Karma Ekonomi Modeli
Karma Ekonomi Modeli
Tarih: 19.9.2019 08:19:30
Murat SERT

Biz Türkler millet olarak bir Avrupalı ya da Orta Doğululardan farklıyız. Devletçi ve halkçı bir dünya görüşüne sahibiz. Genlerimizde halen atalarımızdan gelen feth etme genetik mirası mevcut. Çalışarak, kazanarak devlet otoritesini güçlendirmeye çalışırız. Bu sayede güçlü devlet ve güçlü millet anlayışı ile içten gelen adalet ve eşitlik kavramını tesis etmeye çalışırız. Örneğin kök atalarımızın şaman genetik mirasından gelen doğa ile bütünleşme, doğayı koruma, tüm canlılarla eşit yaşama içgüdülerimiz vardır. Bu sayede yaşamın olağan döngüsünü koruyup onunla birlikte yüceleceğimize inanırız, tuhaf geldi değil mi?  Maalesef ki öyle…

Gerçekten tuhaf, çünkü bizler kök atalarımızın genetik çizgisinden sapalı, çok kültürlü bir millet olalı yüzyıllar oldu. Bu nedenle atalarımızın gelenek ve törelerini unutup sürekli farklı milletlerin anlayışlarını ithal etmeye çalıştık. Sınırlarımızın 3 kıtaya ve pek çok millete dayanması kültürel zenginliğimizi arttırırken bu kültürel zenginliği yönetebilmek ve bundan en üst düzeyde istifade edebilmek oldukça güçtü. Nitekim Avrupa da yükselen milliyetçilik ve bağımsızlık akımı Osmanlı´nın da temellerini sarsıp çökertiyordu.

Gelelim konuya, bunların karma ekonomi modeliyle ne alakası var. Şöyle ki, her şeyde olduğu gibi ekonomik anlayışta da ithal fikirlere sahibiz ve bu ithal fikirlerin sıkıntısını yaşıyoruz. Batılı tarzda bir serbest piyasa ekonomisi yani Amerikan modeli bize hiç uymaz, bu model bizde tutmaz. Çünkü onlar sözde demokratik bir şirketler topluluğu devleti kurdular. Devleti ayakta tutan ve geliştiren güç, sahip oldukları sermaye topluluklarının ar-ge çalışmaları ve pazar ele geçirme savaşları. Amerikan vergi sistemi çok ciddi yaptırımlar üzerine kurulu ve onların bu konuda ne affı ne de şakası var. Bir de Amerikalıların sermaye teşvikleri, bilimsel süreçleri, melek yatırımcıları oldukça inanılmaz. Mesela bir fikriniz mi var? Emin olun sizin elinizden, tutacak ortak olacak pek çok insan çıkar karşınıza.

Amerika´daki insanlar arası organik bağ bir millet olmaktan daha ziyade iş yapma ve para kazanma üzerine kurulu. Hollywood her ne kadar bir Amerikan kültürü yaratmaya çalışsa da, onların birbirlerine ve ülkelerine olan bağlılığı bireysel güvenliğe ve kazanca bağlı. Avrupa´da ise durum daha da farklı çünkü onların tarihlerinden gelen soyluları ve asilleri var. Her ne kadar ön planda olmasalar bile devletlerin yönetiminde ciddi söz sahibiler. Ülke ekonomilerinin önemli bir kısmını onların teşebbüsleri ayakta tutuyor. Avrupa´daki insan hakları, hukuk sistemi, özgürlükler, iş hayatı ve eğitim gibi önemli toplumsal dinamikler oldukça gelişmiş olduğundan işçi sınıfıyla sermaye sınıfı barış içinde sahip oldukları zenginliklerin konforunu sürüyorlar.

Biz ülkece serbest piyasa ekonomisini başarıyla sürdürüp küresel bir aktör olacak ne Amerika gibi güçlü sermaye ve bilim topluluklarına sahibiz ne de Avrupa gibi ciddi anlamda yatırım yapacak ve ülke ekonomisini ayakta tutacak elit sınıfa sahibiz. Bizim serbest ekonomi modelimiz ancak dış borç destekli ve yabancı ortaklı bir model olur. Bunun dışında çağımızın gerektirdiği ulusal küresel markaları yaratmamız ve küresel oyuncu olmamız oldukça güç. Ancak durum bu kadar vahim değil tabii ki, meslek odalarımız, bakanlıklarımız, iş örgütlerimiz, üniversitelerimiz çalışıyor ellerinden geleni yapıyorlar fakat yine bir şey eksik. Sermaye ve siyasi istikrar, bunu da yancı olmaktan kurtulmadan elde edemeyiz.

Hükümetler istihdamı ve üretimi arttırıp ihracatı desteklemek için sanayiciye ellerinden gelen güzelliği yapmaya çalışıyorlar. Güzellikte bir yere kadar, bunun topluma bir maliyeti var. Göz ardı edilen bu maliyet vatandaşa vergiler, zamlar ve ek ödemeler olarak yükleniyor. Bizim toplum yapımız ve dinamiklerimiz batıdan farklı, hele ki doğu ve orta doğuyla kıyaslanamaz bile.  Bu nedenle ithal ekonomik modeller, uydurmalar ve benzetmeler yerine kendi modelimizi kurup ayağa kaldırmak zorundayız. Dış borç destekli yatırımlar yerine iç yatırım fonu kaynaklı yatırımlara yönelmeliyiz. Yani devlet vergi ile ülkenin bir kısmını ezip diğer kısmını yaşatmak yerine, sermayedar ortak olup özel sektörü desteklemeli ve küresel markalar yaratmalı. Vatandaşın vergi yükünü hafifletip ihtiyaç duyduğu gelirleri kar payı olarak sağlamalı. Bu gün vatandaşın brüt kazancının yüzde elliden fazlası vergiye gidiyor, bu korkunç bir rakam. Halk üzerindeki vergi yükü şu anlama geliyor, vatandaşlar ödeme ve tüketim dengelerini korumak için ya tüketimi azaltacaklar yada ikame mallara yönelecekler. Bu, talebi daraltacağı için arzı olumsuz etkileyip istihdamı düşürecektir. Düşen istihdam tüketimi daha da aşağı çekeceği için tersine dönen ve küçülen bir sanayi çarkı çıkıyor ortaya. Bu noktada ihracat can simidi olarak bize yetişiyor. Allah´tan düşen TL´nin değeri Türk mallarını küresel piyasalarda daha ucuz hale getiriyor da fiyat avantajıyla ciddi pazar payı yakalayabiliyoruz. Bu anlamda Çin´e önemli bir rakibiz.

