmasına rağmen tutuklanan yok.

İktidar iyice şaşkınlık ve telaş içersinde öyle telaş içersindeler ki. Anayasaya aykırı kanun çıkarmayı dahi göze alıyor. Yargıya müdahale ediyor. Adalet bakanlığı müsteşarı İpek İzmir Cumhuriyet başsavcısını telefonla arıyor. “ Savcıyı değiştir, tüm kararları iptal et, bu soruşturmayı durdur. Bunları yapmazsan sonucuna katlanırsın” diyor. İzmir Cumhuriyet başsavcısı Hüseyin Baş bu tehdit telefonunun saat ve dakikalarını belirterek, resmi tutanak haline getirip HSYK’ YA gönderiyor. Bu İzmir Cumhuriyet başsavcısı samsunda soluğu alıyor. Jet hızı ile İzmir deki görevinden alınıyor. Kuruluşu dahi olmayan bir mahkemeye gönderiliyor.

Başsavcının tutak olarak gönderdiği belge CHP lideri Kemal Kılıçtaroğlunun eline geçiyor. Başsavcı tutanağı ben HSYK’YA gönderdim. Kesinlikle tutanağı Kılıçtaroğluna ben vermedim diyor. Olay gayet basit! HSYK’nın içersinde iktidarın yargıya müdahalesini kabul n birilerini bu tutanağı sızdırdığıdır. Bakanlık müsteşarının tehdit telefonunu yargıya müdahale olarak görüyor musunuz? Bakın adalet bakanı ne diyor. “ Dosyayı kapatmazsan sonucuna katlanırsın sözleri yargıya müdahale değildir” diyor.

İktidarın referandum ile değiştirdiği HSYK’YI tekrar değiştirerek adalet bakanlığına bağlanma değişikliğini yapmak için. Mecliste şiddete dahi başvurduğu görülüyor. Bu olaylar iktidarın yolsuzlukların üstünü örtme çabalarıdır. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Bu yolsuzlukların arkasının geleceğini söyleyenlerin doğru söylediklerini bu olaylar ispatlamış oluyor. Büyük bir telaş içersindeler. Bu ülkeye yazık ediyorlar. Bu millet bunları hak etmiyor. Ne çeteleri istiyoruz. Ne paralel devlet istiyoruz. Biz Atatürk’ün Cumhuriyetinden başka hiçbir şeyi kabul etmiyoruz. Saygılarımla.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın Atatürk milliyetçiliği! Yaşasın Türk milleti! Yaşasın Atatürk sevdalıları!

  NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!  

23- 01- 2014 Mustafa KOÇAL

 

 

 

 

 



  • Cuma 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Cumartesi 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Pazar 18 ° / 6 ° Bulutlu

Balıkesir

22.11.2019

  • İMSAK 06:26
  • GÜNEŞ 07:53
  • ÖĞLE 12:59
  • İKİNDİ 15:33
  • AKŞAM 17:56
  • YATSI 19:18
  • BIST 100

    106.805%0,02
  • DOLAR

    5,6965% -0,06
  • EURO

    6,3064% -0,02
  • GRAM ALTIN

    268,40% -0,53
  • ÇEYREK ALTIN

    442,86% -0,53