Para Pul Olunca ...
Para Pul Olunca ...
Tarih: 3.11.2018 17:05:05
Hedef (GÜNDEM)

/resimler/2018-11/3/1706060871580.jpg

Osmanlı´da, daha Fatih Sultan Mehmet döneminde, yani 15. Yüzyıl´da altın ve gümüş darlığı başlıyor. Avrupa´da coğrafi keşiflerden sonraki altın ve gümüş bolluğunun bir sonucu olarak Osmanlı piyasaları “Duka”, “Real” gibi yabancı paraların istilasına uğruyor.

Osmanlı akçesinin değeri düşüyor. Piyasada “kalp” paralar çoğalıyor. Mal fiyatları yükseliyor. Enflasyon artıyor. Bitmeyen askeri harcamalar hazineyi sarsıyor. Devlet, 1550´den sonra akçeyi sürekli küçültmek zorunda kalıyor. Para darlığı “tefeciliğe” ve “faizciliğe” yol açıyor. İslam şeriatı en çok yüzde 15´lik bir faize izin verirken Osmanlı´da uygulamada yüzde 30 ile yüzde 60 arasında faizle borç verip zenginleşenler oluyor.

Sonunda Osmanlı´da 1584 devalüasyonu gerçekleşiyor. Akçenin değeri yüzde 70 oranında düşüyor. 14. Yüzyıl sonunda Sultan Orhan döneminde 100 dirhem gümüşten 269 akçe kesilirken, 16.Yüzyıl sonunda 3. Murat döneminde 100 dirhem gümüşten 525 ile 950 akçe kesiliyor. Akçeler gittikçe inceliyor.

/resimler/2018-11/3/1708042749045.jpg

Öyle ki 1584 devalüasyonu sonrası 100 dirhem gümüşten 1000 akçe kesilmesi gündeme geldiğinde Darphane Mültezimi Ali Efendi, “Bir badem ağacı kadar ince, bir şebnem katresi kadar hafif” akçelerden söz ediyor. İran ve Avusturya savaşları para darlığını daha da artırınca 1 akçe, 4-5 parçaya bölünerek piyasaya sürülüyor. Anlayacağınız para pul olmaya başlıyor...

Daha 16. Yüzyıl´ın başlarında Osmanlı´da halk ve devlet para sıkıntısı çekiyor. Öyle ki II. Bayezid´in illerde valilik yapan oğulları, aylıklarının azlığı nedeniyle zor geçinebiliyorlar. Buna karşın Rüstem Paşa, İbrahim Paşa gibi bazı devlet adamları rüşvet ve yolsuzlukla büyük servet yapıyorlar.

16. Yüzyıl´da devlet, para bulabilmek için vergileri artırıyor. Böylece özellikle köylü ezilmeye başlıyor. (İstanbul halkı, 1876´ya kadar emlak vergisi bile ödemiyor) Osmanlı´da vergi yükünün yüzde 87´si, milli gelirin yarısından az pay alan köylüye yıkılıyor. (Vedat Eldem, Osmanlı İmparatorluğu İktisadi Şartları Hakkında Bir Tetkik, s. 246).

/resimler/2018-11/3/1708258842936.jpg

Osmanlı´da halkı, köylüyü ezen sadece vergiler değil: 1585-1595 arasında fiyatlar artıyor, pahalılık baş gösteriyor. Özellikle buğday fiyatlarındaki artış halkı derinden etkiliyor. Buğdayın fiyatı Edremit´te 40-50, Orta Anadolu´da 20 akçeden aşağı düşmüyor.

150 yıl içinde buğday fiyatı 10 kat artıyor. Osmanlı´da asıl büyük pahalılık ve yüksek enflasyon 1596-1607 arasındaki “Celali Fetreti” ve “Büyük Kaçgunluk” döneminde görülüyor.

Uzun Avusturya ve İran savaşları sırasında gelişen Celali isyanları nedeniyle köylünün üçte ikisi köyünü, evini, barkını bırakıp “çift bozup” kaçıyor. Bunlar ya “Levent” ya “suhte” olarak büyük şehirlere akıyorlar. Büyük şehirler kahveler ve bekâr odalarıyla doluyor. Fuhuş, içki, eşkıyalık, cinayet şehirleri sarsıyor. Köylerin terk edilmesiyle tarımsal üretim azalıyor.

Buğday üretimi azalınca Osmanlı Avrupa´ya buğday satışını yasaklıyor. Fakat kaçakçılar gizlice Avrupa´ya buğday satmayı sürdürüyor. Buğday darlığı kıtlığa yol açıyor. Osmanlı´da ilk büyük kıtlık 1494-1503 arasında görülüyor. İkinci büyük kıtlık 1564´te görülüyor. 1573-1576 arasında kıtlık daha da artıyor.

