Zübeyir ÇÖMLEKÇİ


TAKLİT ETME TAKİP ET

TAKLİT ETME TAKİP ET


Sosyolojik bir bakış açısıyla insanları, izi silinenler / unutulanlar ve izi sürülenler / takip edilenler olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Tarihte olduğu gibi bugün de tüm insanlık için izi sürülenlerin başında, Nebilerin / Resüllerin geldiği, şüphe götürmez bir gerçektir. Çünkü onlar Kur’an-ın ifadesiyle; İnsanlığın İmamları / Önderleridirler.

Bakara Suresinin 124. Ayetine göre Allah; İbrahim Aleyhisselam’ı birtakım kelimelerle imtihan edip de imtihanı kazanınca; kendisini insanlar için, İmam / Önder yapacağını bildirir. Bunun üzerine İbrahim Aleyhisselam; neslinden de İmamlar / Önderler olmasını isteyince, Allah; “Zalimler benim ahdime erişemez” diye cevap vererek, önderliğe engel olan temel şarta dikkat çeker ve zalimlerin asla İmam / Önder olamayacağını açıklar.

Kur’an-da açıklanan Önderler (Nebiler / Resüller); insanları gaflet uykusundan uyandıran ve ufkunu açan, kültür ve medeniyetlerin gelişmesinde fiilen öncülük eden, kula kullukla birlikte her türlü şirki reddeden vesadece Tevhit inancına çağıran, tebliğ ettikleri ilkelerle insanları daima iyiye / güzele doğru değiştirip-dönüştüren, tabiri caizse; insanları ruhen ameliyat eden, canlı ve cansız bütün varlık alemine yapılan zulme başkaldırarak, insanlığın mutlu ve huzurlu bir dünyaya yeniden kavuşması için hayatlarını ortaya koyan, bu nedenle de örnek alınarak izi sürülenlerdir. Bunun için; ünlü Rus Yazar Tolstoy’un, Son Nebi Muhammed Aleyhisselam’ı tanıdıktan sonra, hem “Hz. Muhammed” adında bir kitap yazması, hem de;“İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek içinse uyandırmak gerekir” sözünü söylemesi, kanaatime göre çok özel bir anlam taşımaktadır.

Allah, insanı en güzel bir şekilde yaratmakla (Tin:95/4) kalmamış, insanlığın; iyilikleri / güzellikleri sürdürülebilir bir şekilde devam ettirebilmesini sağlamak için, tarih boyunca özenle seçtiği, izi sürülmesi / takip edilmesi gereken Nebiler / Resüller örnekliğiyle desteklemiştir. Bu zincirin son halkası olarak da, üstün bir ahlak üzere olduğunu (Kalem:68/4) bildirdiği ve; "Şüphesiz, Allah’a ve ahiret gününe ümit besleyenler ile Allah’ı sürekli hatırda tutanlar için, Allah’ın Elçisinde güzel bir örnek vardır’’ (Ahzap:33/21) diyerek, Muhammed Aleyhisselam’ın izinin sürülmesini / takip edilmesini açıkça ortaya koymuştur.

Kur’an-ın kavramlarını doğru ve yerinde kullanmadan, üzerlerinde düşünüp gösterdiği hedefleri anlamadan olaya bakınca, nasıl bir yanılgıya düşüldüğünün çok canlı ve hayati bir örneğini bu konuda görmek mümkündür. Şöyle ki; Kur’an Allah Elçisinin; takip edilecek / izi sürülecek bir örnek olduğunu bildirdiği halde, çoğu Müslümanın olayı taklit boyutuna indirgemesi, bir dizi sorunları da beraberinde getirmekte, dini anlama ve hayata yansıtma konusunda yanlış bir algıdan hareket ederek konuyu baştan rayından çıkarmaktadır. Bu bir çeşit, gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklemeye benzemektedir. Çünkü böylesi bir anlayış, Allah’ın Elçisi ve O’nun tebliğ ettiği Kitabı / Öğretiyi belli bir zamana ve zemine hapsetmekten başka bir işe yaramamaktadır. Halbuki, taklit etmekle örnek almak; birbirine benzemeleri şöyle dursun, bir arada bulunmaları bile asla mümkün olmayan çok farklı iki kavramdır.

