Orhan ORGARUN (Uzaktan Gelen yakın Sesler)


KÜRT SORUNU BU ETKİ-TEPKİ SÜRECİNİN BİR ÜRÜNÜDÜR?

KÜRT SORUNU BU ETKİ-TEPKİ SÜRECİNİN BİR ÜRÜNÜDÜR?


Kürt sorunu denilen şey nedir?

            Kürt sorunu bir etnik aidiyet sorunudur.

            Kürt sorunu, Kürt aidiyetinin inkar edilmesiyle ortaya çıkan bir sonuçtur.

            Ülkemizde herkesi ırken Türk varsayan etnikçi Türk milliyetçiliğini anlayışının resmi düzeyde bir ?inkar siyasası? na dönüştürülmesi ve bunun asimilasyon politikaları ile sürdürülmesi ve bunun asimilasyon politikalarıyla sürdürülmesi, kaçınılmaz bir biçimde ?Kürt sorunu? diye adlandırılan bir olguyla yüz yüze gelinmesini sağladı.

            Etnikçi Türk milliyetçiliği zamanla etnikçi Kürt milliyetçiliğini doğurdu.

            Kürt sorunu bu etki-tepki sürecinin bir ürünüdür.

            Sorunun doğru adı ?Kürt Sorunu? dur. Çünkü sorun, özde ve temelde etnik bir sorundur; yani kimlikle alakalı bir sorundur. Sorunu, asıl özünden boşaltıp sosyo-ekonomik  geri kalmışlıkla veya feodal yapıyla izah etmeye kalkışmak doğru bir açısı değildir. Kuşkusuz bu faktörler besleyici-tetikleyici olabilir, ama belirleyici değildir. Sorunun özde ?Kimlik Sorunu? değil bölgesel bir sorun olduğunu söylemek doğru ve çözümleyici bir bakış açısı değildir. Kürtler toplu Osmanlı da olduğu gibi ?Müstakil bir Irk? olarak kabul edilmiş olsaydı ?Kimlik İnkarı? ndan doğan bir ?Kürt Sorunu? muz hiç olmayacaktır.

            Heterojen (çoğulcu) bir imparatorluk toplumundan homojen (tekçi) bir toplum yaratılmak istendi.

            Ulusal-devlet yapılanması, ülkeye ve devlete vatandaşlık bağıyla ait olmayı yeterli, addeden bir politik bütünlük anlayışı yerine ?Irken Türk Varsayma? biçiminde özetlenebilecek etnikçi Türk milliyetçiliği anlayışı üzerine oturtulmak istendi.

            Bugün etnik milliyetçilik belasıyla karşılaşıyor olmamızın özünde bu yanlış anlayış ve politikalar yatıyor.

            Teşhis ve çözüm doğru çözüm ancak doğru teşhisten çıkar.

            Doğru olan, farklılıkların kabulü temelinde bir büyük entegrasyon projesini hayata geçirmekti. Entegrasyon yerine farklılıkların inkarına dayalı bir asimilasyon politikasının benimsenmiş olması, imparatorluk bakiyesi bir toplumda doğal olarak rahatsızlıklar ve kırılmalar yaratacaktı.

            Buna bir de tüm farklı aidiyetleri (ait olma .ilişik) bir arada tutan ortak kimliğin, yani dinin gücünün ?Laikçilik? adı altında kırılması eklenince ?Tek Millet? bilinci de derin bir yara olacaktı. Tek parti dönemi Laikçiliğinin dini sadece devlet hayatından değil memleket ve toplum hayatından söküp atmak gibi katı jakoben bir ideolojik anlayış üzerine oturtulması bu kırılma sürecine hız katmıştır.

            Bir yanda etnikçi Türk milliyetçiliği anlayışı, öbür yanda dinin görünürlük kazanmasını dahi tehdit olarak algılayan ideolojik Laikçilik anlayışı, hem dinlerine, hem de milliyetlerine bağlılık konusunda duyarlı olan Kürtleri derin bir hayal kırıklığına uğratmıştır.

            Devlet marifetiyle böyle bir şeyin yapılmadığını söylemek kendi gerçekliğimizi inkar olur.

            Ülkemizde ne yazık ki uzunca bir dönem ?Kürt Varlığının İnkarı? ve ?Kürtçenin yasaklanması? temelinde bir politika izlendi. ?Mecburi İskan? yasalarıyla kaba bir asimilasyon politikası güdüldü.

 

 



  • Cuma 8 ° / 4 ° Bulutlu
  • Cumartesi 8 ° / 3 ° Bulutlu
  • Pazar 14 ° / -1 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

21.02.2020

  • İMSAK 06:24
  • GÜNEŞ 07:47
  • ÖĞLE 13:27
  • İKİNDİ 16:28
  • AKŞAM 18:57
  • YATSI 20:15
  • BIST 100

    116.047%0,35
  • DOLAR

    6,1132% 0,20
  • EURO

    6,6031% 0,26
  • GRAM ALTIN

    320,91% 1,00
  • ÇEYREK ALTIN

    529,5015% 1,00