KARINI SEVİYORUM ARAMIZDAN ÇEKİL !..
KARINI SEVİYORUM ARAMIZDAN ÇEKİL !..
Tarih: 25.8.2018 11:51:57
Hedef (GÜNDEM)

/resimler/2018-8/25/1153034675765.jpg

KARINI SEVİYORUM ARAMIZDAN ÇEKİL !..

 

Günün birinde adamın biri sizi karşınıza çektirse ve aynen "Karını seviyorum ve onunla birlikteyim. Seni aramızda görmek istemiyorum. Karından derhal boşanacaksın" derse tepkiniz ne olur?..
Bu, yerli bir dramada film repliği değildir.
Yaşanmış gerçek bir hikayedir. 
Olayın baş kahramanı, gözü dönmüş kart zampara erkek, dönemin kudretli T.C. Başbakanı Adnan Menderes´tir.
Yeryüzünde çok az evli erkeğin başına gelebilecek nitelikteki bu olayda açık tehdit alan adam donar kalır. 
Çaresizdir. 
Şiddetli bir kroşe alan boksörün abandone haline döner.
Karısıyla birlikte olduğunu, onu sevdiğini ve aralarından çekilmesi gerektiğini yüzüne tokat gibi haykıran kişi muktedir bir tek adamdır.
Direktifi havada asla asılı kalmayacak sevilen, sayılan, korkulan bir Başbakan´dır.

************
Genç bir avukat olan 1899 doğumlu Adnan Menderes, İzmir´in saygın ailelerinden Evliyazadelerin eğitimli, güzel kızları Fatma Berin hanımefendiyle 1929 yılında evlenir. 
Adnan bey 30, Berin hanım 24 yaşındadır.
1905 doğumlu Berin hanım zarif, bakımlı, güzel bir kadın olmasının yanısıra evinde hamarat, şefkatli bir annedir. 
Biri bebek sayılabilecek (Aydın Menderes) sağlıklı 3 erkek çocuk annesidir. 
Adnan Bey 2 yıl sonra 1931 yılında CHP Milletvekili olarak parlamentoya girmiş ve peşpeşe 4 ayrı seçimde Aydın Milletvekili olarak seçilmiş, 1945 yılında toprak reformu konusundaki aykırı çıkışları sonucu CHP´den ihraç edilmiştir.
Onu siyasete sokan kişi ise ulu önder Atatürk´tür.
Atatürk, bir toplantıda izlediği genç hukukçuyu beğenir ve etrafındakilere "Bu çocuğa sahip çıkın. Önemli vazifelere gelebilir.." demiştir ve dedikleri de kısa yaşamının her evresinde görüldüğü gibi aynen gerçekleşmiştir..
Adnan Menderes bir süre sonra kendisi gibi CHP´ye küskün Celal Bayar, Fuad Köprülü, Refik Koraltan ve Fatin Rüştü Zorlu ile Demokrat Parti´yi kurar. 
Türkiye´nin çok partili ilk seçimi olan 1950´de yüzde 52.7 oy almalarına rağmen seçim sisteminin bir lütfu olarak 420 milletvekiliyle Meclis´e girerler. 
Türkiye artık -izleri bugün de net görülen- yeni bir döneme adım atmıştır.
Türkiye´nin sevk ve idaresi hızla değişmekte, kamu yönetimini DP yandaşları doldurmaktadır.
Aynı yıl, yani 1950´nin Sonbaharı´nda Ziraat Bankası Genel Müdürü Mithat Dülge Ankara´da görkemli bir resepsiyon verir. Onur konuğu olarak Başvekil Menderes´te kalabalık salonda bulunmaktadır.
Gözleri salonda genç bir kadına zumlanır. 
Ceylan görünümlü bu afet, Adnan beyimizin adeta kalp ritmini bozar. 
Kimdir bu eşsiz peri kızı?..
Yanındaki DP Sakarya Milletvekili Rıfat Kadızade´ye sorar. Rıfat bey, daveti veren Mithat beyin yeğeni, henüz tanınmayan genç opera sanatçısı Ayhan Aydan olduğunu söyleyince, Adnan bey cazibeli, güzel kadına doğru yönelir.
Adnan bey o akşam Ayhan hanımla sohbeti koyulaştırır ve protokol kurallarını bir yana bırakarak yanına kimseyi yanaştırmaz, birlikte bahçeye çıkıp içkilerini yudumlarlar.
Romantik bir birlikteliğin ve drama senaryolarına konu olacak görülmemiş aşkın ilk adımı atılmıştır artık.
Menderes henüz öğrenmemiştir ama Ayhan hanım evlidir, üstelik 6 yaşında bir de oğlu vardır.
Sıhhıye semtinde Sağlık Bakanlığı´nın yanındaki sokakta, bir apartmanın giriş katında kiracı olarak oturmaktadır.
Ve ertesi gününe bambaşka bir Ayhan olarak başlar.

