OSMANLICA VE DİL DEVRİMİ TARTIŞMALARI (ÜÇÜNCÜ BÖLÜM)
OSMANLICA VE DİL DEVRİMİ TARTIŞMALARI (ÜÇÜNCÜ BÖLÜM)
Tarih: 22.11.2018 14:05:39
Ulaş Töre SİVRİOĞLU

Geçen yazılarımızda bazı kursların “24 Saatte Osmanlıca öğretiyoruz” iddialarına karşın Osmanlıcanın kolay bir dil olmadığı üzerine durduk.  Ali Suavî (1838-1878) bir yazısında Osmanlıcanın iyi biçimde öğrenilmesi için bir insanın en 10-15 yılını bu dile hasretmesi gerektiğinden söz etmiştir. Yani ilkokulla (iptidai) başlayıp medrese ile bitecek bir eğitim süreci. Yetenekli insanlar için bu süreler elbette daha kısaydı. Ancak Osmanlıcanızın iyi olması için bu dile seneler ayrılması gerektiği tartışılmaz bir olgudur.

Osmanlıca Her Zaman mı Zordu?

Osmanlıca ile ilgili yanlış bilgilerden biri de bu dilin 600 sene boyunca sabit bir şekilde kalıplaşıp kaldığıdır. Hâlbuki burada dinamik bir dilden bahsediyoruz. Ancak bu dinamizm Osmanlıcanın giderek Anadolu Türkçesinden daha da koptuğu, daha ağdalı ve halk tarafından daha da anlaşılmaz hale geldiği bir evrimi yansıtmakta. Çoğu kez şu itirazı duyarız: “İngilizler Shakespeare´i okuyup anlayabiliyorlar. Biz ise Dil Devrimi yüzünden 100 sene önce yaşamış yazarımızı bile okuyup anlayamıyoruz”. Evet mesela Ahmed Cevdet Paşa´nın meşhur Kıssas-ı Enbiya´sını günümüz alfabesine aktaran yayınevi kurulu kitabın sunuşunda aynen şunları yazmış: “itiraf etmek icab eder ki, Kıssas-ı Enbiyâ´nın (orijinal) lisanı bugünkü (1994) nesillere eski gelmekte ve devrim-zede (Dil Devrimi kurbanları kastediliyor) birçok “okur-yazarlar” tarafından tamamıyla anlaşılamamaktadır. Kabahat güzel Türkçemizde değil; fakat onu berbat eden “uydurukçularda” (Türk Dil Kurumu kastediliyor), aşırı sadeleştirme hastalarındadır…. Bir İngiliz çocuğu, dört asır önce ölmüş Shakespeare´in piyeslerini zevkle takip ediyor… fakat bizim nesiller bırakın dört asır önceki bir Türk yazarını elli yıl evvel yazılmış bir kitabı bile doğru dürüst anlamıyorlar. Anlamaktan geçtik bazılarını hiç okuyamıyorlar.”[1]

Bazı metinleri düzeltmek hayli zordur. Bu da onlardan biri, hani silip baştan yazılsa daha iyi olur denileceklerden. Yukarıda alıntı yatığımız paragrafta o kadar bilgi hatası var ki hepsini düzeltmek için ayrı bir yazı dizisi uygun düşerdi. Ancak birkaç noktaya değinelim. Öncelikle İngilizlerin orijinal Shakespeare´i falan anladıkları yok. Shakespeare´in kullandığı İngilizce hem eski bir diyalekt olduğu için (Erken Modern Dönem İngilizcesi) hem de kendi çağı için bile ağdalı bazı söz sanatları kullanıldığından günümüzün sıradan İngilizleri için anlaşılabilir değildir. Aşağıdaki tabloda Shakespeare´in Hamlet adlı meşhur oyununun orijinal dili ile günümüz İngilizce metinleri karşılaştırılmaktadır.

