RÜŞVET, TEVRAT ‘TA DA VAR İNCİL´DE DE, KUR´AN-I KERİM´DE YOK !
RÜŞVET, TEVRAT ‘TA DA VAR İNCİL´DE DE, KUR´AN-I KERİM´DE YOK !
Tarih: 14.11.2017 17:16:22
Orhan ORGARUN (Uzaktan Gelen yakın Sesler)

İslam tarihi rüşvetle nasıl tanıştı? İlk niçin verildi?

Baba - oğul rüşvetçiler kimlerdi ?..

Birbirlerine “Laf sokarken“ dillerinde daima sürekli “ALLAH“ vardı.

İnsan düşünmeden edemiyor; İslam tarihi rüşvetle nasıl tanıştı ?

İlk rüşvet niçin neden verildi? Baba - oğul rüşvetçiler kimlerdi ?..

Babil´in Hammurabi Kanunu´ndan, Mısır´ın “ANASTASİ PAPİRÜS“ üne;

Hint “ARTHAÇASTRA“ dan, Romalının “ONİKİ LEVHA KANUNU“ na kadar,  İlkçağlardan beri rüşvet, yazılı olan her hukukta yer aldı.

Rüşvet, TEVRAT´ta da var İNCİL´de de …

Fakat, İslam hukukunun ana kaynağı KUR´AN-I KERİM´de asla yok!

                Sebebi, gayet basit... Kur´an nazil olduğu dönemde devletin henüz kurulmamış olması. (*) (Diğer yandan kimi yorumcular; haram yemek (yasak edilen) anlamına gelen  “SUHT“ kelimesini rüşvet anlamında sayıyor. “Onların çoğunu görürsün ki suç işlemekte,  düşmanlık etmekte, haram yemekte bir birleriyle yarışa girerler. Yaptıkları şey ne de kötüdür.“ Buna karşı çıkanlar, “suht“ kelimesinin geniş bir anlam içerdiğini ve içine rüşvet değil; İslami yasak olan her şeyin girdiğini belirtiyor. Ayrıca kelime hiçbir dile “RÜŞVET“ olarak çevrilmemişti. Keza Arapçada rüşvet kelimesi vardı; r-ş-v (rişvat) kökünden gelen “RAŞA“ ydı. Anlamı “Kuyulardan su çekmekle kullanılan URGAN“ idi.)

                İslam hukukunda ikinci kaynak hadisler. Hz. Muhammed (s.a.v.)´in rüşvetle ilgili şu sözü en çok bilinenidir:

                “RÜŞVET VERENE DE ALANA DA İKİSİ ARASINDA VASITA OLANLARA DA ALLAH LANET ETSİN.“

İslam´a göre rüşvet haramdı. Rüşvet alan hükümdar bile olsa durum değişmezdi. Rüşvet konusundaki titizlik hediye almayı da yasakladı; hazineye verilmeyen hediye de haram sayıldı!

                Hz. Muhammed (s.a.v.)´in Medine´ye yerleşmesinin ardından ilkel de olsa bir devlet düzenine geçildi. İslam´ın ilk vergisi sayılan zekâtın toplanması için bazı kişilere (amil) görev verildi. Elde edilen gelirin bir bölümü toplayıcılara “ÜCRET/ MAAŞ“ olarak ödendi.

                Hz. Muhammed ( s.a.v.), Müslümanlar arasında Abd-ALLAH (Abdullah) adına birini Beni Salim kabilesinin zekâtlarını toplamakla görevlendirdi. Abd-Allah işini bitirince topladıklarının bir bölümü kendisi için alıkoydu, ve bunların kendisine hediye edildiğini söyledi.

                Hz. Muhammed (s.a.v.) hutbesinde bu olaya değindi. Adını vermeden, “Sizlerden birisini bir tarafa memur olarak gönderiyorum. Getirdikleri şeyleri ‘bunlar sizin, şunlar ise bana hediyedir‘ diye ayırıyor. Bu kimse evinde otursaydı, acaba bu hediyeler ona gelecek miydi ?“ diye konuştu.

                İlk İslam yöneticileri hediye kabul etmedi. Hz. Ebubekir, memurların da aldıkları tüm hediyeyi hazineye (BEYT´ÜL MAL) vermesini emretti.