Sonuçta yine ucuz yırtıyormuşuz gibi görünsek de artan devlet harcamaları için devlet elini vatandaşın cebinden çekmeli, ihtiyaç duyduğu parayı kendi kazanmalı. Özel sektöre ve özel müteşebbise sermayedar ortak olmalı. Gelelim konunun başına, bizim için devletin varlığı ve millet bilinci herşeyin üstündedir. İthal ideolojiler ve akımlar bizim ulusal ayarlarımızı ciddi anlamda bozmaktadır. Devlet millet içindir millet devlet içindir görüşüyle yüzyıllarca sayısız devlet kurduk. Ne zaman ki millet; bir zümreye, bir aileye, bir saltanata hizmet eder onun için çalışır onun için savaşır hale gelmiştir, o zaman gerileme ve çöküş başlamıştır. Biz genetik ayarlarımıza dönmek zorundayız, kendi ekonomik modelimizi yaratmak zorundayız. Bakın akıllı akıllı gençlerimiz üniversite biter bitmez girişimci olmak yerine KPSS ile devlet dairesine girme eğiliminde. Bunun sosyal nedenlerinin yanı sıra bizlerin genetik mirasından gelen devletçilik ve halkçılık var. Bu nedenle literatürümüze giren “Devlet Baba” sözünden beklentimiz çok.

Evet, devlet “Baba” olmalı. Parasını kazanan, halkının ihtiyaçlarını karşılayan, ücretsiz eğitim sağlık güvenlik veren “Devlet Baba” olmalı. Eğer devlet baba olursa bu millette ona gerektiğinde canını veren evlat olur. İthal ekonomik modeller ile yaratılan tüccar devlet askerliği parayla satarsa bu millette kutsal saydığı askerliği bedelli yapar. Tüccar devlet anlayışı devletin temellerine dinamit koymaktan farksızdır. Çünkü ne buna hazır eğitim sistemimiz var ne de bunu halkın kaldıracak ekonomik gücü var. Günümüzde yaşadığımız pek çok sosyal sorunun ve buhranın kök nedeni maalesef ki budur, yanlış ekonomik model.  Çözüm mü? Bence karma ekonomi modeli, devlet kendi parasını kendi kazansın. Böylece hem sanayici ihtiyaç duyduğu sermayeyi elde eder hem de azalan vergi yüküyle vatandaş rahat nefes alır…

                                                     Uzm. Murat SERT

Anahtar Kelimeler: Karma, Ekonomi, Modeli
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
12 EYLÜL´ DE SALLANDIK AMA YIKILMADIK (12 Eylül 2019 - Perşembe)
YÜKSELEN VARLIK DİJİTAL SERMAYE (08 Eylül 2019 - Pazar)
Altınsız Olur Ama Ormansız Olmaz (17 Ağustos 2019 - Cumartesi)
Türkiye Ekonomisi Daha Ne Kadar Dayanır (08 Ağustos 2019 - Perşembe)
YENİ NESİL FİNANSAL ORDULAR (31 Temmuz 2019 - Çarşamba)
Marka Olmak Mı Olmamak Mı? (13 Temmuz 2019 - Cumartesi)
İşletme Entropisi Ve Performans (23 Nisan 2019 - Salı)
Yaratıcı Düşünce Ve Rekabet (03 Nisan 2019 - Çarşamba)
Başarısızlığın Anatomisi (14 Mart 2019 - Perşembe)
Kişisel Marka Olmak (07 Mart 2019 - Perşembe)
Bir Şehrin Lideri Olmak (24 Şubat 2019 - Pazar)
Hiç Çocuklarla Yüzleştiniz mi? (21 Şubat 2019 - Perşembe)
Türk Siyaseti, Silo Sendromu ve CHP (16 Şubat 2019 - Cumartesi)
Şu Seçimlere Nereden Başlamalı (15 Şubat 2019 - Cuma)
Bandırma Marka Kent Olur mu? (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
NASIL KURTARACAĞIZ BANDIRMA EKONOMİSİNİ (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
BANDIRMA NEDEN SEVİLİR (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Sayfa:
DOLAR
5.7712
EURO
6.4158
Reklamlar

 /resimler/2019-8/30/0133327978785.gif

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Yaldızlı sözlerle erdem bağdaşmaz.

Konfüçyus
1945 Birleşmiş Milletler (BM) kuruldu.
-Günümüzde evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. (Bak bunu duyduğum iyi oldu ben zaten evlenmiyecem böylece kamçılamış oldum bu sözlerle) -Rodin’in ünlü ‘düşününen adam’ heykeli aslında İtalyan şair dante’nin portresidir. -Uranüs çıplak gözle görülen

İlginç Bilgiler 4