Ulaş Töre SİVRİOĞLU


Osmanlının Şifreleri

Osmanlının Şifreleri


Bu köşede zaman zaman memleketimizin nadide (!) tarihçilerini tanıtmayı kendimize vazife bilmekteyiz. Talha Uğurluel üstadımız da bunlardan biri. Bu yazı aslında birkaç ay önce yazılacaktı. Ancak tam yazıyı kaleme alacağım esnada Talha üstadımızın tutuklandığını okuyunca ?şimdi uygun olmaz? diye yazmadım. Geçenlerde baktım salınmış, artık yazımızı yayınlamanın da zamanı gelmiş oldu.

Şimdi efendim bildiğiniz gibi Talha Uğurluel üstadımız bir Osmanlı tarihi uzmanı. Aynı zamanda da TV´de gizemli programlar yapıyor. Bu programlarda Kâbe´nin altından girilip Süleymaniye Cami´den çıkılan tüneller, evliyalar, mucizeler vb ilginç konularla birlikte ara sıra Cumhuriyetin küçümsenip Osmanlı nostaljisinin de eklendiği kendine özgü bir konsept var. Bu konseptin tamamlayıcısı olarak genellikle Talha üstadımız ecinnilerden ve evliyaların mucizelerinden bahsederken karşısında bir de her denilene şaşırma efektiyle tepki veren bir sarışın bir hanım (Cansu Canan Özgen) yer alıyor. Seyirci de nerede şaşırıp kalacağını Cansu Hanım´ı takip ederek öğreniyor (du.)

Bu muhteşem ikilinin harika bir tarih çalışması var. Adı tıpkı tv programında olduğu gibi hem tarih hem de gizem kokan ?Osmanlının Şifreleri?. Tabi içinde matematiksel bir şifre yok. Yani Çelakıl adlı başka bir müstesna uzmanımızın yaptığı gibi sayılarla oynuyor değiller. Daha da tuhafı kitapta ?şifre? olarak görülebilecek bir ?gizem? veya çözülecek bir sır da yok. Ama pr çalışması olarak kitabın adı iyi. Kitap bazı ortaokul-lise tarih öğretmenleri tarafından öğrencilere tavsiye edildiğinden bol sayıda baskı yapmış. Mesela benim elimde kitabın Şubat 2016´daki ikinci baskısı var ve bunun kapağında da kitabın 40.000 baskı yaptığı yazılı. Türkiye´de doğru dürüst tarih kitaplarının satış oranları düşünüldüğünde bu inanılmaz bir sayı. Mesela yine elimde Türk tarihçiliğinin ?bence- medarı iftiharı olan Zeki Velidi Togan´ın Hatıralar adlı kitabı da var. Bu kitabın 2019´daki baskısının kapağında ?500 adet basılmıştır? diye yazıyor.

Zeki Velidi´nin kitabı 500, Talha Uğurluel´inki 40.000 baskı yapmış. Aslında bu cümleyle yazıyı sonlandırabilirdik ama devam edelim. Kitap Osmanlı güzellemeleriyle başlayıp bitiyor. Osmanlı´yı övmek suç mu? Elbette değil ama övgü yaparken her zaman olduğu gibi kantarın topuzu kaçıyor ve gerçek dışı bir sürü bilgi yığınıyla ve hepten sübjektif zorlama yorumlarla karşılaşıyoruz. Mesela kitabın cariyeliği övdüğü bir bölümü var ki insan bu bölümü okuyunca ?keşke Osmanlı´da cariye olarak dünyaya gelseymişim? diyebilir. Talha üstadımız ?Haremde kadınlar şöyle eğitim alıyor böyle seçkin yetişiyorlar diye güzellemeler yaparken; Cansu Hanım devreye giriyor ?yani harem kadınları aslında topluma rol model oluyorlar? diye söz karışıyor (s.52). Hani sanırsınız bir kadın olarak bu yoruma karşı çıkacak. Neyse sonuçta oradan buradan kaçırılıp köle olarak satılan, zaman zaman da çuvala konup Karadeniz´e atılan bu zavallı kadıncağızların aslında pek özenilecek konumda olduklarını öğrendikten sonra Talha üstadımız hiçbir kaynakta rastlamadığım bir takım Şeri kanunlardan söz ediyor. Üstadımıza göre padişahların haremdeki kadınlarla cinsel ilişki kurmaları için mutlaka onlarla nikah kıymaları gerekiyormuş!! (s.63). Tamamen Talha kardeşimiz tarafından uydurulmuş olan bu bilginin hiçbir İslâmî kaynağı bulunmamaktadır. Müslüman bir erkek cariyesiyle nikâh kıymadan da cinsel ilişki yaşayabilir. Meraklısı Müminûn, 23/5-6, Nisa, 4/3 gibi ayetlere de bakabilir. Burada meşru nikâhlı eşler ve cariyeler arasındaki ayrım net olarak belirtilmiştir. Osmanlı tarihinde de padişahlar yada herhangi biri kendilerine çocuk veren cariyeleriyle çoğu kez nikah kıyma gereği görmemişlerdir.

