Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


NE HALLERE DÜŞTÜK

NE HALLERE DÜŞTÜK


Türküm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ülkenin durumu yüreklerimizi yakıyor. Her şeye katlanıyoruz. Amma içimiz kan ağlıyor. Doğuda olan olaylar kurtarılmış bölge yaratmaktan başka bir şey değildir. Asker 100 metre ilerisindeki PKK’lıların yaptıklarını izliyor. İktidar bu olaylara karşı hiçbir şey söylemiyor. Genelkurmay ne yapıyor? İnternet sitesinden bildiri yayınlıyor. PKK’lılar şurada yol kesmişler. Birliğe taciz ateşi açılmış. Birlikten karşılık verilmiş. Haber ajansı gibi bildiri yayınlıyor. Zavallı ordu personeli de kahrından çaresizliğinde dudaklarını yiyordur. PKK militanları gözlerinin önünden geçip gidiyor. Bunu hazmetmek kolay değildir.

Kurtarılmış bölgeye askeri sokmamak için Diyarbakır Bingöl karayolunu trafiğe kapatıyorlar. Araçlarla kapatıyorlardı şimdi hendekler kazıyorlar. O bölgedeki kendir tarlalarını gizlemek için askeri oralara sokmuyorlar. Devletin valisi dahi teröristlere karayolunu kapatmamaları için ricada bulunuyor. Adamlar haraç topluyorlar. Şirketlerin yaptıkları işlerden % 10 komisyon alıyorlarmış. Şimdi bu oranı % 20’ye çıkarmışlar bazılarından % 30 alıyorlarmış. Bölgenin hâkimiyeti tamamen PKK’nın hâkimiyetine geçmiş durumda.

BDP ve HDP çocukların kaçırıldığı falan yok. Devletin baskısından dağ kaçıyorlar diyor. Hatta milletvekillerinde birisi “buradaki çocukları neden kaçırsınlar. Sizin çocuklarınızı kaçırırlar” diyor. Sloganları ise ya müzakere ya savaş diyorlar. Biliyorsunuz seçim propagandalarında İstanbul’un göbeğine de bu pankartı asmışlardı. Emniyet güçleri de öylece pankartı seyretmişti. İktidar bu olaylara hiç değinmiyor. Sanki böyle olaylar olmuyormuş gibi davranıyorlar. Polis karakola asker kışlaya hapsedilmiş. Ancak kendilerini korumakla meşguller. Çünkü iktidarın verdiği emre riayet ediyorlar. Aman barış sürecine zarar verecek bir hareket içersinde olmayın emri verilmiştir.

Kasım ayında eski içişleri bakanı Muammer Güler. Bölgenin valileri ile seçimlerin sükûnet içersinde geçmesi için. Ne gibi önlemler alınacak diye bir toplantı yaptı. Bu toplantıya bölgeden sorumlu jandarma komutanı da katıldı. Jandarma komutanı söz alıyor. “ PKK militanları köylerde kalıyor. İl ve ilçelerin 10- 15 kilometre yakınlarında dolaşıyor. Emir verin onları oralardan def edelim” diyor. Muammer Güler “sakın ha barış sürecine zarar verecek hiçbir şey yapmayın” diyor.

Gelelim kaçırılan çocukları, uzman çavuşu ve diğer sivil işçileri PKK’nın elinden kim kurtaracak? Başbakan “ ey BDP ey HDP daha önce kaçırılanları gidip getiriyordunuz. Adresi biliyorsunuz. Gidin bunları da getirin. Yoksa B ve C planlarınız var. Onları uygularız” diyor. BDP ve HDP “biz sorumlu değiliz. İktidar sorumlu” diyor. Haksızda değiller! Başbakan “Dicle’nin kenarında çobanın koyununu kurt kapsa benim sorumluluğumdadır” diyor. Bu çocukları ve diğerlerini kurt kapmadı. PKK kaptı! Bunların sorumluluğu devlet değil mi? BDP ve HDP’ye gidin getirin demek büyük devlete yakışır mı? Devlet kimden yardım istiyor? Yardım istedikleri PKK’nın meclisteki uzantısı değil mi?

Bir vatandaş olarak bu durumdan utanıyorum. AKP’ye destek verenler. Sizin vicdanlarınız huzurlu mu? Şimdi ortaya B ve C planı atıldı. Pekiyi BDP ve HDP gidip getirmezlerse bu plan devreye ne zaman sokulacak?  Daha önce kaçırılanlar uzun zaman kurtarılmayı beklediler. Aileler CHP’den yardım istedi. Anayasa komisyonu dağılmıştı. Bunun için CHP lideri parti liderlerini ziyaret ederken BDP’ye bu meseleyi açtı. BDP Öcalan ile görüşmeye gitti. Ondan sonrada kandile gittiler. Döndüklerinde kaçırılanları kandile görüştük birkaç gün içersinde serbest bırakacaklar dediler. Ne tekin kısa süre sonra kaçırılanları serbest bıraktılar.

Buları kimin yaptırdığını iktidar anlammış ise çok ayıp. Öcalan ev hapsine çıkartılmasının hızlandırması için bunları yaptırıyor. Bakın HDP milletvekili “o çocuklar kaçırılmadı devletin baskısından dolayı dağ gittiler. Neden o çocukları kaçırsınlar. Kaçıracak olsalar sizin çocuklarınızı kaçırırlar” diyor. Bunun anlamı devlete karşı güç gösterisidir. Biz güçlüyüz sizin çocuklarınızı dahi kaçıra biliriz demektir. Aman barış sürecine zarar verilmesi diye. Bu duruma geldik. Bu süreçte PKK güçlendi. Bölgeyi kontrolü altına aldı. O bölgede devletin kuralları işlemiyor. PKK’nın kuralları işliyor. Tam Cumhurbaşkanlığı seçim arifesinde devletin operasyona girişmeyeceğini biliyorlar. İstedikleri gibi hareket ediyorlar. Daha geçen günlerde maliye bakanı Mehmet Şimşek bir köyün Kürtçe ismi yazan tabelasını değiştirdi. Oy almak için her şeye göz yumuluyor. 

Eskiden Öcalan ile görüşmeler gizli yapılıyordu. Şimdi MİT istediği zaman görüşebilecek bu planlardan birisi Öcalan ile görüşme olduğu kanaatindeyim. Yakında MİT gider Öcalan ile görüşür ve PKK kaçırdıklarını serbest bırakır. Öcalan böyle durumlardan kendisine paye çıkarmaya çalışıyor. Ne haller düştük görüyor musunuz? Büyük devletiz diye övünüyoruz. PKK yandaşlarından medet bekliyoruz. Saygılarımla.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın Atatürk milliyetçiliği! Yaşasın Türk milleti! Yaşasın Atatürk’ün askerleri! Yaşasın Atatürk sevdalıları!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! 30 – 05 – 2014 Mustafa KOÇAL



  • Cumartesi 8 ° / 3 ° Bulutlu
  • Pazar 14 ° / -1 ° Parçalı bulutlu
  • Pazartesi 18 ° / 1 ° Güneşli

Balıkesir

22.02.2020

  • İMSAK 06:23
  • GÜNEŞ 07:46
  • ÖĞLE 13:27
  • İKİNDİ 16:28
  • AKŞAM 18:58
  • YATSI 20:16
  • BIST 100

    116.829%1,03
  • DOLAR

    6,0958% -0,09
  • EURO

    6,6177% 0,48
  • GRAM ALTIN

    322,42% 1,48
  • ÇEYREK ALTIN

    531,993% 1,48