Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)


Söyleşi

Söyleşi


Selamlar, Sevgiler, Saygılar...

                Bugüne değin böyle bir söyleşi yapacağım aklıma gelmemişti. Yazı yazacağım, kitap yazacağım hiç aklıma gelmemişti. Yıllardır birikti, birikti, okudum, okudum... Hani derler ya ta burama kadar geldi, dayandı, taştı ve yazdım.

                Aynı türküdeki gibi,

"Hem okudum

Hem yazdım

Yalan dünya senden bezdim."

Evet, hem okudum, hem de yazdım. Ve okumayı, yazmayı sürdüreceğim.

Çünkü yazmak için önce okumak gerek.

Hani nasıl kahvaltı yapıyorsak, yemek yiyorsak, böyle besleniyorsak, kitaplar da bizi beslerler. Kitaplar, ruhumuzun besinleridir.

                Ve büyük halk ozanımız Neşet Ertaş´ın da dediği gibi aslolan ruhtur.

                Ben de şimdi buradan onun ruhuna saygı ve sevgilerimi yolluyorum. Onu anarak..

                Sözü çok da uzatacak değilim.  Bu etkinliğin adı söyleşi. Kitaplarla, okumakla, yazıyla ilgili söyleşi. Kitapların, okumanın yeri apayrı. Tartışılmaz.  Değil mi?

                Okumanın yararları hakkında kısaca birşeyler söyleyeyim.  Uyumadan önce kitap okuyor musunuz? Söyleyin bakalım.  Size ufak birkaç ipucu vereyim. Uyumadan önce 15-20 sayfa okuyabilirsiniz. Bu da yaşam boyu 600 kitap eder. Bu 600 kitabın seçmece olduğunu ve böyle bir Türkiye hayal edin. Nasıl bir ülke olacağımızı düşünün.

                Ne okursanız okuyun. İster Ansiklopedi, Roman, Öykü, Şiir, Masal... Ne tür okursanız okuyun. Yeter ki okuyun.

                Okuyan insan unutmaz. Okuyan insan gülümser. Okuyan insan, sonsuz bir yaşama sevinciyle, sonsuz bir hoşgörüyle bakar dünyaya, insanlara...

                Okuyan insan düş kurar. Okuyan insan birey olur. Okuyan insan soru sorar. Soru soran insan, dünyayı anlamlandıran insandır.  Kendine anlam arayan tek varlık insandır.   Dünyayı anlama çabası içine girer. İnsanoğluna "Dünyayı, olayları anlama çabası" yakışır.  İnsan, okuyabildiği kadar insandır. İnsana en çok okumak yaraşır.

                Benim çocukluğumda sizler gibi değildik. Okuma olanaklarımız sınırlıydı. Şimdi sizlerin birçok olanağı var. Televizyon, bilgisayar, internet...  Ama hiçbiri okumanın yerini tutamaz.

                Ne internet ne diziler ne de oyunlar bize duyguyu vermez. Duyguyu okumak verir.  Yazı aydınlığı verir.

                Ben çocukken mavi büfeler vardı. Hala da var tabi ama o zaman daha yaygındı. Oralarda şimdiki gazetelerin satıldığı dışarıdaki vitrinlerde minik masal kitapları, çizgi romanlar olurdu. İşte ben o masal kitaplarıyla okuma serüvenime başladım. İlk okuduğum kitabı anımsıyorum. Parmak Çocuk. Sonra Sihirli Fasulye´nin Sırrı. Sonra çizgi romanlar geldi. Zagor, Kızılmaske, Barbar Conan, Süpermen...

                Sonra... Ameliyat olduğumda Ankaradayken - ışıklar içinde yatsın-  dayımın aldığı  Gülliver´in Gezileri kitabıyla Ali Baba Ve Kırk Haramiler...

                Açıl Susam Açıl, altınlar, gümüşler, pırlantalar, haydutlar... Gülliver´in cüceler ülkesinde yaşadıkları. Cücelerin onu esir alışı, sonra kahramanın onlarla arkadaş oluşu...

                 Sözcesi, özcesi kendimizi anlamaya, tanımaya, yaşamdan tat almaya da yarar okumak. Bir  de okuduğumuzu anlamak...  Anlamak, çünkü müthiş bir bahtiyarlıktır. Bunu da okuduğumuz kitaplar bize verir...

 



  • Perşembe 14 ° / 4 ° Bulutlu
  • Cuma 11 ° / 6 ° Sağanak
  • Cumartesi 15 ° / 0 ° Güneşli

Balıkesir

27.02.2020

  • İMSAK 06:16
  • GÜNEŞ 07:39
  • ÖĞLE 13:26
  • İKİNDİ 16:32
  • AKŞAM 19:04
  • YATSI 20:21
  • BIST 100

    115.171%0,00
  • DOLAR

    6,1602% 0,13
  • EURO

    6,7227% 0,38
  • GRAM ALTIN

    326,87% 0,89
  • ÇEYREK ALTIN

    539,3355% 0,89