/resimler/2018-11/3/1712289160401.jpg

1603´te Anadolu´da yine “buğdaysızlık” ve “kıtlık” baş gösteriyor. Balıkesir´de buğdayın kilesi 90 akçeye kadar çıkıyor. Ekmeğin fiyatı iyice yükseliyor. Sonunda hububat alım satımı “vesikaya” bağlanıyor. Öyle ki İngiliz elçisi bile 1607´de İstanbul´da yiyeceği ekmeğin buğdayını ancak vesikayla satın alabiliyor.

Osmanlı tebaası tam 15 yıl ekmek bulamıyor, halk açlıkla pençeleşiyor. (Mustafa Akdağ, Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası, s. 33-43, 89, 421-425).

Osmanlı´da son büyük kıtlık 1873-1875 arasında görülüyor. Ankara, Kırşehir, Yozgat, Çankırı ve Sivas´ta on binlerce insan açlıktan ölüyor. 12 Mayıs 1874´te Ankara´dan Basiret Gazetesi´ne gönderilen bir mektupta şöyle deniliyor ..

Yirmi dört saatte bir defa arpa unundan bir bulamaç içiyoruz. Bu da bitmek üzeredir. Öküz ve diğer hayvanların tamamı telef oldu… Çoluk çocukların ekmek diye feryatlarına tahammül etmek mümkün değildir.

/resimler/2018-11/3/1720144169486.jpg

1873-1875 arasında Ankara´nın Keskin kazasındaki 160-170 köydeki 52.000 kişiden 20.000 kişi açlıktan ölüyor, 7000´i başka yerlere dağılıyor. (Türk Ziraat Tarihin Bir Bakış, İstanbul, 1938, s. 210, 211-213).

II. Mahmut döneminde paranın adı ve şekli 35 kez değiştirildi.

16. Yüzyıl´dan itibaren akçenin değer kaybı önlenemiyor. Yabancı paralar akçe karşısında çok değer kazanıyor. Örneğin, 1611´de 1 florin, 200 akçeye yükseliyor.

17. Yüzyıl´da Osmanlı büyük bütçe açıklarıyla karşılaşmaya başlıyor. 1887/1888´den 1910/1911´e kadar, bütçe 4.2 milyar kuruş açık veriyor. (Eldem, s. 246).

Osmanlı, paranın tağşişi (değerini düşürme) yoluyla sorunu çözmek istiyor. 1810´dan itibaren paranın içindeki değerli maden oranı sürekli azaltılıyor. Paranın değerinin düşürülmesi, Yeniçeri isyanlarını, fiyat artışlarını ve kalpazanlığı körüklemekten başka bir işe yaramıyor.

Osmanlı, Rus Savaşı ve Küçük Kaynarca Antlaşması´ndan sonra 1775´te “Esham” yani “Hazine Bonosu” yoluyla iç borçlanmaya gidiyor. Zorunlu iç borçlanma olan “İmdadiye”ye ve özel kişilere toprak satışı anlamında “Malikâne Sistemi”ne başvuruyor.

/resimler/2018-11/3/1723049485668.jpg

Olağanüstü hallerde alınan vergileri kalıcı hale getiriyor. 1770´lerde savaş masraflarını karşılamak için ölen şahısların terekesinin yüzde 60´ına zorla el koyuyor. Bazı tasarruf tedbirleri uyguluyor. Ancak yine de ekonomi düzelmiyor.

Osmanlı´da 18. Yüzyıl´da para basacak yeterli maden olmadığı için halk, bir emirle elindeki altın ve gümüş eşyayı devlete satmaya mecbur kılınıyor. 1789´da Şeyhülislam, “altın ve gümüş eşya kullanmak haramdır” diye bir fetva yayımlıyor.

1789 başında padişahın altın ve gümüş özel eşyaları, devlet adamlarının gümüş takımları darphanede eritilerek para basılıyor. İstanbul´daki Türk tüccardan 20.000, gayrimüslim tüccardan 12.000 okka saf gümüş isteniyor ve bunlar da eritilip para basılıyor. (Mübahat Kütükoğlu, Baltalimanı´na Giden Yol, s. 271)

Osmanlı´da 1780-1860 arasında enflasyon çok yükseliyor. Fiyatlar ortalama 12 ile 15 kart artıyor. 1814´te 1 İngiliz Sterlini 23 Osmanlı kuruşuna eşitken, 1839´da 1 İngiliz Sterlini 104 Osmanlı kuruşuna eşitleniyor. (Şevket Pamuk, Türkiye´nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi, s. 112). Kütükoğlu´na göre; 1839´da 1 sterlin 130-135 kuruşa eşittir. 1844´te 1 sterlin 110 kuruşa eşitleniyor. (Kütükoğlu, s. 233).

/resimler/2018-11/3/1724344799406.jpg

Osmanlı 1839´da piyasaya kağıt para ve hazine bonosu şeklinde “kaimeler” çıkarıyor. Kolayca sahtesi yapılabildiği için kısa sürede enflasyona neden olan kaimeler 1862´de piyasadan çekiliyor. 1876´da bir kere daha piyasaya “kaime” sürülüyor. Fakat onlar da üç yıl sonra kaldırılıyor.

