Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


ORDU PERSONELİ KAHROLUYOR

ORDU PERSONELİ KAHROLUYOR


Türküm, doğruyum, çalışkanım.

İlken, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Hakkâri’de görevli bir ordu personelinin Sabahattin Önkibara yazdığı bir mektuptan alıntıyı sizlerle paylaşacağım. “ mektubumu size Hakkâri’den değil bir yakınım aracılığı ile İstanbul’dan postaya verdirdim. Hainleri izlemesi gereken devletimiz. Ben ve benim gibi görevi bu vatan için ölmek olan subayları izlemekle meşgul. Bu mektubu kahırla yazıyorum. Hakkâri PKK’ya terk edilmiştir. Türk subayı, askeri ve polisi yoğun güvenlik önlemleri olmaksızın Hakkâri sokaklarında yürüyemez durumdadır. En vahimi Hakkâri esnafı örgüt baskısı ile askere, polise mal satmıyor. Lokantalar yemek servisi yapmıyor. Bunlar basına yansımıyor. Bölgede De facto olarak( fiili) yaygın ifade ile paralel Kürt devleri kurulmuş. Kürdistan’ın ilanına gün sayılmakta dadır.

Bize verilen emir ise ‘aman örgütle karşı karşıya gelmeyin. Aman onları tahrik etmeyi’ şeklindedir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ordusu Güneydoğu da kahırla yazıyorum. Mağlup ya da teslim olmuş bir ordu durumuna düşürülmüştür. Bırakın PKK’ya karşı operasyona çıkmayı. Kışlalarımıza, karakollarımıza yapılan taciz ateşlerine bile karşılık vermek Yasaktır”. Beş sayfalık mektuptan alınan özettir.

Bu sevgili kardeşimizi çok iyi anlıyorum. Biz buralarda kahroluyoruz. Olayları yaşayanlar bizden daha fazla kahroluyorlardır. Allah onlara sabırlar versin. Yaklaşık iki sene önce bir uzman çavuşumuz “Allah rahmet eylesin” şöyle bir itiraf paylaşmıştı. “ benim vergilerimle alınan lüks arabalara binenler. Benim öldürmeme izin vermeyip. Ölmeme göz yumanlar. Ben sırtımda 40kğ yük ile dağlarda sizin için dolaşırken hala uyanmayan zevat. Uyanın artık” demişti. Bu bir itiraftı kimse bu itirafı dikkate almamıştı.  Ölmelerine göz yumanlar. Öldürmelerine izin vermiyormuş. Bunların araştırılıp ortaya çıkarılması gerekirdi. Ne genelkurmay, ne milli savunma bakanı bunun üzerinde durmadı. Büyük devletin düştüğü aczi görüyor musunuz? Askeri kışlaya çekerseniz bu eşkıyalar yolda keser, vergi diye haraçta toplar, adamda kaçırır. İki gün sonrada kaçırdığı askerleri BDP milletvekillerine teslim eder. Onlarda dalga geçer gibi devletin kaymakamına teslim ederler. Ondan sonrada genelkurmay başkanı bildiri yayınlar.”Askerlerimizin sağlık durumları iyidir” der. Bu olay utanç verici bir olaydır. Devletle dalga geçiyorlar. “ Biz istediğimiz zaman adam kaçırırız. İstediğimiz zamanda onları teslim ederiz” diye koskoca devletle ayal ediyorlar. Eşkıya dağdan inmiş yerleşim yerlerini mekân tutmuş. Hala askere aman onları tahrik etmeyi diyeceksiniz. Asker PKK militanlarında saklanacak. Taciz ateşine bile karşılık vermeyecek. Bir gün gelirlerde kışlaya baskın yapıp Allah korusun bir sürü şehit verirsek bunun hesabını kim verecek. Örgüt ve BDP istediklerini söyleyecek iktidardan kimse sesini çıkarmayacak. Sonuç ne olacak? O askerler oraya vatanın bölünmez bütünlüğünü korumak için gittiler. Kahrolmak için gitmediler yazıktır onlara çektirilen bu cefaya. Bu kahraman askerlerimiz bu itibarsızlaştırılmayı hak etmiyorlar.

Bakın sosyal medyada bir paylaşım vardı. Bunu ben bir kenara not etmiştim. Bakın ne diyorlar! “ Türkleri yendik, devletini masaya oturttuk. Ergenekon dediler, tanıkları biz yolladık. Ordusunu hapse koydurduk. Yeni anayasada Türklüğü çıkartırdık. Meclisine girip tehdit ettik. İstediğimiz zaman eylem yaptık. Öcalan’ın varlığını kabul ettirdik. Ona saygı duymalarını sağladık. Cenazelerimize ağlar hale getirdik. Bunları AKP sayesinde yaptık” diyebiliyorlar. Bunlara cevap veren bir babayiğit çıkmadı. Hepsi bu sözleri içlerine sindirdi. Dut yemiş bülbül gibi sustular. Bu sözler devletin onurunu kıran sözlerdir. Devlete hakarettir. Bir genç protesto için ağzını açsın anasından doğduğuna pişman ediyorlar. Amma öbür tarafta devlete hakaret ediyorlar kimsenin gıgı çıkmıyor. Bu sözleri Yunanistan’a söylemiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti devletine söylüyorlar. Bu sözler vatandaş olarak bizim içimizi acıtıyor. Hala aman sürece zarar verilmesin telkinlerinde bulunuluyor. Bunun süreci müreci kalmadı. Meclisteki bir tartışmadan öğreniyoruz. Bir milletvekili bu günlerde sıkça Öcalan ile görüşüyormuş. Neyin pazarlığı yapılıyor? Şivan pever başbakanla yaptığı özel görüşmede. “Kürtçenin resmi dil olmasını istemiş”. Başbakan “zamanı var şimdi olmaz” demiş. Alıştırın bakalı bu milleti nereye kadar alıştıracaksınız. Ordu dişleri ve tırnakları sökülmüş aslan gibi oldu. Siyasetçiler kendi koltuklarından başka bir şey düşünmüyor. Bu işin nereye gideceği belirlenmiştir. Kürdistan resmen ilanını bekliyor. Belki Öcalan ile görüşmeler bunun içindir. Erzurum’da vali muavini kapalı alan diye istiklal marşımızı söyletmemiş. İş buraya kadar geldi mi? Ne istiyorsunuz? İstiklal marşımızdan. Saygılarımla.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın Atatürk milliyetçiliği! Yaşasın Türk milleti! Yaşasın Atatürk sevdalıları!

               NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!                                      

16 – 12 – 2013 Mustafa KOÇAL

 

  

 



  • Çarşamba 15 ° / 5 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 11 ° / 0 ° Parçalı bulutlu
  • Cuma 13 ° / 0 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

29.01.2020

  • İMSAK 06:47
  • GÜNEŞ 08:13
  • ÖĞLE 13:26
  • İKİNDİ 16:06
  • AKŞAM 18:30
  • YATSI 19:51
  • BIST 100

    120.592%0,66
  • DOLAR

    5,9524% 0,19
  • EURO

    6,5480% -0,03
  • GRAM ALTIN

    300,64% 0,28
  • ÇEYREK ALTIN

    496,056% 0,28