Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


RÜZGÂRA GÖRE EĞİLMEK

RÜZGÂRA GÖRE EĞİLMEK


Türküm, doğruyum çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.                                                               Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Söğüt ağacı rüzgâra göre eğilir. Kuzeyden rüzgâr eserse güneye doğru eğilir. Güneyden eserse kuzeye doğru eğilir. Kararlı olacaksan ay gibi güneş gibi kararlı olacaksın. Ay ve güneş bir dakika geç doğmaz. Bir dakika geç batmaz. Günümüzde iktidar ay gibi güneş gibi kararlı olamıyor. Söğüt ağacı gibi rüzgâra göre eğiliyor. 2002 senesinde Deniz Baykal ile Erdoğan bir TV programın da açık oturuma katılmışlardı. O açık oturumda dokunulmazlıkların kaldırılması hususunda anlaşmışlardı. AKP iktidar oldu. Dokunulmazlıkların kaldırılması gündeme geldiğinde, AKP “bizim bu yargıya güvenimiz yok” diyerek dokunulmazlıkların kaldırılmasını askıya aldı. Bir daha dokunulmazlıkların kaldırılmasını ağızlarına almadılar. Bu arada Haham başı Tuncay Güneyin iddiaları ile Ergenekon gündeme geldi. Dalga dalga gözaltılar gelmeye başladı. Bu toplumda huzursuzluk yaratmaya başladı. Bu gözaltılar eleştirilmeye başlandı.

Bu eleştirilere Tayyip Erdoğan 21- 04- 2009 tarihinde cevap veriyor. “Eğer bugün hâkimlerimiz, savcılarımız hiçbir baskı ve tehdide boyun eğmeden görevini yapabiliyorsa. Güven verici bir gelişmedir. Bundan kim neden rahatsız olabilir? Bunu kim neden engellemeye çalışabilir? Bakın ortada son derece ağır, son derece vahim iddia var. Anayasamıza, yasalarımıza göre suç teşkil eden ithamlar var. Bırakın yargı işlesin, bırakın hukuk işlesin, bırakın ak ile kara ortaya çıksın süreci bulandırarak hâkimleri, savcıları tehdit ederek hiç kimse bir yere varamaz” diye eleştirenlere cevap vermişti. Ordu yıpratılmaya başlanmıştı. Bu olaylar dan iktidarında haberi olduğunu başbakanın başdanışmanı Akdoğan’ın açıklamasından anlıyoruz. Akdoğan “ milli ordumuza kumpas kuruldu” diyor. Bu açıklama Ergenekon ve balyoz olaylarında olan biten her şeyden iktidarın haberdar olduğunun açık bir göstergesidir. Dokunulmazlıkların kaldırılması gündeme geldiğinde “bizim bu yargıya güvenimiz yok” diyen iktidar. Ergenekon ve Balyoz olaylarında savcıları ve hâkimleri savunuyor. Neden canı yanan kendileri olmadığı için.

Referandum’dan sonra Danıştay ve Yargıtay’a istedikleri gibi atamalar yapıldığında AKP’liler çok sevinmişlerdi. Hatta başbakan yardımcısı Bülent Arınç bu sevincini “kurban olduğum Allah’ım verdikçe veriyor” demişti. HSYK tamamen iktidarın kontrolünde geçmişti. İstedikleri gibi hareket ediyorlardı. Deniz feneri savcılarını dahi görevden aldırttılar. Artık iktidara göre yargı bağımsız hale gelmişti. Birçok hukukçu yargının bağımlı hale geldiğini iddia ederken, iktidar bunları acımasızca eleştiriyordu. İktidar yargıya laf söyletmiyordu. Çünkü iktidara göre hâkim ve savcılar anayasa ve kanunlara göre suç işleyenleri yargılıyordu. Milletinde istediği bu değil miydi?