Osmanlı,1844´te “altın lira” ve “gümüş kuruş” şeklinde çift metalli sisteme geçiyor. 1881´de çift metalli sisteme son veriliyor ve para birimi sadece altın üzerinden tanımlanıyor.

Osmanlı 1848´den itibaren Galata bankerlerinden, Kırım Savaşı´ndan sonra, 1854´ten itibaren de İngiltere ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinden yüksek faizle borç alıyor. Borçları yatırıma yönelik olarak kullanamıyor. Bu yüksek faizli borçlarla Boğaz´da saraylar bile inşa ediliyor.

Osmanlı´nın 14 ve 15. yüzyıllarda Batılı ülkelere verdiği kapitülasyonlar, 18. ve 19. yüzyıllarda daha da genişletiliyor. Özellikle 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması sonrasında Osmanlı pazarları İngiliz mallarıyla doluyor. Çünkü daha önce ithalat ve ihracatta yüzde 3 olan gümrük vergisi, ihracatta yüzde 12, ithalatta yüzde 5 oluyor. Ayrıca İngiliz tüccarlar, yerli tüccarların ödediği yüzde 8 oranındaki iç gümrük vergisinden de muaf kılınıyor.

/resimler/2018-11/3/1726054801369.jpg

1914´te 1. Dünya Savaşı´na girerken Osmanlı´nın toplam dış borcu 153.7 milyon Osmanlı Lirası… Savaşa girerken devlet hazinesinde sadece 92.000 altın lira var. Osmanlı artan savaş masraflarını karşılamak için Almanya´dan borç alıyor.

Savaş sonunda Almanya´ya 150 milyon lira borçlanıyor. Böylece I. Dünya Savaşı sonrasında, Osmanlı´nın toplam dış borcu 303.7 milyon liraya ulaşıyor. Üstelik bu borçların sterlin, frank ve mark gibi yabancı paralarla ödenmesi gerekiyor.

I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı´da her alandaki üretim neredeyse yarı yarıya azalıyor. Savaş koşullarında fiyatlar 18-20 kat artıyor. Buna karşın maaşlar artmıyor. İnsanların alım gücü yüzde 80 oranında azalıyor. (Pamuk, s. 1782). Korkunç bir enflasyon baş gösteriyor. Öyle ki savaş başında, 1914´te 100 olan tüketici fiyat endeksi, savaş sonunda, 1919´da 1215´e yükseliyor.

Savaş yıllarında, 1914-1922 arasında gerçekleşen toplam enflasyon yüzde 1200 ile 1700 civarında… Örneğin 1914´te ekmeğin okka fiyatı 1.25 kuruşken, 1920´de 16 kuruşa çıkıyor. 1914´te dört kişilik bir ailenin gıda harcaması 225 kuruşken, 1920´de 3049 kuruşa yükseliyor.

/resimler/2018-11/3/1727473553190.jpg

Osmanlı savaş başında 1915´te piyasaya kağıt para çıkarıyor. Bu kâğıt paralar, önceleri 1 lira ile satın alınırken üç yıl içinde 4-5 altın Osmanlı Lirası´yla satın alınabilen bir mal oluyor. Paranın değeri sürekli düşüyor. Vedat Eldem, I. Dünya Savaşı´nda Osmanlı parasının yüzde 85 değer kaybettiğini belgeliyor. (Eldem, s. 204) Savaşlardan sonra 1923´te 1 dolar 120 kuruş, 1 sterlin 810 kuruş oluyor.

I. Dünya Savaşı başında, 1914´te seferberlik ilan edilince başlayan panikte İstanbul ekmeksiz kalıyor. Halk fırınlara hücum ediyor. Savaş öncesinde Rusya´dan buğday alan Osmanlı, savaşta Rusya ile cephe cepheye gelince buğdaysız kalıyor. Malların fiyatları yükselince karaborsacılık başlıyor.

1915´ten itibaren halk açlıkla boğuşuyor. 11 Nisan 1917´de New York Times, İstanbul halkının durumunu şöyle özetliyor: “Açlık başlamış durumda. Orta gelirli ve emekçi sınıfların sefaleti nefes kesecek ölçüde. Tifüs salgınının önü güçlükle alınabilmiş. (…)

Sokaklarda rastladığımız insanların yüzleri sarı, elmacık kemikleri zayıflıktan fırlamış, gözleri bütün anlamlarını yitirmiş; dik ve zayıf bakıyor...

Eskilerin en önemli gıdası çeyrek ekmek, peynir ve zeytin, 1.25 dolara zorlukla bulunabiliyor. Tereyağının kilosu 5, peynirin 7 ve zeytinin 1.5 dolar civarında…

Hükümet, 1918´de İstanbul halkına ekmek bulabilmek için 3 milyon lira borç almak zorunda kalıyor.