**********************

Sabah kapı çalar. 
Karşısında takım elbiseli, asker gibi saygılı duran bir kişi, önüne bakarak, Başvekilin selam ve hürmetleriyle, naçizane hediyesini getirdiğini söyler. 
Hediye dediği nesne, kapıda duran son model bir Amerikan otomobildir. 
1950 yılında Ankara kaşık kadar bir yerdir. 
Bir ucundan diğer ucuna yarım saatte yürümen mümkün. Ulus, Sıhhıye ve Kızılay.. neredeyse hepsi bu. 
Nüfus desen sahil köyü kadar. Birbirini tanımayan yok.
Özel aracı olan insan sayısı ise parmakla sayılacak kadar az.
Buzdolabının bile henüz evlere girmediği 1950 yılından söz ediyoruz.
Bugün bir çılgın aşığın sevgilisine Boeing uçak hediye ettiğini düşünün. Olay aynen bu.
Bu beklenmedik yıldırım aşk çok kısa sürede Ankara´da duyulurken Başvekilimiz de çocuklu, evli bir kadına aşık olduğunu öğrenmiştir artık.
Ancak gönül ferman dinlemez.
Sevda şerbetini içmiştir artık.
Adnan bey 51 yaşında, 21 yıllık evlidir. 
Bu ilişki onu bir anda sanki 30 yaşına döndürmüştür. 
Ayhan hanımla her gün görüşmeye, konuşmaya başlar.
Dahası, bazı önemli resmi görüşmeleri ve randevuları bile iptal edip makam aracıyla sevgilisine gidip saatlerce orada kalmaktadır.
Devlet adamlığı ciddiyetiyle bağdaşmayan bu davranışları Başbakan´ın yakın çevresi de onaylamamaktadır ancak hiç kimse ona dur deme cesaretini gösterememektedir.
Sadece Ayhan hanımın annesi kızını kenara çekerek bu ümitsiz aşktan hemen kopmasını, yoksa herkes için katlanılması çok zor sonuçlar doğuracağını söyler.
Ana hissiyatıdır işte bu.. 
Kimselerin göremediğini, bilemediğini, duyamadığını ve hissedemediğini görebilen annenin hissiyatıdır.
Öyle bir terazidir ki, gerçekleri miligramla tartar. Asla şaşmaz.
Ve tarihin akışında anne haklı çıkacaktır.

*************************

Ayhan hanımın kocası evden uzaklaşır, oğlu Londra´ya gönderilir ve 14 yaşındayken trafik kazasında ölür.
Opera sanatçısı Ayhan hanımla Başbakan Adnan beyin aşklarının meyvesi ise beklenenden çok erken dünyaya gelir. Evde doğan erkek bebek ancak 7-8 saat yaşadıktan sonra gözlerini kapatır. Bu bebek halen Cebeci Asri Mezarlığı´nda yatmaktadır. Mezarlık ve defin kayıtlarında sadece annesinin, yani Ayhan Aydan´ın adı geçer. 
Bu olay Yassıada duruşmalarının ünlü "Bebek Davası" olarak anılarda yerini korumaktadır. 
Bu davada sanık olan Adnan Menderes, kendisine yöneltilen kasıtlı ve anlamsız suçlamalara rağmen suçsuz görülüp, beraat etmiştir. 
Duruşmada tanık olarak dinlenen anne Ayhan Aydan, kalabalık mahkeme heyetinin karşısında dimdik durarak Menderes´i çok sevdiğini, ondan çocuk sahibi olmayı çok arzu ettiğini, bunun da gerçekleştiğini ancak kaderin önüne geçilemeyeceğini, yaralı ama gururlu bir kadın olarak mertçe dile getirir. 
Bu korkusuz ve yürekten gelen dürüst ifadenin hem mahkeme heyetini hem de tribünlerdeki dinleyicileri derinden etkilediğini, salonda duygusal kesitler yaşandığını anımsarız. 
Zaten o günlerin gazete haberleri ile yorumlardan da kamuoyunda "Keşke yaşanmasaymış. Ne talihsizlikmiş bu böyle.." havasının estiği hatırlardadır.