                Hz. Ömer, İran, Irak, Suriye´yi fethederek İslam devletini İmparatorluk haline dönüştürdü. Devletin belli başlı siyasi kurumları bu dönemde şekillendi. İlk memurlar tayinedildi ve bunlara maaş verilmeye başladı.

                İslam´ın ikinci halifesi de rüşvete çok karşıydı; pek büyük haram saydı.

                “HARAMIN İKİ KAPISI VARDIR; BİRİSİ RÜŞVET KAPISIDIR DİĞERİ DE ZİNA YAPAN KADINLARIN ALDIĞI PARADIR.”

                Hz. Osman ilk halife içinde hediye almayı seven tek kişiydi. İslam´da rüşvet de bu dönemde ortaya çıktı. Söylentiye göre Komutan Halid bin Velid, Hz. Osman´ın huzuruna gelmek için kapıcıya iki altın vermişti.

                Hz. Ali hiç kimseden hediye kabul etmedi. Haberi olmadan verilen her şeyi hazineye bıraktırdı ve memurların da öyle yapmasını emretti. Bunu yapmayanları “HIYANET“ ile suçladı. İslam devletine son verip Arap devleti kuran Emeviler bu kuruluşun temelinde rüşvet olması şaşırtıcı hiç değil !

                Bunun mucidi Muaviye bin Ebu Süfyan …

                Daha devleti kurmadan evvel İslam tarihinde ilk politik amaçlı rüşveti verdi. Böylece Hz. Ali´nin yanındaki kimi önemli kişilerin saf değiştirmesine neden oldu. Amr bin al´ Asın bunlardan biriydi.

                Tesadüf değildir:

                Babası Ebu Süfyan Hz. Muhammed (s.a.v.)´e karşı savaştı!

                Oğlu Muaviye ise Hz. Ali´ye karşı savaştı!

                Baba oğul ikili, Mekke fethedildiği gün Müslüman oldu!

                Babasından ne öğrendiyse Muaviye, oğlu Yezid´e de onu öğretti.

                Babasından tek farkı rüşvetçiliğiydi. Oğlu Yezid´e devlet yönetiminde rüşvete başvurmaktan kaçınmamasını öğütledi.

                Yezid bu öğüdü hiç mi hiç unutmadı. Örneğin; Ker bela Faciasının büyük bir isyana dönüşmemesi için, öldürdüklerinin Medine´deki yakınlarına rüşvet yolladı. Fakat yine de bu rüşvetler / hediyeler Emevilerin Medine´den kovulmasına engel olmadı.

                Peki …

                İslam hukukunda rüşvetin cezası neydi:

                79 değnek vurmak!

                Ancak devletin selametini tehlikeye düşürecek rüşvetin cezası ise, idamdı.

                Bizim Osmanlı tarihinde baba - oğul rüşvetçi yok muydu?

                Rüşvet, dilimize Arapçadan geldi.

                Türkler Müslüman olduktan sonra bu kelimeyi benimsedi. Ancak İslam´dan önce Türklerin rüşvet kavramını tanıdığına dair çok güçlü işaretler var.

                Örneği; 1072 - 1074 yılları arasında yazılan Türkçenin bilinen en eski sözlüğü Divanü Lügati´t - Türk eserinde Kaşgarlı, Mahmud, “ORUNÇ“ kelimesinin rüşvet anlamına geldiğini belirtiyor. Modern anlamdaki ilk geniş kapsamlı Türk Sözlük Kamus-ı Türki (1901) yazarı Şemseddin Sami´ye göre rüşvet, “Bir memura haksız bir iş gördürmek için verilen ücret ve hediyedir.“

                Osmanlı´da rüşvete iyi gözle asla bakılmadı.

                Tanzimat´tan sonra rüşvetle mücadele için devlet adamlarının yemin metnine; rüşvet kondu. 11 Aralık 1849´da Sultan Abdülmecid başta olmak üzere tüm yöneticiler. Kur‘an-ı Kerim´e el basarak şu yemini etti: “(…) ve HER NE NASIL NAM VE TE´VİL İLE OLURSA OLSUN RÜŞVET ALMAYACAĞIMA ( … ) HEDİYE KABUL ETMEYECEĞİME …“

                Fakat …

                Yine de rüşvet devam etti.

                Öyle ki; Paris elçisi Halet Efendi Napolyon´dan rüşvet aldı!