/resimler/2018-11/3/1731589495658.jpg

Mayıs 1919´da Osmanlı, subay ve memur aylıklarını ödeyemez duruma geliyor.
Sonunda ne mi oluyor ..

Osmanlı 1876´da borçlarını ödeyemeyip “iflas” ediyor. Bunun üzerine 20 Aralık 1881´de Muharrem Kararnamesi´yle alacaklı Avrupa ülkeleri Duyunu Umumiye´yi kurup Osmanlı´nın temel gelirlerine el koyuyorlar.

II. Abdülhamit her şeyi; madenleri, demiryollarını, limanları, hatta tütünü, dahası elektrik, su, havagazı gibi tüm yatırımları yabancılara teslim ediyor. Osmanlı bağımlı hale geliyor.

İşin özü şu ki, coğrafi keşiflerin, Rönesans´ın, aydınlanma döneminin, Sanayi Devrimi´nin Batı´da yarattığı değişime ve dönüşüme uyum sağlayamayan Osmanlı, köylerin boşalması, üretimin azalması, ordunun bozulması, savaş masraflarının artması, vergi adaletsizliği ve paranın pul olması ile borç ve faiz batağına sürüklenip batıyor.

İşte Atatürk, I. Dünya Savaşı´nın yıkımı sonrasında gırtlağına kadar borçlu, yokluk ve yoksulluk içinde, orduları dağıtılmış, toprakları işgal edilmiş, savaş yorgunu bir ülkede emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı kazanmayı başardığı için büyük liderdir.

/resimler/2018-11/3/1732405746703.jpg

Atatürk, 17 Şubat 1923´te İzmir İktisat Kongresi´nde söylediği gibi kazandığı askeri ve siyasi zaferi ekonomik zaferle taçlandırıyor: Önce Osmanlı´nın tüm bağımlılıklarına son veriyor: Lozan´da kapitülasyonları kaldırıyor. Osmanlı borçlarını ödemeye başlıyor. Köylüyü ezen vergileri kaldırıyor. Tarlalar yeniden ekiliyor. Ülkenin dört bir yanında fabrikalar kuruyor. Türkiye üretmeye başlıyor. Türkiye üç beyazda; bez, şeker ve unda kendi kendine yeter hale geliyor.

1929 Dünya Ekonomik Krizi´ne rağmen ...

1924-1938 arasında Türkiye´nin büyüme hızı ortalama yüzde 8´in altına düşmüyor. 1889-1914 arasında Osmanlı´nın kalkınma hızı ortalama yüzde 2.2 civarındaydı. (Eldem, s. 316).

Atatürk Türkiye´si enflasyonsuz, dış borçsuz kalkınıyor. 1923-1938 arasında GSMH 3 katına, kişi başına milli gelir 2 katına çıkıyor.

1923-1938 arasında, 11 yıl bütçe denkliği sağlanıyor, 3 yıl ise gelir giderden fazla oluyor. 1938´de Merkez Bankası´nda 36 milyon dolar döviz, 26 ton altın biriktiriliyor. Türk parası değerini koruyor.

Keşke çocuklarımıza Osmanlı´da paranın nasıl pul olduğunu, Osmanlı´nın nasıl iflas edip battığını ve Atatürk´ün nasıl kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye Cumhuriyeti yaratığını anlatabilseydik...