*********************

Gelelim işin bir başka yönüne.. Ayhan hanımın talihsiz kocası o dönemin ünlü müzisyeni Hasan Ferit Anlar´dır. 
Dünya klasik müziğinin mabedi sayılan Viyana´da eğitim görmüştür. Kanun virtüözüdür. 
Deyim yerindeyse telleri okşamaya başladığı zaman kanun kimi zaman hüzünle, kimi zaman coşkuyla adeta konuşmaya başlar.
O dönemde dünya müzik otoriteleri "Muhteşem Türk Beşlisi"nden söz etmekte ve yetişen bu müzisyenlerin yeni eserler sunmasını beklemektedir. 
Bu yetenekli grubun abisi, otoritesi, kıdemlisi, hocası Hasan Ferit Anlar beydir. 
Grubun gelecek vaadeden diğer dört müzisyeni ise; Ahmet Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey, Ulvi Cemal Erkin, Necip Kazım Akses´tir. 
Bu dört müzisyenimiz genç yaşta "Devlet Sanatçısı" ünvanını almış ancak Menderes´in talimatıyla Hasan Ferit Anlar´ın hakkı çiğnenmiştir.
Atatürk, ilk operanın bestelenmesini emretmiş, sofrasında her fırsatta sanatçılara yer vermiş ve sanatı olmayan bir toplumun asla yücelemeyeceğini defalarca tekrarlamış bir önder.. ve onun aramızdan ayrılışından 13 yıl sonra bir Başbakan´ın sevgilisinin kocasını cezalandırmak adına aldığı basit, aptalca, haksız bir karar. 
Hasan Ferit Alnar sanatçı duygusallığı ve yaşamın kendisine sunduğu çarpıklık içinde doğal olarak hayata küser.
Bu olay Cumhuriyet tarihimizde bir siyasinin bir sanatçıyı keyfi cezalandırdığı ilk kötü örnek olaydır.
Ne yazıktır ki; İyi örnekleri kopyalamakta acemi ama kötü örnekleri kopyalamakta usta olan bazı siyasetçilerimiz, günümüzde de sırf kendi meşreplerine uymadığı gerekçesiyle, makul ve mantıklı bir açıklama bile yapmaktan aciz şekilde sanat insanına karşı gaddar ve kindar olabiliyorlar. 
Her neyse.. tarih en yüce hakimdir.