Talha üstadımız cariyeliği övmeye devam ederken ?çocuk doğuran cariyenin direkt özgür kadın statüsü kazandığını? iddia etmiş (s.65). Burada da resmen uydurmuş. Çocuk doğuran cariyenin (ümmüveled) özgürlük kazanması karmaşık bir mesele... İslam hukuku ailenin köle olsa dahi parçalanmasına izin vermediğinden efendisine çocuk doğuran bir cariye artık başkasına satılamaz. Yani tek bir efendinin kölesi olarak tescillenir. Kimilerine göre efendisi ölünce özgür sayılır. Kimilerine göre sayılmaz. İslam hukukçuları 1400 senedir bu konuda bir fikir birliğine varamamışken; Talha üstadımız sayesinde duruma çözüm geliyor ve efendisine çocuk doğuran cariyenin hop diye özgür olduğunu öğreniyoruz. Hatta aslında bu yöntemin, yani bol sayıda cariye satın alıp onlardan çocuk yapmanın amacı da ?aslında kadınları özgürleştirmekmiş? (s.65). Böylece Osmanlı erkekleri bol sayıda cariye alıp onlardan çocuk yaparak ?kötü yola düşmüş bu kadınları? kurtarıyorlarmış. İlginç bir özgürleştirme yöntemi. Tabi Cansu Hanım da ?canım dertleri kadınları özgürleştirmekse neden satın alıp doğrudan azat etmiyorlar? diye bir soru sormuştur her halde diyorsanız elbette yanılıyorsunuz.

Neyse büyük tarihçi Talha üstadımızı bir kez ben de canlı kanlı izleyip bilgilenme şerefine nail olmuştum. Kendisi bir iki sene önce sanırım Bandırma On yedi Eylül Üniversitesi´nin davetlisi olarak gelip bir sunum yapmıştı. Hakkını yemeyelim 45 dakika süren bu sunum canlı ve etkileyiciydi. Seçilmiş metinler ve olaylarla, Osmanlı´ya nasıl ihanet ettiğimizi, Cumhuriyetle birlikte nasıl özümüzden koptuğumuzu ve Atatürk dönemi yıktırılmış camileri birer birer öğrendik. Yıkılan camiler meselesi sunumun büyük kısmını kaplamaktaydı. Tabi doğrudan ?camileri Atatürk yıktırdı? demiyordu. Ama ne ilginçtir ki yıkılan tüm camiler 1930´lu yıllardan seçilmişti. Neden yıkıldıklarını da öğrenemiyorduk. Yol mu geçmişti? Eskimişti de yenisi mi yapılmıştı? Sadece Atatürk devrinde mi cami yıkılmıştı? Osmanlı döneminde veya Menderes hükümetleri devrinde yeni yollar yapılırken, caddeler açılırken hiç cami yıkılmamıştı da sadece 1930´lar Türkiye´sinde mi camiler yıkılmıştı? Yıkılan cami sayısı kaçtı? Yerine yapılan sayısı kaçtı? Elbette bunları öğrenmemiştik. Kimse de bu soruları sormadı zaten. Öğrenebildiğim tek şey büyük üstadımıza bu 45 dakikalık anti-Cumhuriyet temalı sunumu için kendisine 3500 tl kadar ödeme yapıldığıydı. Bu para üniversite tarafından mı yoksa Kredi Yurtlar Kurumu´ndan mı karşılandı onu bilmiyorum.  (Şimdi 5-6 bin kadar ediyor her halde) Şimdi ?45 dakika için bu kadar da para ödenir mi? Neticede çalışan sınıfların büyük bölümünün iki aylık maaşına tekabül ediyor? diye soracak olursanız sizleri kınarım. Bence böyle büyük bir tarihçi için az bile derim. Neyse hapisten çıktığına göre kaldığımız yerden devam edip naçizane bilgilerinden yine faydalanabileceğimiz için pek muhteremim efendim.



  • Cuma 14 ° / 5 ° Sağanak
  • Cumartesi 13 ° / 5 ° Sağanak
  • Pazar 13 ° / 0 ° Güneşli

Balıkesir

13.12.2019

  • İMSAK 06:43
  • GÜNEŞ 08:13
  • ÖĞLE 13:07
  • İKİNDİ 15:31
  • AKŞAM 17:52
  • YATSI 19:16
  • BIST 100

    111.774%1,51
  • DOLAR

    5,7860% -0,06
  • EURO

    6,4710% 0,33
  • GRAM ALTIN

    273,47% -0,05
  • ÇEYREK ALTIN

    451,2255% -0,05