/resimler/2018-11/3/1707058529419.jpg

Anahtar Kelimeler: Para, Olunca
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Cumhuriyete sahip çıkmak (16 Eylül 2019 - Pazartesi)
Dünya lideri olmak... (03 Eylül 2019 - Salı)
"HADİ LEN" (29 Ağustos 2019 - Perşembe)
Tetikçi Prof. Dr. Cemil Koçak kimdir? (03 Ağustos 2019 - Cumartesi)
“YIRTIN O DİPLOMALARI” (29 Temmuz 2019 - Pazartesi)
KARGA BOKU (21 Temmuz 2019 - Pazar)
Entelektüel olmak (11 Temmuz 2019 - Perşembe)
Erdoğan yargıdan kaçtı (10 Mayıs 2019 - Cuma)
Güzelliği algılayabiliyor muyuz? (04 Nisan 2019 - Perşembe)
Fransız Kimyacı Lavoisier (08 Mart 2019 - Cuma)
Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz (03 Mart 2019 - Pazar)
Cengiz TOPEL... (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Gündeme dair fıkra gibi (07 Şubat 2019 - Perşembe)
Zülfü Livaneli´den doğru bir tespit. (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
İzmir´in Dağlarında Çiçekler Açar (07 Aralık 2018 - Cuma)
OSMANLICILIK OYNAYANLAR,BU YAZIYI OKURLAR MI? (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
ZEYTİN SİNEĞİ İLE BİYOLOJİK MÜCADELE: (29 Kasım 2018 - Perşembe)
Öğretmenler gününüz kutlu olsun (25 Kasım 2018 - Pazar)
DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ (07 Kasım 2018 - Çarşamba)
SAVARONA (07 Kasım 2018 - Çarşamba)
Bandırma´nın Martıları (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Başkent (26 Ekim 2018 - Cuma)
ANDIMIZIN YAZARI (23 Ekim 2018 - Salı)
Cumhuriyet kadını (15 Ekim 2018 - Pazartesi)
İŞTE O SAPIKLAR (08 Ekim 2018 - Pazartesi)
UZAYA DOĞRU GİDERKEN (30 Eylül 2018 - Pazar)
Yalnız bir adam.... (09 Eylül 2018 - Pazar)
Kuran´ı Kerim ile aramız açıldı. (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Bilmediğimiz kahramanlardan biri. (26 Ağustos 2018 - Pazar)
KARINI SEVİYORUM ARAMIZDAN ÇEKİL !.. (25 Ağustos 2018 - Cumartesi)
TARİKATLARIN TÜRK DÜŞMANLIĞI (29 Temmuz 2018 - Pazar)
GELDİ BOR´UN PAZARI - 1 (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Ey İnsan (06 Temmuz 2018 - Cuma)
HEKİMLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI (12 Nisan 2018 - Perşembe)
DEĞERLİ ARKADAŞLARIM, (09 Nisan 2018 - Pazartesi)
ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİ... (16 Şubat 2018 - Cuma)
İcra İflas Kanunu Madde 82/4 (07 Şubat 2018 - Çarşamba)
Cehalet psikolojisi (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
O´nun Hiçbir Zorunluluğu Yoktu… (30 Aralık 2017 - Cumartesi)
Güne dair seçmeler (05 Aralık 2017 - Salı)
Tarihten Özel Bir Anı !.. (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
TEOG GİDİYOR, YERİNE NE GELİYOR? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Merve Kavakçı Büyükelçi oldu. (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Bir Öğretmenin Ağlatan Hatası (04 Haziran 2017 - Pazar)
KOMPLO TEORİLERİ (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kumpas timi sinyal verdi (01 Haziran 2017 - Perşembe)
KURTDERELİ MEHMET PEHLİVAN (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Vatan sağolsun (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Çanakkale´nin gayrimüslim şehitleri (27 Şubat 2017 - Pazartesi)
Japon Gelenekleri (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Değerini anlayan bilir.. (15 Ocak 2017 - Pazar)
"Suikastçıyı tanıyorum" (23 Aralık 2016 - Cuma)
Rus casuslarının peşindeki iksir: Kefir (15 Aralık 2016 - Perşembe)
BÜYÜK GURUR (23 Kasım 2016 - Çarşamba)
KORKUYORUM!....( I ) (08 Kasım 2016 - Salı)
Daha çok hatırlamak (07 Kasım 2016 - Pazartesi)
ÇARE (02 Ekim 2016 - Pazar)
30 Ağustos Zafer Bayramı (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
Yaralı Kuş (02 Ağustos 2016 - Salı)