********************

Adnan Menderes Yassıada´da vatana ihanet suçlamasıyla idama mahkum edildi. Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile beraber İmralı adasına nakledildi. 
Tarih 17 Eylül 1961. Öğlen saat 13.20 sularında Adnan Menderes beyaz kefeniyle, boynunda idam fermanıyla darağacına çıkarıldı. 
Bir dönem kapanmıştı artık. 
İmralı´da izbe bir köşeye Polatkan, Zorlu ve son olarak Menderes´in naaşları gömüldü.
Kimdi bu Adnan Menderes?
Çok eşli olabilen hiperaktif bir doyumsuz erkek mi?
Seksüel fantazileri sınır tanımayan bir maceraperest mi?
Gerçek mutluluğa erişememiş, kişiliğini bulamamış, arayış içindeki zavallı, çocuksu bir aşk kölesi mi?
Gizli ilişkilerden müthiş keyif ve heyecan duyarak iç dünyasında yarattığı fırtınalarla kendini fenomen yerine koyan bir manyak mı? 
Her çiçekten bal toplamaya yatkın, sıradan, bildik bir kart horoz zampara mı?
Yoksa daha farklı, daha renkli bir hasta, bir klinik vaka mı?
Bilemiyoruz.
Öğrenmek için vakit artık çok geç.
Zira Adnan Menderes´in tutkulu aşkı sadece Ayhan hanımla sınırlı değil.
Onunla tanışmadan önce, evli olmasına rağmen Ankara´da milletvekili olmadığı 1946 yılında Mukaddes isimli bir kadınla bir süre kaçamak aşk yaşıyor. Dönemin derin devleti bunu belirliyor.
Menderes´in beklenmedik, şaşırtıcı aşk bombası ise İstanbul´da 1953 yılında patlıyor. 
İstanbul Emniyet Müdür muavini Ferit Avni Sözen´in normal tayini çıkar. 
Karısı Suzan hanım bu tayini isterse Başbakan Menderes´in durduracağını öğrenince ricacı olur. 
Suzan hanım Rus anneden ve Türk babadan olma, sarı saçlarıyla, ince belli fiziğiyle erkeklerin rahatça başını döndürebilecek fiziki kapasiteye sahip bir kadındır. 
Roman yazarıdır. Genellikle aşk romanları kaleme alır.
Menderes ilk görüşte Suzan hanıma da adeta vurulur.
Polis kocasının tayinini durdurmakla kalmaz, emniyet teşkilatında ona derece kazandırır.
Suzan hanım romantik olduğu kadar gücü seven, ihtiraslı bir kadındır.
Çok kısa sürede ikisi arasında ilişki başlar.
Suzan hanım Teşvikiye´de, İstanbul´un en gözde apartmanlarından biri olan Belveder Apartmanı´nda 4. katta oturur. Menderes sık sık eve gelmektedir.
Bu apartmanın kapıcısının şimdilerin holding patronu İbrahim Polat olduğu, süreç içinde Menderes sayesinde o dönemler bomboş olan Beşiktaş Fulya´da arsalar ve yüklü bahşişler aldığı ve hatta oğlu Adnan Polat´ın adının Menderes´in izniyle konulduğu, dedikodusu yaygındır.
Taksim´de İstanbul´un panoramik manzarasına sahip ünlü Park Otel´in kral dairesi de Menderes´in çok sık kullandığı mekanlardan biridir. 
Burada Suzan hanımla rakısını yudumlayıp İstanbul´un imarı konusunda sohbet ederken, eşi polis müdürü resmi kıyafetiyle aşağıda nöbet beklemektedir.
Sonuç olarak Adnan Menderes nikahlı karısını aldatan, kaçamak aşk yaşayan hercai bir erkektir.
Daha sonra evli ve çocuklu bir kadına aşık olur. 
Sevgilisini paylaşamayacağını belirterek nikahlı kocayı tehditle uzaklaştırır. 
Gözü kimseleri görmeyen kazanova Başbakan bir süre sonra İstanbul´da bu kez yine evli bir kadına sırılsıklam aşık olur.
Gönül maceraları dizi filmlere senaryo olacak kadar ilgi çekicidir.
Hayatına giren farklı kadınlarla mutlu bir beraberelik ve yaşam kuramamış, bu fırtınaları doğal olarak kimi zaman görevine yansıtmış kişidir. 
Yargılanırken, özel hayatı ve sevgilileri elbette konu olmuş, bu kadınlar ile yakın çevresine milletin parası olan örtülü ödenekten nasıl harcamalar yaptığı sorulmuştur. 
Kararı verecek hakimlerin, yargılanan kişinin özel hayatından veya konumundan artı veya eksi yönde etkilenmemesi söz konusu olabilir mi? 
Bu durumda; Menderes´in kaderini belirleyen mahkeme kararında, ortalığa saçılan özel hayatındaki renkli yaşamın acaba etkisi var mıdır?
Hayır demek mümkün mü?
Yarım asırdan fazla zaman geçmesine rağmen Adnan Menderes´i görmemiş, tanımamış, o günlere, olaylara tanık olmamış pek çok kişi onu bugün "Demokrasi şehidi" olarak tanımlamaktadır.
Bu tamamen anlamsız, tutarsız ve cahilce bir yaklaşımdır.
O günün muhalefet partisi olan CHP ile lideri rahmetli İnönü´yü yıpratmayı, karalamayı hedef alan ucuz bir propaganda taktiğidir.
Menderes, kendisinden kaynaklanan inanılmaz hatalarla sonunu hazırlamış, kudretli ama çok talihsiz, mutsuz bir insandır. "Demokrasi şehidi" ünvanını alacak tek bir girişimi veya olayı yoktur.
O´nu rahmetle ve siyasi geçmişimizde izler bırakan bir Başbakan olarak anmak, yaşanmışlardan dersler çıkarmak, tarihimiz adına sanırım daha yerinde ve gerçekçi olacaktır.

