Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


KUMPAS KURDULAR

KUMPAS KURDULAR


Türküm, doğruyum, çalışkanım,

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Bir söz vardır. Bir gün gelir. Yaptığın gizli işler ayağına dolanır derler.  Bazen insan söylediği sözün nereye gideceğini bilmeden konuşur. Başbakanın başdanışmanı Akdoğan birilerini kötülemek için “milli ordumuza kumpas kurdular” dedi. Bu bir itiraf etmektir. Bunu söyleyen sıradan bir kişi değil. Ülkenin başbakanının başdanışmanıdır. Başbakanın fikirlerini paylaştığı ve fikir danıştığı kişidir. Bu kişi şimdi orduya kumpas kurulduğunu itiraf ediyor. Demek oluyor ki orduyu çökertmek için yapılan olayların hepsinden haberdarlarmış. Demek oluyor ki ordu elbirliği ile yıpratılmış. İmzasız isimsiz ihbar mektuplarına dayanılarak gözaltına alınanlar. Bu ihbar mektuplarının nereden ve kimlerden geldiğinin bulunmasını istediler. Seslerini duyan veya dikkate alan olmadı. Bazı kişilerin bürolarına girilerek belge konulduğu iddiaları duymazlıktan gelindi. Yetkililer yargıya müdahalemiz söz konusu olamaz. Suç işleyenler cezalarını çeksinler denildi. Dinlenmesini istedikleri tanıkları mahkemeye getirmelerine rağmen bu tanıklar dinlenmedi. Bilirkişi raporları dahi dikkate alınmadı. İktidarın çıkardığı gizli tanık kanununa dayanarak,  PKK itirafçıları gizli tanık yapıldı. Bunların ifadelerine dayanılarak yüzlerce kişi çeşitli cezalara maruz kaldı. Şimdi sırdan bir kişi olmayan başbakanın başdanışmanı “orduya kumpas kuruldu” diyor. Bu itirafa dayanarak Ergenekon ve balyoz davaları çökmüş demektir. Kumpas kuruldu demek aslı astarı olmayan olaylar yaratıldı. Olmamış olaylar olmuş gibi gösterildi demektir. Balyoz davası iddianamesin de yer alan sokak ve cadde isimleri 2006 senesinde konmuş olmasına rağmen 2003 senesi olayında kullanılmıştır. Bu kumpas olayını ben hayretle karşıladım. Ordunun yıpratılmaya çalışıldığı bilinmesine rağmen önlenmiyorsa bu ülkeye ihanettir. Ülkenin yıpratılmasını seyretmek ve yıpratılmasına çanak tutulması başka bir olayla değerlendirilemez.

Bu orduya kumpas kurudu söylemi beni etkilediği için bundan bahsettim. Hâlbuki gündemde önemli olaylar vardı. Üç bakan başbakanın “istifa edin ve beni rahatlatmak için bir deklarasyon yayınlayın” talebine karşılık iki bakan sanayi bakanı Zafer Çağlayan ve içişler bakanı Muammer Güler istifa etmişleridir. Çevre bakanı Erdoğan Bayraktar başbakana bayrak açarak “baskıyı kabul etmiyorum. Bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa ediyorum. Kanun çerçevesinde yapılan imar olayları başbakanın talimatı ile yapılmıştır. Başbakanın da imzası vardır. Başbakanında istifa etmesi gerekir” diyerek. İstifasını canlı yayında açıklamıştır. Erdoğan Bayraktar şimdilik bakanlıktan istifa etmiş sayılır. Milletvekilliğinden istifasına meclis karar verecektir. İstifa eden içişleri bakanının istifası gecikmiş bir istifadır. Daha ilk gün istifa etmesi gerekirdi. Çünkü kendi bakanlığının yaptığı bir operasyon var. Operasyonda etkili olan kişiler içişleri bakanlığı tarafından görevden alınmıştır. Delilleri toplayan ve operasyonu yapanlar görevden alındı. Bu görevden alınmaları operasyonda gözaltına alınan ve tutuklanan bakanın oğlunun olması nedeni etik değildir. Bu görevden almalar yapılmadan önce istifa etmesi gerekirdi. Kapının arkasını dayakladıktan sonra istifa etmenin bir anlamı kalmamıştır.

Çarşamba günü ikinci bir operasyonun yapılması için savcılık dosyayı emniyete gönderiyor. Fakat emniyet bu operasyonu başlatmıyor. Yapılan yönetmelik değişikliğinin etkisini görüyor musunuz? Yargı ile emniyet bir birine düştü. Yapılan operasyondan sonra istihbarat şube müdürünü savcılık ifadeye çağırdı. Emniyet aradan üç gün geçmesine rağmen istihbarat şube müdürünü ifade vermeye göndermedi. Yine ikinci operasyon dosyasını emniyet işleme sokmadı. Bu ikinci operasyonun daha büyük olduğu iddiası var. 100 milyon dolarlardan bahsediliyor. Bu operasyonda bir senedir teknik takipte imiş. İlk anda 40 kişinin olduğu söyleniyor. Yine Devlet Demir Yolları ile ilgili bir soruşturma haberi geldi.

Bu iki operasyonda rüşvet, kara para aklama, ihaleye fesat karıştırma kapsamında imiş. Artık cin lambadan çıktı. Bu cin lambaya girinceye kadar çok şeyler değişeceğe benziyor. Her taraftan yolsuzluk olayları fışkırıyor. Bir dershanelerin kapatılma olayı nerelere gitti. AKP’de yaprak dökümü başladı. Biz bunu görüyorduk. Fakat körü körüne AKP’ye destek verenler bunlara inanmıyordu. Sebebi ise gayet basitti. AKP yapığı mitinglere taşıma ile adam topladığı için. Onlar oylarının düştüğünü göremiyordu. Aksine oylarımız arttı diyorlardı. Hala bu yolsuzluklara inanmıyorlar. Bu iş hafife alınacak bir olay değil. İki bakanın oğlunun tutuklama kararını mahkeme heyetinin tamamı olur veriyor. En ufak bir kurtulma ışığı görselerdi bu kararı almazlardı. AKP 4 fire verdi. İlerlediğimiz günlerde bu sayı daha da artacaktır. Hala başbakan CHP liderine “sen zamanında yaptıklarının hesabını ver. Sen bize hesap soramazsın” diyor. Başbakan bas bas bağırıyordu. “Camide içki içtiler” diye. Savcılık hazırladığı iddianame de “camide içki içildiği tespit edilemedi” demiştir. Saygılarımla.

Yaşasın Türkiye cumhuriyeti! Yaşasın Atatürk milliyetçiliği! Yaşasın Türk milleti! Yaşasın Atatürk sevdalıları!

   NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!   

26 – 12 – 2013 Mustafa KOÇAL

 

 



  • Cuma 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Cumartesi 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Pazar 18 ° / 6 ° Bulutlu

Balıkesir

22.11.2019

  • İMSAK 06:26
  • GÜNEŞ 07:53
  • ÖĞLE 12:59
  • İKİNDİ 15:33
  • AKŞAM 17:56
  • YATSI 19:18
  • BIST 100

    106.588%-0,20
  • DOLAR

    5,7143% 0,26
  • EURO

    6,2985% -0,15
  • GRAM ALTIN

    268,62% 0,04
  • ÇEYREK ALTIN

    443,223% 0,04