ALDATAN PUT (31 Temmuz 2016 - Pazar)
Ahlaksızlara kapak olsun (02 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Kim bu adam? (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
"27 Mayıs darbeyse, 4 Mayıs ne?"... (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
VE TANRI KADINI YARATTI... (22 Nisan 2016 - Cuma)
İNSANLIĞIN ÖLDÜĞÜ GÜN... (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
Bilmemek ayıp değil (13 Mart 2016 - Pazar)
resimdeki kadını hatırladınız mı? (07 Mart 2016 - Pazartesi)
“Tatlıya Bağlayalım“ (21 Şubat 2016 - Pazar)
Gökçe Fırat´tan tarihi hatırlatma (05 Şubat 2016 - Cuma)
OSMANLININ 444 YIL SÜREN AŞAĞILIK YAŞAMI (04 Şubat 2016 - Perşembe)
İRANLI BİR GAZETECİNİN UYARILARI. (25 Ocak 2016 - Pazartesi)
Cebinizdeki 50 tl (12 Ocak 2016 - Salı)
Ve insan (30 Aralık 2015 - Çarşamba)
KAZI BAĞIRTMADAN YOLMAK (29 Aralık 2015 - Salı)
Elebaşı Seyit Rıza (17 Kasım 2015 - Salı)
*PARİS´TE BİR İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ* (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
SAHTE ALKOL VE İÇKİ ZEHİRLENMELERİ (04 Kasım 2015 - Çarşamba)
REŞİT GALİP (24 Ekim 2015 - Cumartesi)
*BAŞKA ÇÖZÜM YOK* (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
TERÖRÜN BELİ KIRILDI MI? (08 Ekim 2015 - Perşembe)
OKUMAYA DEĞER ...Paradigma.. (06 Ekim 2015 - Salı)
*NEREYE* (03 Ekim 2015 - Cumartesi)
İhanet ettiler (02 Ekim 2015 - Cuma)
Milletim Uyan! (01 Ekim 2015 - Perşembe)
SUSKUNUM (27 Eylül 2015 - Pazar)
Tükendim (26 Eylül 2015 - Cumartesi)
YENİ DİNİ MERKEZ (20 Eylül 2015 - Pazar)
BİLİYOR MUSUNUZ? (18 Eylül 2015 - Cuma)
Herşey vatan için (11 Eylül 2015 - Cuma)
BUNU MU İSTİYORSUNUZ? (07 Eylül 2015 - Pazartesi)
BAGFAŞ (29 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Hikâyenin adı 600 Milyar Dolar (29 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Dayamışsın sırtını Devlete… (28 Ağustos 2015 - Cuma)
TÜRKLERİ SEVMEYEN OSMANLI (25 Ağustos 2015 - Salı)
65 TÜRKLERİ SEVMEYEN OSMANLI… (22 Ağustos 2015 - Cumartesi)
KAÇAN DELİLER! (15 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Neden boğularak ölünür (06 Ağustos 2015 - Perşembe)
İNSAN SUDA NEDEN BOĞULUR.. (04 Ağustos 2015 - Salı)
Evet Kürt kardeş!... (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Ay Vurunca Yüzüme (19 Temmuz 2015 - Pazar)
ON YUMURTA KAÇ ÖĞRETMEN EDER? (Alıntı) (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Onkolog kanser olursa (11 Temmuz 2015 - Cumartesi)
“KARDEŞ KARDEŞE BORÇ VERMEZ” (10 Temmuz 2015 - Cuma)
*BİLİNEN TARİHİN BİLİNMEYEN YANLARI* (08 Temmuz 2015 - Çarşamba)
İsim koyarken aklınızda bulunsun (07 Temmuz 2015 - Salı)
Malatyalı Şeker imam (05 Temmuz 2015 - Pazar)
Barış Manço (05 Temmuz 2015 - Pazar)
*TÜRKİYE´Yİ ATEŞE ATMAK…* (30 Haziran 2015 - Salı)
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR (30 Haziran 2015 - Salı)
Çayın Faydaları Nelerdir? (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
BALKAN KAHRAMANI ENVER BEY-1 (28 Haziran 2015 - Pazar)
*HAFTANIN İĞNELERİ* (27 Haziran 2015 - Cumartesi)
Bu oyun halen devam ediyor mu? (25 Haziran 2015 - Perşembe)
SEVGİLİ (25 Haziran 2015 - Perşembe)
HAYATA DAİR ÖĞÜTLER (24 Haziran 2015 - Çarşamba)
Vatana Aşklarını Feda Edenler (23 Haziran 2015 - Salı)
*TİMSAH GÖZYAŞLARI…* (21 Haziran 2015 - Pazar)
*YENİ TÜRKİYE´NİN SAVAŞI* (20 Haziran 2015 - Cumartesi)
YAZIKLAR OLSUN! (20 Haziran 2015 - Cumartesi)
HAYATLAR... (19 Haziran 2015 - Cuma)
SANA MEKTUP (17 Haziran 2015 - Çarşamba)
KIZMAK YOK (16 Haziran 2015 - Salı)
Dahi, deli, Albert Einstein (09 Haziran 2015 - Salı)
KIRIM (07 Haziran 2015 - Pazar)
SEÇİMDEN SONRA NE OLACAK? (06 Haziran 2015 - Cumartesi)