CAHİT ÇATALOĞLU
18/08/2018

Anahtar Kelimeler: KARINI, SEVİYORUM, ARAMIZDAN, ÇEKİL
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Cumhuriyet kadını (15 Ekim 2018 - Pazartesi)
İŞTE O SAPIKLAR (08 Ekim 2018 - Pazartesi)
UZAYA DOĞRU GİDERKEN (30 Eylül 2018 - Pazar)
Yalnız bir adam.... (09 Eylül 2018 - Pazar)
Kuran´ı Kerim ile aramız açıldı. (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Bilmediğimiz kahramanlardan biri. (26 Ağustos 2018 - Pazar)
TARİKATLARIN TÜRK DÜŞMANLIĞI (29 Temmuz 2018 - Pazar)
GELDİ BOR´UN PAZARI - 1 (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Ey İnsan (06 Temmuz 2018 - Cuma)
HEKİMLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI (12 Nisan 2018 - Perşembe)
DEĞERLİ ARKADAŞLARIM, (09 Nisan 2018 - Pazartesi)
ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİ... (16 Şubat 2018 - Cuma)
İcra İflas Kanunu Madde 82/4 (07 Şubat 2018 - Çarşamba)
Cehalet psikolojisi (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
O´nun Hiçbir Zorunluluğu Yoktu… (30 Aralık 2017 - Cumartesi)
Güne dair seçmeler (05 Aralık 2017 - Salı)
Tarihten Özel Bir Anı !.. (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
TEOG GİDİYOR, YERİNE NE GELİYOR? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Merve Kavakçı Büyükelçi oldu. (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Bir Öğretmenin Ağlatan Hatası (04 Haziran 2017 - Pazar)
KOMPLO TEORİLERİ (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kumpas timi sinyal verdi (01 Haziran 2017 - Perşembe)
KURTDERELİ MEHMET PEHLİVAN (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Vatan sağolsun (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Çanakkale´nin gayrimüslim şehitleri (27 Şubat 2017 - Pazartesi)
Japon Gelenekleri (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Değerini anlayan bilir.. (15 Ocak 2017 - Pazar)
"Suikastçıyı tanıyorum" (23 Aralık 2016 - Cuma)
Rus casuslarının peşindeki iksir: Kefir (15 Aralık 2016 - Perşembe)
30 Ağustos Zafer Bayramı (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
Yaralı Kuş (02 Ağustos 2016 - Salı)
ALDATAN PUT (31 Temmuz 2016 - Pazar)
Ahlaksızlara kapak olsun (02 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Kim bu adam? (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
"27 Mayıs darbeyse, 4 Mayıs ne?"... (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
VE TANRI KADINI YARATTI... (22 Nisan 2016 - Cuma)
İNSANLIĞIN ÖLDÜĞÜ GÜN... (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
Bilmemek ayıp değil (13 Mart 2016 - Pazar)
resimdeki kadını hatırladınız mı? (07 Mart 2016 - Pazartesi)
“Tatlıya Bağlayalım“ (21 Şubat 2016 - Pazar)
Gökçe Fırat´tan tarihi hatırlatma (05 Şubat 2016 - Cuma)
OSMANLININ 444 YIL SÜREN AŞAĞILIK YAŞAMI (04 Şubat 2016 - Perşembe)
İRANLI BİR GAZETECİNİN UYARILARI. (25 Ocak 2016 - Pazartesi)
Cebinizdeki 50 tl (12 Ocak 2016 - Salı)
Ve insan (30 Aralık 2015 - Çarşamba)
KAZI BAĞIRTMADAN YOLMAK (29 Aralık 2015 - Salı)
Elebaşı Seyit Rıza (17 Kasım 2015 - Salı)
*PARİS´TE BİR İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ* (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
SAHTE ALKOL VE İÇKİ ZEHİRLENMELERİ (04 Kasım 2015 - Çarşamba)
REŞİT GALİP (24 Ekim 2015 - Cumartesi)