17 Aralıkta bir operasyon yapıldı. Bazı kişilerin yolsuzluk olaylarına karıştığı gerekçesi ile bu operasyon yapılmıştı. Bu operasyonu yapınlar kimlerdi. Gezi olaylarında destan yazan ve başbakanın ödülle mükâfatlandırılmasına mahzar olan polislerdi. Ve bunlara bu operasyon yapma emrini veren yargı idi. Bu operasyon bazı şirketlere ve muhalefete yapılmış olsaydı. Bu yargı mensupları ve emniyet kahraman ilan edilirdi. Ne yazık ki yolsuzlukta adı geçenler bakan çocukları ve hatırlı kişilerdi. O ödüllendirilen ve destan yazan polisler birden tu kaka olduğu gibi. Emniyet tarumar edildi. İktidarın o bağımsız dediği yargı suçlanmaya başlandı. Başbakan bu operasyonun üzerini örtebilmek için.  Yönetmelik değişikliği yaptı. HSYK bu yönetmelik değişikliğini 13’çe 5 oyla ret etti. Danıştay da yönetmelik için yürütmeyi durma kararı verdi. Şimdi anayasa ve kanunlara göre suç işleyenleri yargılamaya çalışanlar çete oldu. İkinci operasyonu başlatmak isteyen savcının elinden dosya alındı. Emniyet savcının emrini uygulamadı. Çünkü emniyetteki istihbarat şube müdüründen başka bütün şube müdürleri görevden alındı. Emniyet müdürünün yerine hayatında emniyette hiç görev yapmamış bir vali emniyet müdürü atandı. Böyle olunca birde yönetmelik değişikliği yapılınca ikinci operasyon yapılmadı.

Başbakan savcıya “sen kimsin, kimin hesabına çalışıyorsun açıkla. Sen açıklamazsan biz açıklarız” diyor. Her zamanki söylem açıklarsam yer yerinden oynar dedikleri gibi. Biz açıklarız demek demode oldu artık. Ya açıklayın ya da susun milletin kafasını karıştırmayın. HSYK için başbakan bas bas bağırıyor. “Yetkim olsa HSYK’yı yargılarım. Suç duyurusunda bulunuyorum. Kimi ve ne için? Yolsuzluk yapanları yargılamak isteyenleri görevlerini yaptığı için şikâyetçi oluyor. 2009 da “önemli ve vahim iddialar var. Bırakın yargı görevini yapsın diyenler. Ucu kendilerine dokununca görüyor musunuz neler yapıyorlar. Demek ki yolsuzluk yapmak, kara para aklamak, rüşvet almak suç değilmiş. Şayet bunlar suç olmuş olsaydı. İktidar yargıyı eleştirmezdi. Yeni adalet bakanı Bekir Bozdağ emniyete gidip operasyon yapılmayacak diye dosyayı aldığı iddiası var. Yine emniyete sır birisinin girdiği ve bilgisayar üzerinde çalışma yapıp çıktığı iddiası var. Yargı işte bir gün böyle herkese de lazım olabiliyor. Bu gün bana ise yarında sanadır. İktidarın bu yaptıkları rüzgâra karşı eğilmektir. Menfaat rüzgârı ne taraftan eserse o tarafa doğru eğilmektir. Dik duramamaktır. Saygılarımla.        

NE MUTLU TÜRKİM DİYENE! 

29-12- 2013 M. KOÇAL

 



  • Çarşamba 15 ° / 6 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 14 ° / 5 ° Parçalı bulutlu
  • Cuma 18 ° / 6 ° Bulutlu

Balıkesir

20.11.2019

  • İMSAK 06:24
  • GÜNEŞ 07:51
  • ÖĞLE 12:59
  • İKİNDİ 15:34
  • AKŞAM 17:57
  • YATSI 19:19
  • BIST 100

    106.785%-0,69
  • DOLAR

    5,6980% 0,01
  • EURO

    6,3106% -0,03
  • GRAM ALTIN

    269,65% -0,02
  • ÇEYREK ALTIN

    444,9225% -0,02