Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


SÖZÜN BİTTİĞİ YERE GELDİK

SÖZÜN BİTTİĞİ YERE GELDİK


Barış süreci, ileri demokrasi, yeni Türkiye şarkılarını söyleye söyleye sözün bittiği yere geldik. Bir ülkede kanunları yapan meclistir. Kanunun kabul edilmesi için oylamada parmak kaldıranlar da milletvekilleridir. Bir milletvekili sorumluluk taşımaktadır. Bir siyasetçi söyleyeceği sözü tartarak söylemelidir. Nasıl ok yaydan çıktıktan sonra dönüşü yoksa. Ağızdan çıkan sözünde geri dönüşü yoktur. Hürriyet gazetesi internet sitesinde, cumhurbaşkanının 400 milletvekili verilmiş olsaydı. Durum daha farklı olurdu demesini yayılıyor.

AKP milletvekili hemen yandaşlarını topluyor. Gazetenin bürosuna baskına gidiyorlar. Büronun camlarını kapılarını kırıyorlar. Bu guruba refakat eden bir milletvekilidir. Nerde kaldı bu milletvekilinin sorumluluğu? Ve ?1 Kasım seçilerinin sonucu ne olursa olsun seni başkan yapacağız? diye defalarca nara atıyor. Bu milleti tehdit etmektir. Bu sözün bittiği yerdir. Bundan sonrasının ne demek olduğunu bu zat bilmiyor mu? Bu milletvekili ağzından çıkanı kulağı duymuyor.  Seçimlerden önce cumhurbaşkanı ?verin 400 milletvekili bu iş huzur içersin de halledilsin? demişti. Pekiyi bunun anlamı vermezseniz huzursuzluk olur anlamı taşımaz mı? Bu gün söylediğine bakalım ?400 milletvekili verilmiş olsaydı. Durum daha başka olurdu. Anayasayı değiştirebilecek?. Nasıl olacağı meçhul oluyor.

AKP iktidar olduğu günden beri her seçimde anayasa değişikliğinde bahsede. Seçim geçer anayasa değişikliği rafa kalkar. Bir seçimden sonra balkon konuşmasında Burhan hoca yeni anayasa yapmaya hazırlan demişti. Hükümet kuruldu bu sözde unutuldu. 2011 seçimlerinde sonra anayasa yapmak için mecliste bir komisyon kuruldu. Çalışmalar başladılar. Komisyon çalışmaktan vazgeçti. Tekrar meclis başbakanının girişimi ile tekrar çalışmaya başladılar. En sonunda bu anayasa komisyonunu AKP tarafından fes edildi. Anayasa komisyonundan üyelerini çekti. Anayasa değişikliği konusunda hiç samimi olmadılar. Şimdi yine yeni anayasa demeye başladılar. Bu sefer başkanlık sitemini getirmek için yeni anayasa istiyorlar. Bunun planları çok önceden yapılmıştı. 7 Haziran seçimlerinde sonra anayasa değişikliğine giderek. Başkanlık sistemini getireceklerdi. Cumhurbaşkanı ilk defa 400 milletvekili istedi. Baktı ki olmayacak. Anayasa değişikliğini referanduma götüre bilecek 330 milletvekili istemeye başladı. Seçimler de 258 milletvekili çıkarınca bütün planları altüst oldu.  Kendileri 330 milletvekili çıkarmış olsaydılar. Yine anayasa değişikliğine gidebilirlerdi.Veyahut 10 civarında bir milletvekili eksikleri olsaydı. Bu eksikliği meclisten tamamlamaya çalışırlardı. Yeni anayasayı referanduma götürülerdi. İşte o zaman ülkedeki bu günkü durumlar yaşanmazdı.  Şayet ilk söyledikleri gibi 400 milletvekili çıkarmış olsalardı. Bu gün başka şeyler konuşuyor olurduk. Kendilerine göre yapılmış anayasaları belkihazırdır. Hemen meclise getirilerdi. Anayasa meclise de kabul edilirdi. Böylelikle de başkanlık sistemine geçmiş olurduk. Cumhurbaşkanını 400 milletvekili verilmiş olsaydı. Bu gün durum bambaşka olurdu demesi buna dayanıyor.

Şimdi dönelim AKP milletvekilinin 1 Kasım seçimlerinin neticesi ne olursa olsun seni başkan yapacağız diye attığı naraya. ?Terör örgütleri, onlarla birlikte olanlar, laikler. Bu ülkeyi terk edecekler?. Yavaş ol da molla desinler. Kimin ülkesinden kimi kovuyorsun. 1 Kasımda istediğiniz neticeyi alamazsanız.  Nasıl başkan yapacaksınız? Önce bunu bir söyle? İsyan mı çıkaracaksınız?  Ülkeyi iç harbe mi sürükleyeceksiniz? Bu iş yanına 200 kişi alıp da gazeteyi basmaya gitmeye benzemez.

Geçtiğimiz haftalarda 24 saatte 12 şehit verdik. Yürekleriz yanmıştı! Şimdi iki günde 31 şehit verdik. Çarpışarak değil! Kalleşçe, alçakça, kahpece kurulan tuzaklarla bu şehitleri verdik. Yine içimiz yandı. 400 kilo patlayıcıyı yola hendek kazıp yerleştiriyorlar. Bu patlayıcılar nasıl nakledildi. O hendek oraya nasıl kazıldı. Nasıl üzerlerine asfalt döküldü. Bunları hiçbir Allah´ın kulu görmedi mi? Asfaltı nereden temin ettiler? Asfaltı nasıl döktüler? Zannedersen bunların hepsi devletin arabaları ile taşınmıştır. Devletin makineleri ile devletin asfaltı dökülmüştür. Şimdi iktidara somak gerek. Askerin arama tarama yapmasını neden kaldınız? Askerin kışladan çıkmasına neden izin vermediniz? Silah depoladıklarını biliyordunuz da neden engel olmadınız? Bu silah depoları her halde şehirlerin içerisinde değildir? Mutlaka dağdaki mağaralardadır. Yerleri biliniyordu da? Uçaklara oraları neden bombalatmadınız? Ülkeye bu kadar silah, patlayıcı ve mühimmat nasıl girdi? Demek oluyor ki istihbarat birimleri iflas etmiş. Nerede MİT? Nerede emniyetin istihbarat birimler? Nerede jandarmanın istihbarat birimleri? Doğru ya istihbarat birimlerinde çalışan elemanların hepsi paralelci oldukları için görevden alındılar. Bazıları tutuklandı. Bazıları emekliye sevk edildi. Bazıları da o birimlerden alındı. Deneyimli ve tecrübeli elaman sıkıntısının olduğu bu gün aşikârdır. Devlet olarak başımıza gelenleri kendimiz hazırladık. Saygılarımla.

Şehitlerimize Allah´tan rahmet ailelerine, silahlı kuvvetlerimize, emniyetimize başsağlığı dilerim. Milletimizin başı sağ olsun.  09- 09 ? 2015 Mustafa KOÇAL



  • Cumartesi 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Pazar 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Pazartesi 18 ° / 8 ° Sağanak

Balıkesir

23.11.2019

  • İMSAK 06:27
  • GÜNEŞ 07:54
  • ÖĞLE 13:00
  • İKİNDİ 15:33
  • AKŞAM 17:55
  • YATSI 19:18
  • BIST 100

    106.588%-0,20
  • DOLAR

    5,7149% 0,27
  • EURO

    6,3004% -0,12
  • GRAM ALTIN

    268,77% 0,09
  • ÇEYREK ALTIN

    443,4705% 0,09