*BAŞKA ÇÖZÜM YOK* (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
TERÖRÜN BELİ KIRILDI MI? (08 Ekim 2015 - Perşembe)
OKUMAYA DEĞER ...Paradigma.. (06 Ekim 2015 - Salı)
*NEREYE* (03 Ekim 2015 - Cumartesi)
İhanet ettiler (02 Ekim 2015 - Cuma)
Milletim Uyan! (01 Ekim 2015 - Perşembe)
SUSKUNUM (27 Eylül 2015 - Pazar)
Tükendim (26 Eylül 2015 - Cumartesi)
YENİ DİNİ MERKEZ (20 Eylül 2015 - Pazar)
BİLİYOR MUSUNUZ? (18 Eylül 2015 - Cuma)
Herşey vatan için (11 Eylül 2015 - Cuma)
BUNU MU İSTİYORSUNUZ? (07 Eylül 2015 - Pazartesi)
BAGFAŞ (29 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Hikâyenin adı 600 Milyar Dolar (29 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Dayamışsın sırtını Devlete… (28 Ağustos 2015 - Cuma)
TÜRKLERİ SEVMEYEN OSMANLI (25 Ağustos 2015 - Salı)
65 TÜRKLERİ SEVMEYEN OSMANLI… (22 Ağustos 2015 - Cumartesi)
KAÇAN DELİLER! (15 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Neden boğularak ölünür (06 Ağustos 2015 - Perşembe)
İNSAN SUDA NEDEN BOĞULUR.. (04 Ağustos 2015 - Salı)
Evet Kürt kardeş!... (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Ay Vurunca Yüzüme (19 Temmuz 2015 - Pazar)
ON YUMURTA KAÇ ÖĞRETMEN EDER? (Alıntı) (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Onkolog kanser olursa (11 Temmuz 2015 - Cumartesi)
“KARDEŞ KARDEŞE BORÇ VERMEZ” (10 Temmuz 2015 - Cuma)
*BİLİNEN TARİHİN BİLİNMEYEN YANLARI* (08 Temmuz 2015 - Çarşamba)
İsim koyarken aklınızda bulunsun (07 Temmuz 2015 - Salı)
Malatyalı Şeker imam (05 Temmuz 2015 - Pazar)
Barış Manço (05 Temmuz 2015 - Pazar)
*TÜRKİYE´Yİ ATEŞE ATMAK…* (30 Haziran 2015 - Salı)
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR (30 Haziran 2015 - Salı)
Çayın Faydaları Nelerdir? (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
BALKAN KAHRAMANI ENVER BEY-1 (28 Haziran 2015 - Pazar)
*HAFTANIN İĞNELERİ* (27 Haziran 2015 - Cumartesi)
Bu oyun halen devam ediyor mu? (25 Haziran 2015 - Perşembe)
HAYATA DAİR ÖĞÜTLER (24 Haziran 2015 - Çarşamba)
Vatana Aşklarını Feda Edenler (23 Haziran 2015 - Salı)
*TİMSAH GÖZYAŞLARI…* (21 Haziran 2015 - Pazar)
*YENİ TÜRKİYE´NİN SAVAŞI* (20 Haziran 2015 - Cumartesi)
YAZIKLAR OLSUN! (20 Haziran 2015 - Cumartesi)
HAYATLAR... (19 Haziran 2015 - Cuma)
SANA MEKTUP (17 Haziran 2015 - Çarşamba)
KIZMAK YOK (16 Haziran 2015 - Salı)
Dahi, deli, Albert Einstein (09 Haziran 2015 - Salı)
KIRIM (07 Haziran 2015 - Pazar)
SEÇİMDEN SONRA NE OLACAK? (06 Haziran 2015 - Cumartesi)
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE deVAR MIYDI? (05 Haziran 2015 - Cuma)
Emniyet’ten ziyade TSK’da etkinler (02 Haziran 2015 - Salı)
ÇEVRE FELAKETİ YAŞIYORUZ (30 Mayıs 2015 - Cumartesi)
*ŞEYTAN AMERİKA* (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
" PİL YİYİN! Daha Faydalı!... (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Varsın gülmesin... (31 Mart 2015 - Salı)
BİZİM ÖLÜMÜZDE VATAN KURTULUR (21 Mart 2015 - Cumartesi)
Nazım Hikmet`in Necip Fazıl`a mektubu: (14 Mart 2015 - Cumartesi)
Ömer Hayyam (13 Mart 2015 - Cuma)
BETER geldi geçti... (09 Mart 2015 - Pazartesi)
ZEYTİNYAĞI (27 Şubat 2015 - Cuma)
BÜYÜK İSKENDER`İN 3 İSTEĞİ (10 Şubat 2015 - Salı)
Yakıştım.. (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
