Ömer Dede KILIÇ (Köy Esintileri)


KÖY HATIRALARIM  ( HASAN AĞA )

Çocukluğumuzda tanıdık, Tarih sayfasından bir Hasan Ağa geldi geçti.


                Tarih sayfasından bir Hasan Ağa geldi geçti. Çocukluğumuzda tanıdık, o  gariplerin, yolda kalmışların, fakirlerin babası Hasan Ağayı. Bir büyük aşçı 39 tavuk suyuyla yapılmış mercimek çorbası ve organik tavuk kızartmalarıyla ünlenmiştir. Biz çocukların söğüt ağacından su akan çeşmesiyle unutamadığımız lokantanın sahibidir. İğdebeli Lokantası hayalimizdeki sanki küçük bir şehirdir. Tarihi ipek yolu üzerindeki  Ankara Kırşehir yolu üzerinde bulunan İğdebeli Lokantası, halen Hasan Ağa’nın çocukları tarafından işletilmektedir.

                 Bu kadirşinas insan, çocukla çocuk, büyükle büyük olarak gördüğüm şahsiyetlerin birkaç tanesinden biriydi. Hasan Çetinkaya, kısa zamanda Keskin yöresinde tanındı ve ünü tüm Türkiye’ye yayıldı.  Yaptığı yemeklerle, fakiri, fukarayı, yolda kalmış garip gurabayı doyurması nedeniyle Hasan Ağa lakabını aldı. Hasan Ağa olmak kolay mıydı. Hayır Ağa olmak kolay değildi.  Ağalık sözle olmuyordu. Yürekle ağa olunuyordu.  Ağaydı ama, hayatın hemen hemen bütün acılarını tadıyordu. Ömrü, hem varlık, hem de varlıklı olmasına rağmen çok çileli geçmiştir. Hayatı boyunca herkesle barışık bir insan olarak yaşamıştır. Hasan ağa mert, dürüst, çalışkan ve kadirşinas bir insandı. Nerde ise bir asıra yaklaştı hala, iğdebeli lokantası dededen oğula, oğuldan toruna anlatılmakta ve hala yeri aranmaktadır.

                Hasan Ağa, akrabaları ve çocukları için hayatını heder etmiş, çocuklarını muhannete muhtaç etmemek için gece gündüz çalışmıştır. Ne zaman ayakta uyuyan bir insan görsem aklıma hemen Hasan Ağa gelir.

                Hasan Ağa, yarım asrı geçirmiş artık dinlenmenin zamanı gelmişti. Çünkü hareketleri ağırlaşmış artık çalışma diyordu. İyi de bırakmak kolay mıydı. Sevenleri ne olacaktı. Hayır bırakamazdı. Bırakmamalıydı da. Bıraksa kamyoncular, şoförler, yolda kalmışlar,garipler, gurabalar yetim kalacaktı. Parası olmayanları kim doyuracaktı. Hayır kimseyi aç koyamazdı. 

                Fakat hastalık Hasan Ağanın peşini bırakmıyordu. Çalışma değil, dertler Hasan Ağayı yormuştu. Artık aktif olamıyordu. Çünkü Parkinson Hastalığına yakalanmıştı. Fakat onu anlayan yoktu. Hasan Ağa her sohbetimizde bittim diyordu ama kimse onu anlamıyordu. Doğrusu bu hastalığı bilende yoktu. Fakat hastalık acımasızdı. Pervasızca ilerliyordu.  Evlatları babalarının hissettiklerini bilseler el üstünde taşırlardı. Ama bu hastalıktan anlayan pek fazla kişi yoktu. Keşke o nu o haliyle anlayabilselerdi.

                Hasan Ağa’nın peşini ıstırap ve çile bir türlü bırakmıyordu. Hasan Ağa bu sefer acıların en büyüğünü yaşayacak ve tüm umutlarını kaybedecekti.  Allah hiç kimseye evlat acısı tattırmasın. Hasan Ağanın üç numaralı oğlu Adem amansız bir hastalığa yakalanacak, tüm sevenlerini üzüntüye gark edecekti. Hasan Ağa kendi hastalığını unutmuş, kuzusunu kaybetmiş koyun gibi dolanıyor, üzüntü üstüne üzüntü yaşıyordu. Hasan Ağa hangi dertten ölmeliydi. Ölmek çaremiydi onu da bilmiyordu.

                Evet Hasan Ağanın oğlu Adem Kanser hastalığına yakalanmıştı ve bu hastalığa yenik düşecekti. Genç yaşta gidecekti. Ancak; Adem gençti ve umutları vardı. Küçük çocukları için  yaşaması gerekiyordu. Ama yaradan sevdiği kullarını yanına erken çağırıyordu. Adem uçmuştu. Salacanın üstünde değil bulutların üstünde gidiyordu. Adem sevdiklerine kavuşuyordu, Dünyadaki sevenlerini ise büyük bir üzüntüye gark ediyordu. Akraba, eş ve dostları duygularına kilit vuramıyorlardı. Gözler pınar olmuş akıyor, duygular sel olmuş taşıyordu. Adem gidiyordu eşi karaları bağlıyordu. Adem gidiyordu küçük yavrular çırpınıyordu. Hasan ağa ise eski haşmetini kaybetmiş yıkılıyordu.

                Yarabbim bu nasıl bir acıydı. Beterin beteri var dedikleri bu olmalıydı. Hasan Ağa beterini yaşıyordu. Hasan ağa hastaydı. Hemde hiç kimsenin anlayamayacağı hastalığa yakalanmıştı.

                Koca çınarın sohbetini sever ziyaretine gittiğimde her defasında hafif bir tebessüm gösterir yine teyzenemi geldin diye serzenişte bulunurdu. Teyzeni ne çok seviyorsun hemen hemen hergün ziyaretine geliyorsun diye latife yapardı. Çok mütevazi bir insandı. Ama hastalığı kendisi kadar mütevazi değildi. Hastalığı çok zalımdı. Hasan ağayı yıkacağı zayıf anını kolluyordu.

                 Ve sevenlerini bırakarak çok sevdiği oğlu Adem’ine kavuşuyordu.

                Ancak, yıllar geçse de İğdebeli Lokantasındaki namı Tüm Türkiye de söylenir durur.

Ruhut şad olsun. Hasan Ağa.

                                                                              29.11.2018 Ömer KILIÇ 



  • Cumartesi 8 ° / 3 ° Bulutlu
  • Pazar 8 ° / 2 ° Bulutlu
  • Pazartesi 7 ° / 1 ° Bulutlu

Balıkesir

18.01.2020

  • İMSAK 06:52
  • GÜNEŞ 08:20
  • ÖĞLE 13:24
  • İKİNDİ 15:55
  • AKŞAM 18:18
  • YATSI 19:40
  • BIST 100

    121.475%0,39
  • DOLAR

    5,8884% 0,54
  • EURO

    6,5319% 0,03
  • GRAM ALTIN

    295,25% 0,90
  • ÇEYREK ALTIN

    487,1625% 0,90