                Lütfen yanlış anlaşılmasını asla istemem; tüm Osmanlı Devlet Adamları tabii ki hepsi rüşvetçi değildi; Yazımın konusu rüşvet olduğu için bu tür yöneticileri yazdım …

                Madem tarihe girdik devam edelim. Örneğin Osmanlı´nın “REZA ZARRAB“

                (RIZA ZARRAB) yok muydu? Vardı…

                Adı Selim Melhame (? - 1937) idi.

                Beyrutlu Maruni bir sarrafın oğluydu.

                Altın işini küçük yaşta kuyumcu babasından öğrendi.

                Sonra genç yaşta İstanbul´a geldi. Kapalıçarşı´da çıraklık yaptı.

                Çok becerikliydi. Girişkendi. Nasıl yükseleceğini gördü.

                İkinci Abdülhamid´in “Yıldız İstihbarat Teşkilatı“ na girdi.

                Fakat aklı para kazanmaktaydı. Babıâli´de rüşvetler dağıtarak ülkenin en önemli yataklarını denetimi altına aldı.

                Sonunda bu becerikliliğiyle, 1893´te Orman (Maden) Nazırlığı´na getirildi.

                Üstelik 15 yıl bakanlık yaptı. Müdürü de Bedros Kuyumciyan´dı.

                Madenleri işletmek üzere yabancılara imtiyaz verilmesine imkan sağlayan;

1861 tarihli Maadin Nizamnamesi´ne dayanarak; rüşvet karşılığı yabancı şirketlere ayrıcalıklar tanıdı.

                Selim Melhame´den önceki 32 yılda yüze yakın imtiyaz verilmişken onun bakanlığı döneminde üç katı imtiyaz verildi.

                O anılan tarihlerde bu işlerden aldığı rüşvet tutarının 30 milyon Frank olduğu yazıldı.

                Minik günümüzden bir nostalji!

                Bir banka müdürünün ayakkabı kutusunda para çıkarda Osmanlı nazırının Köşk´teki olan kasasından ne çıkmaz? İkinci Meşrutiyet´ten sonra rüşvetçi nazırların evlerine baskın yapıldı.

                Bunlardan biri Bahriye Nazırı Hasan Rahmi Paşa (1842 - 1923) idi.

                Köşkünde yapılan aramada kasa bulundu.

                Anılan tarihte kasa açılınca şunlar çıktı. Değişik kişiler adına CREDİT LYONNAİS, OSMANLIBANKASI ve MİDİLLİ BANKASI tarafından düzenlenmiş 200 bin liralık 12 adet çek; 1000 küsur Altın Lira; çeşitli şirketlere ait hisse senetleri; gayrimenkul tapuları ve 70.000 lira değerinde mücevherat.

                Kasada bulunanların o günkü değeri dört milyon Franktan fazlaydı.

                Ve şaşırtıcı olan bu kadar parayı çok kısa zamanda yapmasıydı! Çünkü Paşa sadece Bir buçuk yıl nazırlık görevinde bulundu. Aralık 1907´de gelmişti; kasadan paralar, mücevherler, çekler, hisse senetleri çıkınca Temmuz 1908´de görevden alındı.

                En güzelini halk söylemiş:

                Ata bindim ovada,

                Yağ erittim tavada,

                Balık baştan kokarmış,

                Geç öğrendim dünya…

                Tayyip Erdoğan yıllar önce, 1994´te yeni belediye başkanı olduğunda şöyle demişti !..

                “Bugüne kadar evladından hırsızlık öğrenen baba görmedim, duymadım! Hırsızlık babadan evlada geçer, evlattan babaya değil.“

                Erdoğan´ın dört çocuğu; Bilal, Esra, Burak, Sümeyye´dir.

                Peki ya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu´nun üç evladı; Zeynep, Aslı, Kerem´in adını duydunuz mu ?

                Babaları Genel Müdür oldu; hayatları değişmedi

                Babaları Milletvekili oldu, hayatları değişmedi

                Babaları Grup Başkan Vekili oldu; hayatları değişmedi

                Babaları Genel Başkan oldu; hayatları değişmedi

                Ve tüm bunlar gösteriyor ki, babaları Cumhurbaşkanı ´da olsa, hayatları yine de hiç; DEĞİŞMEYECEKTİR !..      