İBB Pankartı (26 Aralık 2014 - Cuma)
Sarıkamış... (23 Aralık 2014 - Salı)
Mezar taşı... (11 Aralık 2014 - Perşembe)
Açlık (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Nokta... (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
BASIN ARKA KAPIDAN!.. (02 Aralık 2014 - Salı)
BİR PİRİNÇ TANESİ ... ( ! ) (27 Kasım 2014 - Perşembe)
Soyguncu (18 Kasım 2014 - Salı)
Hayvan oğlu hayvan gazi (04 Kasım 2014 - Salı)
“KARDEŞ KARDEŞE BORÇ VERMEZ” (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
HERKES SEYREDİYOR (07 Ekim 2014 - Salı)
Parasız seyahat (04 Ekim 2014 - Cumartesi)
Kürtaj (02 Ekim 2014 - Perşembe)
Fareler (28 Eylül 2014 - Pazar)
26 Eylül Türk Dil Bayramı (26 Eylül 2014 - Cuma)
Anahtar (15 Eylül 2014 - Pazartesi)
Kadın (07 Eylül 2014 - Pazar)
O.... çocukları (25 Ağustos 2014 - Pazartesi)
BAYRAM TEBRİĞİ ( AZİZ NESİN) (29 Temmuz 2014 - Salı)
Diş Teli Kullananlar Bayramda Neler Yapmalı? (28 Temmuz 2014 - Pazartesi)
Zeytin öyküsü (26 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Sonsuz Sifa, Kuva-i Milliye Mustafa ile birlikte (23 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Üç adayın ortak noktası...! (21 Temmuz 2014 - Pazartesi)
Hasan Fahri Polat` tanıyalım: (14 Temmuz 2014 - Pazartesi)
``Ülke bölünüyor`` (13 Temmuz 2014 - Pazar)
Ders (03 Temmuz 2014 - Perşembe)
Cemaat ve Barzani (16 Haziran 2014 - Pazartesi)
LAFIN BİTTİĞİ YER.... (16 Haziran 2014 - Pazartesi)
BİR ŞEHRİN YERLİSİ OLMAYI GÖZE ALMAK (14 Haziran 2014 - Cumartesi)
Kızılbaş (27 Mayıs 2014 - Salı)
*İYİ HAFIZ!* (26 Mayıs 2014 - Pazartesi)
*SOMA’DA KARA ÖLÜM* (20 Mayıs 2014 - Salı)
DEVRİM Mİ? İHTİLAL Mİ..? (18 Mayıs 2014 - Pazar)
Kim Kime? (17 Mayıs 2014 - Cumartesi)
*14.MAYIS.2014 - BASIN BÜLTENİ* (16 Mayıs 2014 - Cuma)
YAZMAK YA DA YAZMAMAK (09 Mayıs 2014 - Cuma)
ATATÜRK`TEN BİR ANI (20 Nisan 2014 - Pazar)
SEÇİM SONUÇLARI (07 Nisan 2014 - Pazartesi)
Eğitim mi önemli cibilliyet mi? (17 Mart 2014 - Pazartesi)
BİZİM HİÇ Mİ SUÇUMUZ YOK? (14 Mart 2014 - Cuma)
ADALETE AĞIT!... (10 Mart 2014 - Pazartesi)
ÇOK YANLIŞLAR YAPTIN SANCAK BEYİ ÇOK (06 Mart 2014 - Perşembe)
GİZLEDİLER.... (21 Şubat 2014 - Cuma)
Malatyalı Orospu Kezban... (15 Şubat 2014 - Cumartesi)
BU KAVGA BİTMELİ (06 Şubat 2014 - Perşembe)
Yerli malı, yurdum malı !... idi (22 Ocak 2014 - Çarşamba)
KİME OY VERMEYECEĞİM? (13 Ocak 2014 - Pazartesi)
Konu: Başbakan ve oğlu... (10 Ocak 2014 - Cuma)
NELER OLUYOR ? (03 Ocak 2014 - Cuma)
EVLADA ÖĞÜT (02 Ocak 2014 - Perşembe)
Yeni yılda Önemli olan bunları yapabilmek (30 Aralık 2013 - Pazartesi)
BAŞKA BİR BAKIŞ AÇISI (25 Aralık 2013 - Çarşamba)
EMPERYAL SAVAŞ (19 Aralık 2013 - Perşembe)
İffet Anıtı, Akdamar... (10 Aralık 2013 - Salı)
ATATÜRK`TEN ŞEYHE DERS... (10 Aralık 2013 - Salı)
YALAKALIK NEDİR? (04 Aralık 2013 - Çarşamba)
ENGEL BEDENLERDE Mİ - YÜREKLERDE Mİ? (03 Aralık 2013 - Salı)
TAŞLAR YİNE BAĞLANDI MI ACABA? (29 Kasım 2013 - Cuma)
BU BÜROKRATLAR SİZİN BAŞINIZI YİYECEK (27 Kasım 2013 - Çarşamba)
Kahin (21 Kasım 2013 - Perşembe)
Aldanma oğul!... (17 Kasım 2013 - Pazar)
BİTİRİN PİYASALARI DA GÖRÜN GÜNÜNÜZÜ (11 Kasım 2013 - Pazartesi)
BU MİLLET AYAKTA UYUMUYOR (31 Ekim 2013 - Perşembe)
Yaşasın Cumhuriyet (29 Ekim 2013 - Salı)
ZÜLFÜ Livaneli`den dehşet bir yorum! (26 Ekim 2013 - Cumartesi)