Taklit kelime olarak; bir şeyin kopyası / sahtesi yeni tabirle çakması demektir. Buna göre taklit etmek; bir işin amacını ve hedefini anlamadan, salt görünüşü ve doğrudan davranışın kendisini, zaman-zemin ve şartların özelliğini dikkate almadan, olduğu gibi aynısını yapmaktır. Onun için taklit, esas itibarı ile şuursuz / bilinçsiz varlıkların işidir. Bilindiği gibi maymunlar, gördükleri her şeyi olduğu gibi taklit ederler. Çünkü onlar; yaptıklarının bilincinde olmadıkları için, hem davranışın içeriğini değerlendiremez, hem de o örnekten yola çıkarak, kendimize uygun daha iyiyi nasıl yapabiliriz diye düşünerek değiştirip dönüştüremezler.

Bir işi taklitle yapmak; meyvenin doğrudan kendisiyle değil, kabuğuyla ilgilenmeye benzer. Bu durum; şekilciliği ve duygusal refleksleri öne çıkaran bir sonucu beraberinde getirir. Böyle bir durumda da; hayatı kuşatacak ilkeler hep geri planda kaldığı için, zaman ve zemine uygun değişimi / dönüşümü gerçekleştirmek ve gelecek nesillere kalıcı izler bırakmak imkânsız hale gelir.Ayrıca bir insanın sorumlu olduğu hayat ilkelerinden / Kitaptan (Zuhruf:43/44) habersiz yaşaması da en büyük  gaflet olsa gerektir.Nitekim günümüz  dünyasında moda denen olgunun; duygusal reflekslerle hareket edildiğinden, gelir-geçer bir akım olması ve modayı takip eden insanların sık sık giyim-kuşam ve eşya değiştirerek varını-yoğunu harcaması, böylece bir tarafta çılgınlar gibi tüketen, diğer tarafta da onları sömüren bir zümrenin oluşması, konuya çok önemli başka bir örnek değil midir?..

Örnek kelimesi ise; kişinin başka birine misalyani rolmodel olması demektir. Buna göre örnek almak; meyvenin kabuğuyla değil, doğrudan kendisiyle ilgilenmek, yani; zaman ve zemini, şartları ve imkânları göz önüne alarak, olayın amacını ve hedefini gözeterek, sebep ve sonuç ilişkileriyle birlikte, bilinçli olarak tercih edilen ve yapılan bir eylemdir.

Ayette (Ahzab:33/21) dikkat edilmesi gereken çok önemli bir ayrıntı da, örnek (üsvetün) kelimesinin en güzel (hasenetün) sıfatıyla nitelendirilmiş olmasıdır. Çünkü örnek, iyi de olabilir kötü de olabilir. Onun için ayette en güzel örnek (üsvetün hasenetün) denilerek, hem örnekte asla kötü bir durumun söz konusu olmadığı hem de zaman ve zemine bağlı kalmadan tüm insanlık için geçerli evrensel bir değerden söz edildiği çok rahat anlaşılmaktadır.

İşte böyle bir örneklikte, zaman ve zemine bağlı, gelir-geçer alışkanlıklar ve adetler değil, olayın iç yüzü / derinliği yani hayatı kuşatacak ilkeler söz konusu olduğu için, geçmişten alınanları yeni imkân ve şartlarla donatarak geleceğe taşıma vardır. İnsanların geçmişleriyle bağlarını koparmadan, kendilerini / medeniyet ve kültürlerini geliştirmeleri de ancak bununla mümkündür. İnsan, bu donanıma sahip olarak yaratıldığı gibi tarih boyunca Seçkin Elçilerle de sürekli desteklendiği görülür (Nahl:16/36). Allah’ın gönderdiği bütün Kutsal Kitapların / Öğretilerin toplamı olan Kur’an-da bu Elçilerin ilkelerinin; izlerinin sürülmesi / takip edilmesi için örneklerle anlatıldığı bildirilir (Hud:11/120).