/resimler/2018-11/22/1410217341000.jpg

Şimdi bu örneği neden verdik? Yeryüzünde asırlar içinde değişmeyen bir dil olmadığını göstermek için. Böyle değişmeyen veya az değişen diller varsa da bunlar ilkel kabile dilleridir. Gerçi onlar da değişiyor ya her neyse. Özetle Türk edebiyatında yaşanan kuşaklar arası dil kopuşu meselesi aslında evrensel bir konudur ve her ülkede de benzer konular tartışılıp durmaktadır.Kaynak: https://www.sparknotes.com/nofear/shakespeare/hamlet/page_302/

Gelelim Türk gençlerinin 100 yıl önce yaşamış olan Ahmed Cevdet Paşa´yı anlayamaması meselesine. Burada sorumlu Dil Devrimi mi yoksa Ahmed Cevdet Paşa kuşağının ağdalı yazım tekniği mi? Ahmed Cevdet Paşa´nın en meşhur eseri olan Tarih-i Cevdet´in giriş kısmından tarih bilimin önemi hakkında bir pasaj aktaralım:

              “İlm-i târih efrâd-ı nâsı vekâyi ve me´asîr-i mâziyeye ve vükelâ vü havâssı hafâyâ ve serâ´ir-i mukteziyyeye muttali´ idüp, nef´i âmme-i âleme â´id ve râci´ olduğundan âmme-i eşhâs mutâla´asına mecbûl ve beyne´l-havâss makbûl ve merg´ub bir fenn-i kesîrü´l-menâfi´dir.”

Şimdi gençler bu paragrafı anlayamıyormuş. Ne yalan söyleyeyim Osmanlıca dersleri görmüş olmama ve birçok metin çevirmeme rağmen bende bütünüyle anlayamıyorum. Evet, 100 yıl önce yaşamış Ahmed Cevdet Paşa´yı anlayamıyoruz. Peki bunun sebebi aradan 100 yıl geçmesi ve bir de Dil Devrimi olması mı? Tam olarak değil çünkü 100 yıl önceki metni anlayamıyoruz ama ne ilginçtir ki dört asır önce yaşamış Karacaoğlan´ı anlıyoruz.“Akça kızlar göç eyledi yurdundan, Koç yiğitler deli oldu derdinden, Gün öğle sonu da belin ardından, Saydım altı güzel indi pınara” dizelerinde olduğu gibi. Hatta daha da ötede 8 asır önce yaşamış Yunus Emre´yi de anlıyoruz “Yüz bin cefa kılsan bana, senden yüzüm döndürmezem, Canım dahi alır isen, senden yüzüm döndürmezem, Seni severim can ile, kul olmuşam kurban ile, Kanım döküp kurban eyle, senden yüzüm döndürmezem” dörtlüğünde olduğu gibi. Peki, bu ne anlama geliyor. Aslında cevap basit ve herkesin bildiği şekilde; halk ile sarayın ayrı diller kullanmasından kaynaklanıyor. Yani burada asıl mesele metinlerin üzerinden geçen zaman miktarı değil. O metnin yazıldığı iklim.

Asıl sorumuzun cevabı ise sonraya kaldı. Osmanlıca her zaman mı zor ve ağdalı bir dildi? Osmanlıcanın da mı her dönemini anlamakta zorluk çekiyoruz. Bu soruya da sonraki yazımızda cevap vereceğiz


[1] Ahmed Cevdet Paşa, Kıssas-ı Enbiyâ Cilt II,Bedir Yayınları, İstanbul,1994,  s.3

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa:
DOLAR
5.3504
EURO
6.0839
Reklamlar

/resimler/2018-11/30/1124301829998.gif

/resimler/2018-12/5/1558339717991.jpg

/resimler/2018-12/8/1344013052663.jpg

/resimler/2018-11/30/1127597927815.jpg

/resimler/2018-9/26/1034213116671.jpg

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir Hava Durumu
Bugün
Sağanak
Çarşamba
Bulutlu
Perşembe
Bulutlu
Cuma
Fırtına
11°
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Mürşitlik alıcılık değil, vericiliktir?

Hacı Bektaşı Veli
1111 İmam-ı Gazali (rh)`nin İrtihali
-Günümüzde evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. (Bak bunu duyduğum iyi oldu ben zaten evlenmiyecem böylece kamçılamış oldum bu sözlerle) -Rodin’in ünlü ‘düşününen adam’ heykeli aslında İtalyan şair dante’nin portresidir. -Uranüs çıplak gözle görülen

İlginç Bilgiler 4