BAYRAM BUDUR... (14 Ekim 2013 - Pazartesi)
Günün konusu (04 Ekim 2013 - Cuma)
Gençlere... (02 Ekim 2013 - Çarşamba)
YÜRÜ YA KULUM!... (01 Ekim 2013 - Salı)
BİR KÖYÜN "YOKOLUŞ" ÖYKÜSÜ (30 Eylül 2013 - Pazartesi)
KAYBETTİKLERİMİZ (28 Eylül 2013 - Cumartesi)
İŞTE SON DURUM!.. (10 Eylül 2013 - Salı)
Ne idik !, Ne olduk ?... (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
DOMUZLAR KÖRFEZİ ÇIKARTMASI (28 Ağustos 2013 - Çarşamba)
Romantik Şeytan (26 Ağustos 2013 - Pazartesi)
Rabia (24 Ağustos 2013 - Cumartesi)
Topal Osman... (22 Ağustos 2013 - Perşembe)
Kızıl elma (21 Ağustos 2013 - Çarşamba)
Gemi azıya almışlar... (20 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim zamanımızda okul (19 Ağustos 2013 - Pazartesi)
SİZİN DIŞ POLİTİKANIZI SEVSİNLER (15 Ağustos 2013 - Perşembe)
Bayramlar mı eski, yoksa biz mi yaşlandık? (10 Ağustos 2013 - Cumartesi)
YILKILMASIN MI BU KEPAZE DÜZEN !...? (09 Ağustos 2013 - Cuma)
KORKUNUN AYAK İZLERİ (07 Ağustos 2013 - Çarşamba)
İşte haber size… (06 Ağustos 2013 - Salı)
Kimse var mı, orada ?... (06 Ağustos 2013 - Salı)
Korku !... (04 Ağustos 2013 - Pazar)
AHLAKIN SUKUT ETTİĞİ DÜZEN (30 Temmuz 2013 - Salı)
Türk yurdu neresi? (26 Temmuz 2013 - Cuma)
Basın vesayet altında (25 Temmuz 2013 - Perşembe)
BU UNUTULUR MU ? (Ama maalesef unuttuk...) (24 Temmuz 2013 - Çarşamba)
İbretlik Ders (23 Temmuz 2013 - Salı)
POSTALSIZ DARBELERİN MÜSEBBİBİ SENSİN!.. (22 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Tilkinin orucu (21 Temmuz 2013 - Pazar)
Gerçek sevgi.. (20 Temmuz 2013 - Cumartesi)
HAYATINIZ SEÇTİĞİNİZ KADINDIR.. (18 Temmuz 2013 - Perşembe)
Yargılanacaksınız!... (17 Temmuz 2013 - Çarşamba)
Horoz ve Tilki Hikayesi! (16 Temmuz 2013 - Salı)
Şair Solmaz Akça`dan (15 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Dost olmalı (14 Temmuz 2013 - Pazar)
Açılım!... (12 Temmuz 2013 - Cuma)
hayat!... (12 Temmuz 2013 - Cuma)
İki ayyaş!... (10 Temmuz 2013 - Çarşamba)
Ben Ağladım! (28 Ekim 2011 - Cuma)
Sayfa:
DOLAR
5.6134
EURO
6.4316
Reklamlar

 /resimler/2018-9/26/1034213116671.jpg

/resimler/2018-9/26/1626050405990.gif

/resimler/2018-6/14/1717156314892.gif

/resimler/2018-6/14/1724418446949.gif

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

 

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir Hava Durumu
Bugün
Bulutlu
20°
13°
Salı
Bulutlu
20°
10°
Çarşamba
Fırtına
22°
11°
Perşembe
Parçalı bulutlu
13°
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Namus görünmez bir cevherdir; çok kere ona sahip olmayanlar sahipmiş gibi görünürler.

Shakespeare
1601 Kanije Müdafaası
1831 Padişah fermanı ile başlık parasının yasaklanması
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ? -Hapşırdığınız zaman kalbinizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur. (Ya bi kez griptim hesapladım 120 kez hapşırmışım demek ki kalbim 1 dakika durmuş o gün) -Eiffel kulesinin tepesine çıkana kadar

İlginç Bilgiler
Taze deniz ürünlerini hava geçirmez ve kapaklı bir kap içinde buzdolabında saklayın. En fazla iki gün içinde tüketin. Dondurulmuş deniz ürünlerini alışveriş sonrasında orijinal ambalajında derin dondurucuya koyun.

Deniz Ürünleri Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları