ŞAHİNİM MEMED
ŞAHİNİM MEMED
Tarih: 1.3.2019 00:07:55
Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)

            "Uzun zaman önce... Çok uzun zaman önce, içinde hiçbir yalan veya acı olmayan yeraltı krallığında insanların dünyasının hayalini kuran bir prenses yaşarmış. Mavi gökleri, yumuşak meltemi ve gün ışığını düşlermiş.

            Bir gün korumalarını atlatan prenses kaçmış.

            Prenses yukarı çıktığında parlak güneş gözlerini kör etmiş ve bütün hatıralarını silivermiş. Kız nereden geldiğini ve kim olduğunu unutmuş. Bedeni soğuk, hastalık ve acıdan bitap düşmüş. Ve sonunda küçük kız ölmüş. Ama babası (kral); prensesin ruhunun başka bir bedende, başka bir yerde, başka bir zamanda da olsa geri döneceğini biliyormuş. Son nefesine kadar kızını beklemiş. Dünya dönmeyi bırakana kadar..." 

            Pan´ın Labirenti filmi işte bu cümlerle başlar. Yaşamımda izlediğim en güzel filmlerden biridir diyeceğim ama sanırım en başta gelen filmdir. Bir roman gibi, efsane gibi ya da ne bileyim büyülü gerçekçilik diyorlar ya hani Yüzyıllık Yalnızlık için (Gabriel Garcia Marquez) işte onun gibi bir filmdir.

            Benim için Yaşar Kemal de Marquez de Pan´ın Labirentini çeken yönetmen Guillermo del Toro da aynı duyguları beslediğim büyük yaratıcılardır. İnsanı büyüleyen, yaşamın özünü kavramamızı sağlayan yapıtlar yaratmışlardır.

            Yaşar Kemal´in İnce Memed romanı da Peter Ustinov tarafından "Şahinim Memed" adıyla 1984 yılında filme çekilmiştir. Yaşar Kemal´in İnce Memed´inin ikinci cildinde ona yardım eden ve sık sık, "İnce Memed, Şahinim!" diye seslenen bir roman kahramanı vardır bu arada. O dönemde kendi öz yurdumuzda Çukurova´da Adana, Osmaniye topraklarında çekilmesine izin verilmediği için sanırım Yugoslavya´da çekilmişti film. Oyuncular da hep yabancıydı bu arada. Romanda geçen halay sahnesini ellerine mendil alıp yabancı insanların yapması bir hayli ilginç gelmişti bana. Ayrıca annesi evden kaçan kızının (Hatçe) arkasından ağıt yakar. Bizim kültürümüze yabancı olan insanların bunu canlandırması gayet de başarılıdır bence ama yine de bir hayli ilginç sahnelerdir. Genel anlamda daha da ustaca ve başarılı uyarlamaların yapılması ve çoğalması umuduyla.

            Bugün 28 Şubat... Yaşar Kemal, 2015 yılında bu topraklardan göçeli tam dört yıl oldu. Onun anısına yazıyorum bugün. Yılmaz Güney´i sinemamıza kazandıran o. Umut sözcüğünü ve daha birçok sözcüğü dilimize ( Yarpuz, Peryavşan, Döngele, Çaykara) kazandıran o. Neşet Ertaş, yurtdışında cezaevindeyken tek arayan soran ve "Bozkırın Tezenesi´ne geçmiş olsun!" diyerek İnce Memed romanını ona imzalayıp gönderen de o.

            On binden fazla sayfa yazan, yurdunun sorunlarıyla her zaman ilgilenen, hiçbir kültürün ölmemesi gerketiğini söyleyen, tıpkı doğadaki tüm çiçekler gibi her birinin renginin, ayrı bir kokusunun olduğunu ve hepsinin yaşatılması gerektiğini savunan da o. Romanlarında bambaşka dünyalar yaratan, efsaneleri, ağıtları, şiirleriyle "Çağdaş Edebiyatın Devi" diye nitelendirilen de odur.

            Şimdi onun sözlerine ve yazdıklarına kulak vermenin ve romanlarını yeniden okumanın ya da Yazar İncila Çalışkan´ın deyimiyle en azından her gün on sayfa ondan birşeyler okumanın tam zamanıdır. Onu okuyarak dilimizin tadına varmanın tam zamanıdır.