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE deVAR MIYDI? (05 Haziran 2015 - Cuma)
Emniyet’ten ziyade TSK’da etkinler (02 Haziran 2015 - Salı)
ÇEVRE FELAKETİ YAŞIYORUZ (30 Mayıs 2015 - Cumartesi)
*ŞEYTAN AMERİKA* (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
" PİL YİYİN! Daha Faydalı!... (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
HAYALLER PARİS, HAYATLAR, MUŞ... (19 Nisan 2015 - Pazar)
YAZ YAZABİLİRSEN ÜSTADIM (09 Nisan 2015 - Perşembe)
HAYALLERİ ÇALAN A.Ş, ORTAKLARI AKP+CEMAAT. (08 Nisan 2015 - Çarşamba)
HER YER KARANLIK, PÜR NUR O MEVKİ. (02 Nisan 2015 - Perşembe)
Varsın gülmesin... (31 Mart 2015 - Salı)
BİZİM ÖLÜMÜZDE VATAN KURTULUR (21 Mart 2015 - Cumartesi)
Nazım Hikmet`in Necip Fazıl`a mektubu: (14 Mart 2015 - Cumartesi)
Ömer Hayyam (13 Mart 2015 - Cuma)
BETER geldi geçti... (09 Mart 2015 - Pazartesi)
ZEYTİNYAĞI (27 Şubat 2015 - Cuma)
BÜYÜK İSKENDER`İN 3 İSTEĞİ (10 Şubat 2015 - Salı)
Yakıştım.. (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
İBB Pankartı (26 Aralık 2014 - Cuma)
Sarıkamış... (23 Aralık 2014 - Salı)
Mezar taşı... (11 Aralık 2014 - Perşembe)
Açlık (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Nokta... (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
BASIN ARKA KAPIDAN!.. (02 Aralık 2014 - Salı)
BİR PİRİNÇ TANESİ ... ( ! ) (27 Kasım 2014 - Perşembe)
Soyguncu (18 Kasım 2014 - Salı)
Hayvan oğlu hayvan gazi (04 Kasım 2014 - Salı)
“KARDEŞ KARDEŞE BORÇ VERMEZ” (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
HERKES SEYREDİYOR (07 Ekim 2014 - Salı)
Parasız seyahat (04 Ekim 2014 - Cumartesi)
Kürtaj (02 Ekim 2014 - Perşembe)
Fareler (28 Eylül 2014 - Pazar)
26 Eylül Türk Dil Bayramı (26 Eylül 2014 - Cuma)
Anahtar (15 Eylül 2014 - Pazartesi)
Kadın (07 Eylül 2014 - Pazar)
O.... çocukları (25 Ağustos 2014 - Pazartesi)
BAYRAM TEBRİĞİ ( AZİZ NESİN) (29 Temmuz 2014 - Salı)
Diş Teli Kullananlar Bayramda Neler Yapmalı? (28 Temmuz 2014 - Pazartesi)
Zeytin öyküsü (26 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Sonsuz Sifa, Kuva-i Milliye Mustafa ile birlikte (23 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Üç adayın ortak noktası...! (21 Temmuz 2014 - Pazartesi)
Hasan Fahri Polat` tanıyalım: (14 Temmuz 2014 - Pazartesi)
``Ülke bölünüyor`` (13 Temmuz 2014 - Pazar)
Ders (03 Temmuz 2014 - Perşembe)
Cemaat ve Barzani (16 Haziran 2014 - Pazartesi)
LAFIN BİTTİĞİ YER.... (16 Haziran 2014 - Pazartesi)
BİR ŞEHRİN YERLİSİ OLMAYI GÖZE ALMAK (14 Haziran 2014 - Cumartesi)
Kızılbaş (27 Mayıs 2014 - Salı)
*İYİ HAFIZ!* (26 Mayıs 2014 - Pazartesi)
*SOMA’DA KARA ÖLÜM* (20 Mayıs 2014 - Salı)
DEVRİM Mİ? İHTİLAL Mİ..? (18 Mayıs 2014 - Pazar)
Kim Kime? (17 Mayıs 2014 - Cumartesi)
*14.MAYIS.2014 - BASIN BÜLTENİ* (16 Mayıs 2014 - Cuma)
YAZMAK YA DA YAZMAMAK (09 Mayıs 2014 - Cuma)
ATATÜRK`TEN BİR ANI (20 Nisan 2014 - Pazar)
SEÇİM SONUÇLARI (07 Nisan 2014 - Pazartesi)
Eğitim mi önemli cibilliyet mi? (17 Mart 2014 - Pazartesi)
BİZİM HİÇ Mİ SUÇUMUZ YOK? (14 Mart 2014 - Cuma)
ADALETE AĞIT!... (10 Mart 2014 - Pazartesi)
ÇOK YANLIŞLAR YAPTIN SANCAK BEYİ ÇOK (06 Mart 2014 - Perşembe)
GİZLEDİLER.... (21 Şubat 2014 - Cuma)
Malatyalı Orospu Kezban... (15 Şubat 2014 - Cumartesi)
BU KAVGA BİTMELİ (06 Şubat 2014 - Perşembe)
Yerli malı, yurdum malı !... idi (22 Ocak 2014 - Çarşamba)
KİME OY VERMEYECEĞİM? (13 Ocak 2014 - Pazartesi)
Konu: Başbakan ve oğlu... (10 Ocak 2014 - Cuma)
NELER OLUYOR ? (03 Ocak 2014 - Cuma)
EVLADA ÖĞÜT (02 Ocak 2014 - Perşembe)
Yeni yılda Önemli olan bunları yapabilmek (30 Aralık 2013 - Pazartesi)
BAŞKA BİR BAKIŞ AÇISI (25 Aralık 2013 - Çarşamba)
EMPERYAL SAVAŞ (19 Aralık 2013 - Perşembe)
İffet Anıtı, Akdamar... (10 Aralık 2013 - Salı)
ATATÜRK`TEN ŞEYHE DERS... (10 Aralık 2013 - Salı)
YALAKALIK NEDİR? (04 Aralık 2013 - Çarşamba)
ENGEL BEDENLERDE Mİ - YÜREKLERDE Mİ? (03 Aralık 2013 - Salı)
TAŞLAR YİNE BAĞLANDI MI ACABA? (29 Kasım 2013 - Cuma)
BU BÜROKRATLAR SİZİN BAŞINIZI YİYECEK (27 Kasım 2013 - Çarşamba)
Kahin (21 Kasım 2013 - Perşembe)
Aldanma oğul!... (17 Kasım 2013 - Pazar)
BİTİRİN PİYASALARI DA GÖRÜN GÜNÜNÜZÜ (11 Kasım 2013 - Pazartesi)
BU MİLLET AYAKTA UYUMUYOR (31 Ekim 2013 - Perşembe)
Yaşasın Cumhuriyet (29 Ekim 2013 - Salı)
ZÜLFÜ Livaneli`den dehşet bir yorum! (26 Ekim 2013 - Cumartesi)
BAYRAM BUDUR... (14 Ekim 2013 - Pazartesi)
Günün konusu (04 Ekim 2013 - Cuma)
Gençlere... (02 Ekim 2013 - Çarşamba)
YÜRÜ YA KULUM!... (01 Ekim 2013 - Salı)
BİR KÖYÜN "YOKOLUŞ" ÖYKÜSÜ (30 Eylül 2013 - Pazartesi)
KAYBETTİKLERİMİZ (28 Eylül 2013 - Cumartesi)
İŞTE SON DURUM!.. (10 Eylül 2013 - Salı)
Ne idik !, Ne olduk ?... (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
DOMUZLAR KÖRFEZİ ÇIKARTMASI (28 Ağustos 2013 - Çarşamba)
Romantik Şeytan (26 Ağustos 2013 - Pazartesi)
Rabia (24 Ağustos 2013 - Cumartesi)
Topal Osman... (22 Ağustos 2013 - Perşembe)
Kızıl elma (21 Ağustos 2013 - Çarşamba)
Gemi azıya almışlar... (20 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim zamanımızda okul (19 Ağustos 2013 - Pazartesi)
SİZİN DIŞ POLİTİKANIZI SEVSİNLER (15 Ağustos 2013 - Perşembe)
Bayramlar mı eski, yoksa biz mi yaşlandık? (10 Ağustos 2013 - Cumartesi)
YILKILMASIN MI BU KEPAZE DÜZEN !...? (09 Ağustos 2013 - Cuma)
KORKUNUN AYAK İZLERİ (07 Ağustos 2013 - Çarşamba)
İşte haber size… (06 Ağustos 2013 - Salı)
Kimse var mı, orada ?... (06 Ağustos 2013 - Salı)
Korku !... (04 Ağustos 2013 - Pazar)
AHLAKIN SUKUT ETTİĞİ DÜZEN (30 Temmuz 2013 - Salı)
Türk yurdu neresi? (26 Temmuz 2013 - Cuma)
Basın vesayet altında (25 Temmuz 2013 - Perşembe)
BU UNUTULUR MU ? (Ama maalesef unuttuk...) (24 Temmuz 2013 - Çarşamba)
İbretlik Ders (23 Temmuz 2013 - Salı)
POSTALSIZ DARBELERİN MÜSEBBİBİ SENSİN!.. (22 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Tilkinin orucu (21 Temmuz 2013 - Pazar)
Gerçek sevgi.. (20 Temmuz 2013 - Cumartesi)
ANKARA (19 Temmuz 2013 - Cuma)
HAYATINIZ SEÇTİĞİNİZ KADINDIR.. (18 Temmuz 2013 - Perşembe)
BU "BOP" ÖN KOLTUKTA YENİR.. (18 Temmuz 2013 - Perşembe)
MASUM ÇOCUK GÖNLÜ (18 Temmuz 2013 - Perşembe)
BAŞLIK PARASI (18 Temmuz 2013 - Perşembe)
Sen yine yoksun (17 Temmuz 2013 - Çarşamba)
"MÜBAREK" BİR ADI, "TENEKE" TAŞIR MI? (17 Temmuz 2013 - Çarşamba)
Yargılanacaksınız!... (17 Temmuz 2013 - Çarşamba)
AFFEDERİM DEMİŞTİM HATIRLIYORSAN (16 Temmuz 2013 - Salı)
Horoz ve Tilki Hikayesi! (16 Temmuz 2013 - Salı)
Afet (16 Temmuz 2013 - Salı)
Merhaba !... (15 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Şair Solmaz Akça`dan (15 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Dost olmalı (14 Temmuz 2013 - Pazar)
Açılım!... (12 Temmuz 2013 - Cuma)
hayat!... (12 Temmuz 2013 - Cuma)
İki ayyaş!... (10 Temmuz 2013 - Çarşamba)
Bu resimlere iyi bakın (16 Kasım 2011 - Çarşamba)
Ben Ağladım! (28 Ekim 2011 - Cuma)
Sayfa:
DOLAR
5.7125
EURO
6.3154
Reklamlar

 /resimler/2019-8/30/0133327978785.gif

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil?"

Yunus Emre
1922 Bandırma`nın kurtuluşu
1939 Ruslar`ın polonya`yı işgali
2006 Yarın akşam mübarek Beraat Kandili
2006 Havaların Soğumaya başlaması
-Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. -Kadınlar erkeklere oranla 2 kat fazla göz kırpar.(Çok yalan söyledikleri için olmasın) -İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. -Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır. (Bir rivayete görede gözleri açık hapşırı

İlginç Bilgiler 2