Bir Kızılderili Atasözü; "Biz atalarımızdan kül değil, köz alırız’’ der. Atalardan kül almak; geçmişi olduğu gibi taklit etmek, köz almak ise; örnek alıp izini sürerek / takip ederek zamana taşımak, alınan her bir közle yeni ışık ve ateşler yakarak / ufuklar açarak, kendini ve insanlığı aydınlatmaktır. Burada biz Müslümanların sorgulaması gereken konu da budur: Biz, inandığımız ve izini sürerek / takip ederek örnek almamız istenen Allah Elçisinden kül mü alıyoruz, yoksa köz mü alıyoruz?.. Eğer; görünüş / şekil itibarı ile O’na benzemek için uğraşıyor / taklit ediyor ve bunu da tebliğ ettiği din zannediyorsak, kesinlikle kül alıyoruz. Yok eğer; tebliğ ettiği Kitabı / Öğretiyi anlamak için okuyor ve O’nun insanlığa sunduğu ilkeleri hayata geçirerek Allah Resülünün örnekliğinden hareketle, karşımıza çıkan sorunları çözüp dünyaya bir ışık ve ümit olabiliyorsak, işte o zaman köz alıyoruz demektir.

Allah Resülü Muhammed Aleyhisselam’ın hayatı ve dini tebliği, tüm ayrıntılarıyla hem Müslüman hem de Müsteşrik / Oryantalist yazarlar tarafından kaleme alınarak gelecek nesillere taşınmıştır. En önemliside, tebliğ ettiği Kitabın / Öğretinin herkese açık olarak göz önünde olmasıdır. Asla gizlilik de kişiye özel bir durum da söz konusu değildir. Kur’an; hiçbir ayırım yapmadan tüm insanları, gerçeği öğrenip peşinden gitmeye çağırmaktadır. Onun için, konunun doğrusunu öğrenememe veya anlayamama gibi bir mazerete sığınmak da mümkün değildir.

Allah Resülü Muhammed Aleyhisselam’ın hayatını incelediğimizde karşımıza çıkan tablo özet olarak şudur: Abdullah ve Amine’nin oğlu olarak dünyaya gelen Muhammed, çocukluğunu ve gençliğini doğduğu toplumun içinde yaşamıştır. Yani yaşadığı toplumun sosyal, kültürel, ekonomik, coğrafi, iklim ve tabiat şartları diğer insanlar için ne ise, O’nun için de aynıdır. Tüm bu faktörlerin gereği olan yaşam şeklinde, toplumun diğer fertlerinden farklı bir yönü olmadığı gibi, toplumun da O’nunla hiçbir sorunu bulunmamaktadır. Hatta tüm ölçülü ve erdemli davranışlarına, ticaret hayatındaki dürüstlük ve başarısı ile Kâbe Hakemliği ve mazlumları korumak için kurulan Erdemliler Cemiyetine (Hilfül-Fudul) katılması da eklenince, dikkatlerin üzerine çekilmesine ve kendisinden takdirle bahsedilmesine sebep olmaktadır.

Ne zaman ki; kendisine Kitap / Öğreti verildi ve O da bunu insanlara tebliğ etmeye başladı. İşte o zaman aralarında sorun ortaya çıktı. Lütfen dikkat edin!.. Abdullah ve Amine’nin oğlu Muhammed iken hiçbir sorunu olmayan toplum, Allah Resülü Muhammed Aleyhisselam olunca sorun yaşıyor. Pekiyi bu sorun nerden kaynaklanmış olabilir?. Allah Resülü Muhammed Aleyhisselam, üstünü-başını, saçını-sakalını, evini-mahallesini değiştirdiği için mi?.. Veya kendisini diğer insanlardan farklı bir konumda gördüğü ve her şeyi bildiğini söylediği için mi?.. Ya da insanlardan mal-mülk, para-pul istediği veya saltanat sahibi olmak istediği için mi?..vb.

Elbette ki hayır. Çünkü bu konularda Abdullah ve Amine’nin oğlu Muhammed olarak neyse, Allah’ın Resülü Muhammed Aleyhisselam olarak da aynı durumdadır. O kadar aynı durumda ki; taşradan kendisini görmeye gelenler, bulunduğu topluluğa girdiklerinde; “Muhammed hanginiz?” diye sorma ihtiyacı duyuyordu. Çünkü görünüm ve mecliste bulunduğu konum itibarıyla, diğer insanlardan hiçbir farkı yoktu. Hatta; bırakın kendisine inananlarla aynı durumda olmasını, bu konularda kendisine şiddetle düşmanlık edenlerden bile ayırt edilmesi imkânsızdı.