            "Haydar Usta koyağın yamacındaki kırmızı, çakmaktaşı kayanın dibinden çıkan Alagöz oluğunun başına geldi, kepeneğini yere atıp üstüne oturdu. On iki yaşındaki torunu Keremi de yanında getirmişti. Keremi elinden tutup oturttu.

            Yıldızların ışığında, gecenin donuk aydınlığında kayanın oyuğuna doğru yürümüş pınarın göleğinin dibindeki çakıltaşları parıldıyordu. Suyun yüzündeki ince halkalar kıyılarda sönüyordu. Pınarın ucuna kalın bir çam oluk oturtulmuş, uzun oluğu yosun bağlamıştı. Oluğun altı geniş bir yarpuz tarlasıydı. Kırmızı, büyük, başını almış göklere gitmiş kayalık, pınarın suyu, gece, yıldızlar, toprak yarpuz kokuyordu. Derinden, kırmızı kayalığın ta dibinden gelir gibi bir çağıltı gittikçe büyüyordu. Orman da uzaktan, yoğun uğulduyordu.

            Çam kokusu, türlü çiçeklerin, daha yenice toprağı yarmış otların kokusu birbirine karışıyor, ılık esen yel bir hoş, ince, serin koku getiriyordu.

            Kerem coşkuyla, sevinçle:

"Bak dede," diye bağırdı. "Dede bak! Suyun içine bak. Balıklar parlıyor, kaçışıyorlar. Bir balık, iki balık, üç balık... Üç balık. Işıktan..."  (Binboğalar Efsanesi, Adam Yaınları, sayfa 18.)

            "İnsan düşleri öldüğü gün ölür."

            "Ben sevgiden, sevinçten söz açmak istemez miyim, delice, çılgınca, içim taşa taşa, bir sevinçten söz açmak istemez miyim..? ben sevinçli adamım. bu dünya böyle olmasa, böyle kara, karanlık olmasa ben sevinçten taşar coşardım. Yaradılışım karanlıktan çok aydınlığa, acıdan çok sevince... Ne çare, ne çare ki sevinmek gelmiyor elimden... Dostluktan söz açmak, ne güzel. Bir dostum var. Sıcacık eli var. Sevgi dolu gözleri var. Ne güzel yalansız, salt sevgi dolu bir insan eli sıkmak. Sıcacık, sıcacık... Ben deli olurum, insanlar karanlık karanlık, kuşkulu baktıkça bana... Bütün insanlar kuşkusuz, korkusuz, çıkar düşünmeden, düşmanlık geçirmeden içlerinden baksalar biribirlerine... İnsan, ne olur biliyor musunuz, sıcacık bir bahar güneşinin bahtiyarlığında duyar kendisini... Bahar güneşinde bir sevinç içinde gerinir. İnsan bir bahar çiçeği temizliğinde olur."

            “İnsanoğlu umutsuzluktan umut yaratandır.”

            ´´Bir dil bulacağız her şeye varan ,bir şeyleri anlatabilen. Böyle dilsiz

böyle düşmanca, böyle bölük pörçük dolaşmayacağız bu dünyada...´´

            Demirciler Çarşısı Cinayeti´den:

"O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler."

            Derviş Bey bir ağıt tutturmuştu. Yıllanmış, ağır, uzak bir ağıt. Uzun yıllar önce yaşadığı büyülü düşü yeniden yaşayabilmek için durmadan söylüyordu: "O iyi, o iyi insanlar..."