Anahtar Kelimeler: RÜŞVET, TEVRAT, İNCİL, KERİM
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
“ABD DOLARIDIR, ABD DOLARIDIR“ … (21 Kasım 2017 - Salı)
İKİ ŞAİR İKİ ŞİİR … (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
HEM EVET, HEM DE HAYIR CEPHESİ… (18 Kasım 2017 - Cumartesi)
BAŞBAKANLIK KURUMU… (12 Kasım 2017 - Pazar)
FETÖ NE YAPTI? (04 Kasım 2017 - Cumartesi)
HAZRETİ ÖMER B. HATTAB (r.a) … (03 Kasım 2017 - Cuma)
Atatürk ne yaptı ? (27 Ekim 2017 - Cuma)
NE ÇABUK UNUTTUNUZ YAŞANAN VAHŞETİ? (26 Ekim 2017 - Perşembe)
BİZİM DEVLET GELENEĞİMİZ BU ! (11 Ekim 2017 - Çarşamba)
DEMOKRASİ İÇİN (08 Ekim 2017 - Pazar)
4. EKİM DÜNYA HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ… (04 Ekim 2017 - Çarşamba)
AYDINLAR TOPLUMSAL UMUDUN KAYNAKLARIDIR… (04 Ekim 2017 - Çarşamba)
TÜRK MİLLETİ DİNDAR OLMALIDIR… (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
ASLA O YARIN O OLMAYACAK… (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
HANİ DİLE KOLAY 94 YIL DENİR YA (08 Nisan 2017 - Cumartesi)
TÜRKİYE NASIL GÜÇLÜ OLUR! (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
AKP HÜKUMETİ NE YAPMAK İSTİYOR… (21 Ocak 2017 - Cumartesi)
ORHAN UMUTLUDUR YARININDAN… (18 Ocak 2017 - Çarşamba)
BU HESABI YAPMAK ZORUNDAYIZ (06 Ocak 2017 - Cuma)
BU YURDUMU YİYENLER VAR… (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
DEVLETİ ELE GEÇİRME PLANININ DETAYLARI (29 Aralık 2016 - Perşembe)
VATAN HAİNLİĞİNDEN VAZGEÇİN… (27 Aralık 2016 - Salı)
KİMİ KİMDEN AYIRIRSIN… (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
NE OLDUĞUNU DÜŞÜNÜRSEN O OLURSUN… (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
NİYE?! NİYE?! NİYE?! (14 Aralık 2016 - Çarşamba)
DOLAR GELİR… (10 Aralık 2016 - Cumartesi)
DÖVİZ İLE CENNET ARAMAK… (09 Aralık 2016 - Cuma)
HABERİN VAR MI? (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BU KADAR KARAMSAR OLMAMAK LAZIM… (01 Aralık 2016 - Perşembe)
TERÖRÜN ESAS ADI SEVR´DİR, MONDROS´TUR… (28 Kasım 2016 - Pazartesi)
MİLLET OLMANIN GEREKLERİ VARDIR... (23 Kasım 2016 - Çarşamba)
Hal ve gidiş umut verici değil (27 Ekim 2016 - Perşembe)
YENİ BİR ATATÜRK BULAMAYIZ... (01 Ekim 2016 - Cumartesi)
´DEVLET MALI DENİZ (07 Haziran 2016 - Salı)
MİLLİ GÜÇLERLE ATATÜRK´TE BULUŞALIM… (02 Haziran 2016 - Perşembe)
Emaneti Ehline Vermek (2) (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Emaneti Ehline Vermek (1) (27 Mayıs 2016 - Cuma)
AYAĞINIZI DENK ALIN, BURASI KİMİN ÜLKESİ? (19 Mayıs 2016 - Perşembe)
KARAKARDANADAM, E.. Rİ.. YE.. CEK.. SİN. (16 Mayıs 2016 - Pazartesi)
Sen ey! (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ… (01 Mayıs 2016 - Pazar)
DEMOKRASİ İLE BASIN.. (30 Nisan 2016 - Cumartesi)
AVRUPANIN TARİH AMACI (23 Nisan 2016 - Cumartesi)
KORKMA, ÇÖZÜM VAR! (22 Nisan 2016 - Cuma)
Şehit.. (20 Şubat 2016 - Cumartesi)
Vatanımıza Sahip Çıkalım… (19 Şubat 2016 - Cuma)