O zaman bazı çevreler,O’nun  neyine karşı çıkıyorlardı?.. Kesinlikle, tebliğ ettiği Kitaba (O Kitabın ilkelerine) karşı çıkıyorlardı. Çünkü O Kitap, bütün Nebilerin / Resüllerin Öğretilerini insanlıkla yeniden buluşturarak, unutturulan insanlık değerlerini gün yüzüne çıkarıyordu. Böylece O Kitap; çıkar çevrelerinin kurduğu zulüm ve sömürü düzenini yıkıyordu. Kula kulluğu ve her türlü şirki reddediyor, sadece Tevhide çağırıyordu. İnsanları eşit ve kardeş ilan ederek tüm ayrıcalıkları yok ediyordu. Zulmü yasaklıyor, adaleti emrediyordu. Saldırı ve baskıyı, insanın insana tahakkümü olarak görüyor, insanlığın barış içinde yaşamasını istiyordu. Körü körüne taklit ederek inanmayı kınıyor, kim; neye inanacaksa bilgi ve belgeye dayalı olarak, bilerek ve isteyerek inansın istiyordu. vb.

Tabii ki; Kur’an-ın getirdiği ve tüm insanlığın hayatını kuşatacak bu ilkeler, kurulu düzenden geçinenlerin işine gelmiyordu. Onun için karşı çıktıkları şey, kesinlikle Muhammed Aleyhisselam’ın doğrudan kendisi (şahsı) değil, tebliğ ettiği Kitap ve O’nun ilkeleriydi. Çünkü Muhammed Aleyhisselam’ın görevi, yılmadan ve hiçbir şeyden korkmadan aldığı Kitabı sadece tebliğ etmekten ibaretti (Maide:5/92-99, Ra’d:13/40, Nahl:16/35-82, Ankebut:29/18, Şura:42/48). O kadar ki; hem Kitaba hiçbir şey katmadan, hem de Kitaptan hiçbir şeyi eksiltmeden bu görevi yapmak zorundaydı (Hakka:69/44-47).

Muhammed Aleyhisselam’ın, eksiksiz tebliğ ettiği Kitabın ilkelerini hayata geçirerek, görevini en güzel şekilde yaptığı, böylece; hem vahşi ve bedevi bir topluluktan o günün şartlarında yeni, şehirli ve medeni bir toplum oluşturduğu, hem de tüm insanlığa örnek olduğu tarihî bir gerçektir. Bu nedenle; Müslümanların önünde tarihi bir seçenek her an hazır bulunmaktadır. Ya; O’ndan köz alarak, örnek alıp izini sürerek / takip ederek, yani; tebliğ ettiği Kitabın ilkeleriyle yeniden buluşarak, dünyayı tekrar aydınlatacak yeni ışıklar yakacaklar. Böylece; imani ve vicdani sorumluluklarının gereğini yerine getirmiş olmanın huzuruyla yaşayacaklar. Ya da; kül alarak / taklit ederek, O’nun insanlığa kazandırdığı ilkelerin, cehaletle tarihin derinliklerinde kalmasına katkı sağlamış olacaklar. İşte o zaman da dünyada mutlu ve müreffeh olamadıkları gibi Ahirette de bunun hesabını kesinlikle veremeyeceklerdir. Onun için her Müslümanın, bu tercihi doğru yapabilmesi içinKur’an-ın “Nereye gidiyorsunuz?” (Tekvir:81/26) sorusunu, mutlaka kendisine sorarak işe başlamasını zorunlu kılmaktadır.

Tüm okuyucularıma selam ve muhabbetlerimle, sağlık ve esenlikler dilerim.

                                                           04 / 06 / 2021      Zübeyir ÇÖMLEKÇİ



  • Cumartesi 14.6 ° / 11.6 ° Moderate rain
  • Pazar 17.4 ° / 12.3 ° Hafif yağmur
  • Pazartesi 15.3 ° / 9.8 ° bulutlu bulutlar

Balıkesir

16.10.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.410%-0,16
  • DOLAR

    9,2572% 0,87
  • EURO

    10,7854% 1,05
  • GRAM ALTIN

    526,36% -0,73
  • Ç. ALTIN

    868,494% -0,73