Anahtar Kelimeler: ŞAHİNİM, MEMED
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
HÜSEYİN GÜNEY´İN ARDINDAN (20 Ocak 2019 - Pazar)
DENİZİ ARAYAN ÇOCUK (11 Ocak 2019 - Cuma)
AĞRI DAĞI HİKÂYESİ (10 Aralık 2018 - Pazartesi)
ÇIRAK ARANIYOR (03 Aralık 2018 - Pazartesi)
MÜSLÜM (05 Kasım 2018 - Pazartesi)
GÖZYAŞI ÇAYI (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
ÖYKÜ (27 Eylül 2018 - Perşembe)
BİR KUŞ GÖZLEMCİSİNİN NOTU (18 Eylül 2018 - Salı)
BOZA (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
ORHAN KEMAL (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
ŞİİR TANKERİ (14 Temmuz 2018 - Cumartesi)
DİL (24 Haziran 2018 - Pazar)
PENCERELER (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
NECATİ TOSUNER (07 Mayıs 2018 - Pazartesi)
ANLATAMIYORUM (13 Nisan 2018 - Cuma)
YAZIN (15 Mart 2018 - Perşembe)
14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ (14 Şubat 2018 - Çarşamba)
ASİYE (HAYATA DOKUNABİLMEK) (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
UYKUNUN BEKÇİLERİ ( RÜYALAR ) (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
KALEMİNİN DEĞDİĞİ YER (26 Kasım 2017 - Pazar)
YAŞAR KEMAL´LE KONUŞTUM (27 Ekim 2017 - Cuma)
REFERANDUMUN FATURASI BAŞKANLARA (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
ALLI TURNAM (07 Eylül 2017 - Perşembe)
BOZLAK (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
TEMMUZ ÖLÜMLERİ (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
GÜLMECE (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
ŞARLO (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
SEN KARIŞMA (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
İLK SÖZLER (02 Mayıs 2017 - Salı)
Söyleşi (20 Nisan 2017 - Perşembe)
BABAM (17 Mart 2017 - Cuma)
KÜLEBİ (07 Mart 2017 - Salı)
SABAHATTİN ALİ (17 Şubat 2017 - Cuma)
KORNA (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
YAŞAR KEMAL (21 Ocak 2017 - Cumartesi)
KİTAPLARDAN FİLMLER (31 Aralık 2016 - Cumartesi)
EDEBİYATIN TARİHİ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BEYAZ TÜNEL (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
ŞİİR UYANDIRIR (07 Kasım 2016 - Pazartesi)
GÜL NİNE (23 Ekim 2016 - Pazar)
EDEBİYAT KARIN DOYURUR MU? (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
ÖĞRETMENLERİMİZ (22 Eylül 2016 - Perşembe)
HÜSEYİN GÜNEY (06 Eylül 2016 - Salı)
Köy (16 Ağustos 2016 - Salı)
KÜÇÜK KARABALIK OLMAK (29 Temmuz 2016 - Cuma)
KIŞ MEVSİMİ BİR YOL HİKÂYESİ (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ŞAHMERAN (26 Haziran 2016 - Pazar)
ANLATIM (16 Haziran 2016 - Perşembe)
YAZININ PEŞİNDEN (31 Mayıs 2016 - Salı)
RÜYALARIN PEŞİNDEN (21 Mayıs 2016 - Cumartesi)
FELSEFE NEDİR? (12 Mayıs 2016 - Perşembe)
Kaçan Uykuların Peşinden (04 Mayıs 2016 - Çarşamba)
DENİZ ÖYKÜLERİ (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Çocuklarla (20 Nisan 2016 - Çarşamba)
ÖYKÜ YAŞAMDIR (13 Nisan 2016 - Çarşamba)
HİNDİ´NİN DOSTLUĞU (06 Nisan 2016 - Çarşamba)
EKİN (30 Mart 2016 - Çarşamba)
KIRLANGIÇ (23 Mart 2016 - Çarşamba)
ATLILAR (16 Mart 2016 - Çarşamba)
TARLA SİNCABI (09 Mart 2016 - Çarşamba)
Ah Tamara (02 Mart 2016 - Çarşamba)
Altın (24 Şubat 2016 - Çarşamba)
Sayfa:
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
Reklamlar

/resimler/2018-9/26/1034213116671.jpg

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki !

Mevlana
1779 Osmanlı Devleti ile Rusya arasında, Fransa`nın aracılığı ile Aynalı Kavak Antlaşması imzalandı.
-Günümüzde evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. (Bak bunu duyduğum iyi oldu ben zaten evlenmiyecem böylece kamçılamış oldum bu sözlerle) -Rodin’in ünlü ‘düşününen adam’ heykeli aslında İtalyan şair dante’nin portresidir. -Uranüs çıplak gözle görülen

İlginç Bilgiler 4