EDEB YA SÖZÜM ONA ÜSDATLAR… (05 Şubat 2016 - Cuma)
ZULÜM, ZALİM… (09 Ocak 2016 - Cumartesi)
İŞTE EY MİLLET ve İDARECİLER! (05 Ocak 2016 - Salı)
TÜRKİYENİN SİYASİ SİTEMİ TIKANMIŞTIR… (17 Aralık 2015 - Perşembe)
RUSYANIN ÖZEL POLİTİKASI (15 Aralık 2015 - Salı)
SICAK PARA… (14 Aralık 2015 - Pazartesi)
CHP´YE NASIL SAHİP ÇIKABİLİRİZ? (10 Aralık 2015 - Perşembe)
YAŞAMIN ANLAMI… (12 Kasım 2015 - Perşembe)
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ DIŞLANIRSA… (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
HALKIN EKMEĞİ (15 Ekim 2015 - Perşembe)
BANDIRMANIN KALBİ, SON KURŞUN ANITI… (17 Eylül 2015 - Perşembe)
TARİHİN OBJESİNE UYGUNLUK DERECESİ (14 Eylül 2015 - Pazartesi)
TERÖRÜ LANETLİYORUZ (11 Eylül 2015 - Cuma)
23 NİSAN 1923 CUMA GÜNÜ (10 Eylül 2015 - Perşembe)
ŞEHİTLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM. (07 Eylül 2015 - Pazartesi)
ASKER KOMUTANI GÖRECEK BAŞINDA… (03 Eylül 2015 - Perşembe)
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI VE İMAN… (30 Ağustos 2015 - Pazar)
YENİDEN MANEVİYATA DÖNÜŞ… (21 Ağustos 2015 - Cuma)
VATANDAŞIN DEVLETE HİTABESİ … (13 Ağustos 2015 - Perşembe)
RAMAZANIN ARDINDAN… (04 Ağustos 2015 - Salı)
RAMAZAN BAYRAMI… (17 Temmuz 2015 - Cuma)
BAYRAM SEVİNÇ GÜNÜ DEMEKTİR… (16 Temmuz 2015 - Perşembe)
KADİR GECESİ VE FAZİLETİ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
DOLU DOLU GEÇEN 99 YILDAN ARTA 9 ŞEY. (10 Temmuz 2015 - Cuma)
ZAMAN VE ZAMANIN DEĞERİ… (09 Temmuz 2015 - Perşembe)
TARİH: 4 TEMMUZ, 2003 (ÇUVAL OLAYI)… (26 Haziran 2015 - Cuma)
İSLAMIN UYUŞTURUCUYA BAKIŞI… (21 Haziran 2015 - Pazar)
MÜSLÜMANLARIN BAYRAMI OLAN CUMA GÜNÜ… (18 Haziran 2015 - Perşembe)
VERGİ (16 Haziran 2015 - Salı)
MİLLİ İRADE… (10 Haziran 2015 - Çarşamba)
ADAMCIKLAŞMAYANLARA ÇOK ÇOK SELAM OLSUN!.. (08 Haziran 2015 - Pazartesi)
TÜRKİYE HARİTASINDA HATAY VE İSKENDERUN!.. (06 Haziran 2015 - Cumartesi)
FAŞİZM BARIŞI DÜŞÜNMEZ, SAVAŞÇIDIR!... (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
İLK PUTA TAPAN KAVİM! (02 Haziran 2015 - Salı)
HER ÜLKENİN BİR SEMBOLÜ VARDIR… (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
TARAFINI BELLİ ETMEK (18 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Peygamber Ocağı. (15 Mayıs 2015 - Cuma)
TÜRKLÜK ve VATANDAŞLIK… (14 Mayıs 2015 - Perşembe)
VATAN-BAYRAK-İSTİKLAL VE MEHMETÇİK… (13 Mayıs 2015 - Çarşamba)
VATANDAŞ OLARAK İNSAN… (12 Mayıs 2015 - Salı)
Trafik Kuralları… (02 Mayıs 2015 - Cumartesi)
DÖVİZ İLE CENNET ARAMAK… (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Reklam

/resimler/2017-11/13/0916421674863.jpg

/resimler/2017-8/19/1427030074988.jpg

avşa adası otelleri

kutlu creative

/resimler/2017-1/24/1114325571192.jpg 

studio neo

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:11 07:52 13:05 15:39 17:59 19:28
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar