OSMANLICA VE DİL DEVRİMİ TARTIŞMALARI (Altıncı Bölüm)
OSMANLICA VE DİL DEVRİMİ TARTIŞMALARI (Altıncı Bölüm)
Tarih: 8.2.2019 19:07:50
Ulaş Töre SİVRİOĞLU

Evet… Kaldığımız yerden devam edelim.  Buraya kadar Osmanlıcanın Anadolu halkı tarafından anlaşılmayan kompleks bir dil olduğunu savunduk. Oysa bazı çevreler halkın da Osmanlıcayı anlayabildiğini iddia ediyor. Bu iddiaya göre halk Osmanlıcayı anlamaktaydı; ancak Dil Devrimi gelince bu bağ koptu ve bu sebeple yeni kuşaklar Osmanlıcayı anlayamaz hâle geldiler.

Bu iddia doğru mu? Osmanlı halkı Enderun-Medrese dilini yani Divanî dili anlayabiliyor muydu? Büyük çoğunluğun okuma-yazma bilmediği bir dönemde öğrenilmesi insanın yıllarını alan bu kompleks dilin halkın geniş kesimleri tarafından anlaşıldığını düşünmek biraz zor. Hele ki Osmanlı Devletinin son yıllarına kadar yaygın bir eğitim politikası olmadığını, okuma yazmayı zorunlu tutmadığını, yani halka Osmanlıca öğretmek için kendisinin de uğraşmadığını –bu işlere aile veya vakıflar ilgileniyordu- düşününce bir de halk edebiyatında hemen hiç Osmanlıca etkisi görmeyince insan buna imkân veremiyor. Nitekim kendisi de bir muallim ve vâiz olan Ali Suavî (1839-1878) Osmanlıcanın tam manasıyla sökülmesinin insanın en az on beş senesini alacağını yazmıştır. Suavî, özellikle meslek kitaplarının halk dilinde yazılması gerektiğini, aşı yerine telkih gibi Arapça terimler kullanıldığından köylülerin bu kitaplarda yazılanları anlamadıklarını belirtmişti. Bu tür anlaşmazlıklar fıkralara bile konu olmaktaydı. Mesela Ali Suavî´nin  darbe teşebbüsünü bastıran, 7-8 Hasan Paşa okuma yazması olmayan halktan bir insandı. Bir gün saray odun taşıyan arabacılar kibarlık olsun diye “odun geldi” yerine “hatab geldi” dediklerine Hasan Paşa, bu kelimeyi bilmediğinden hatab´ı kişi sanarak “tamam buyursun gelsin o zaman” demişti.

Osmanlı toplum yapısının aynası olan Ortaoyunu ve Gölge Oyunu geleneği toplumsal kesimlerin birbirleriyle olan ilişkisini bize yansıttığı gibi dönemin dil karmaşası hakkında da bilgi veriyorlar. Karagöz oyunlarında açıkça Divanî dile olan tepkiyi izleyebiliyoruz. Karagöz oyunlarının ana karakterlerinden biri olan Hacivat ve Çelebi (19. Asırda gölge oyununa dâhil olmuş İstanbul beyefendisi) bu Divanî dili kullanan eski ve yeni elitleri temsil ederken; Karagöz halk dilini kullanan basit Türk tipini temsil ediyor. Sözü onlara bırakalım…Ağalık oyunundan  bir sahne….Hacivat yolda bir İranlıyla tanışıp arkadaş olmuştur ve adamın başından geçenleri Karagöz´e anlatır. Amacı Karagöz´ü İranlıyla tanıştırıp alay konusu yapıp eğlenmektir. Karagöz, konuşulanları anlamamakta, karşısındakini mecburen Türkçe konuşmaya zorlamakta, diyalog ancak bu şekilde ilerlemektedir.

“HACİVAT: İşte, Karagöz´üm, o Acem´in pederi İran´dan Tahran´a gelirken vefât etmiş.

 KARAGÖZ: Pazardan tarhana getirirken Vefa´ya mı gitmiş?

HACİVAT: Bak habîse! Yani esnâ-yi râhta füc´eten mürd olmuş.

KARAGÖZ: Ayvansaray´da bekçi Kürd´ü mü bulmuş?

HACİVAT: Bak şu münasebetsize! Yani yolda pederi ölmüş.

KARAGÖZ: Ulan, deminden beri böyle söylesen e! E, sonra?

HACİVAT: Sonra, bilâder, Tahran´a gitmiş, orada oturamamış.

KARAGÖZ: Buraya mı gelmiş oturmak için?

HACİVAT: Nihayet, “belki hüznümü izâleye muvaffak olurum” diyerek İstanbul´a gelmiş.

 KARAGÖZ: Hasan Ağa ile fıstıklı lokum yiyerek İstanbul´a mı gelmiş?

HACİVAT: “Eğlenirim” diye İstanbul´a gelmiş.

KARAGÖZ: E, sonra?

HACİVAT: Sonrası, Karagöz´üm, eğer şimdi bu Acem´in kalb-i gamnâkini ferahnâk edecek olursan, sana birçok dînâr verecek.

KARAGÖZ: Nasıl, nasıl? Eğer Acem´in karnabaharını kebap edersem bana enginar mı verecek?”[1]

Karagöz anlatılanları saf olduğu için anlamıyor değildir yani bir İnek Şaban karakteri ile karşı karşıya değiliz. Kulakları duymuyor da değildir. Onun konuşulanları anlamamasının sebebi medrese/enderun eğitiminden geçmemesidir. Aynı cümle Türkçe söylendiğinde pekâlâ anlamaktadır. Nitekim başka bir sahnede ona istakoz dedirtmeye çalışan Hacivat´ın sabrını sınarken, Karagöz´ün Arap harflerini hiç duymamış olduğunu öğreniriz.

HACİVAT- Ne dedin Karagöz?

KARAGÖZ-  İstakratoz.

HACİVAT- Değil, efendim istakoz.

KARAGÖZ- İstakratoz.

HACİVAT- Karagöz, senin dilin dönmüyor.

KARAGÖZ- Benim dilim makinalı mı?

HACİVAT- Öyleyse, bilâder heceleyelim!

KARAGÖZ- Nerede geceleyelim?

 HACİVAT-(Arapça harflerle hecelemeye başlar)Elif sin esa: is

KARAGÖZ- Herif ile seyis

HACİVAT- “Herif ile seyis” değil! Elif sin esa: is

KARAGÖZ- Herif sin iki seyis (…)

HACİVAT- Kaf ze ötür: koz, Ne oldu?

KARAGÖZ- Beykoz [2]

Halk tipi olarak Karagöz´ün yaşadığı zorluklara benzer örnekler vermeye devam edeceğiz.


[1] Uğur Tuncel, Axel Olrik´in Halk Anlatılarının Epik Yasaları Bağlamında “Ağalık” Adlı Karagöz Oyunu Çözümlemesi, Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi Cilt/Sayı: XLVII, 2013.

[2] Tuncel agm,

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa:
DOLAR
5.2601
EURO
5.9335
Reklamlar

/resimler/2018-9/26/1034213116671.jpg

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler?

Mevlana
1918 Tatvan`ın kurtuluşu.
1937 Naylonun ABD`de ilk üretimi.
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ? -Hapşırdığınız zaman kalbinizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur. (Ya bi kez griptim hesapladım 120 kez hapşırmışım demek ki kalbim 1 dakika durmuş o gün) -Eiffel kulesinin tepesine çıkana kadar

İlginç Bilgiler