Orhan ORGARUN (Uzaktan Gelen yakın Sesler)


TARİHİ SAPTIRMA VE ÇARPITMA GİRİŞİMİ…

TARİHİ SAPTIRMA VE ÇARPITMA GİRİŞİMİ…


*Hakikati insanların ölçüleriyle değil, insanları hakikatin ölçüleriyle tanı.

                                                                Hazret-i Ali (Radıyallahü anh)

                * Para ile satın alınan mutluluk, daha fazla para karşısında yenilir. Seneca

TARİHİ SAPTIRMA VE ÇARPITMA GİRİŞİMİ…

                Özgürlükçü, laik devletin varlığı, kendisinin garanti edemeyeceği koşullara bağlıdır. Bu onun özgürlük uğruna girdiği büyük bir risktir. Özgürlükçü bir devlet olarak bir yandan, vatandaşlarına sağladığı özgürlük, eğer içeriden, yani bireyin ve toplumun ortak etik değerleri tarafından düzenlenebiliyorsa ancak, varlığını devam ettirebilir.

                Diğer yandan, özgürlükçülüğünden feragat etmeksizin ve mezhep savaşlarında olduğu gibi totallik iddialarına geri dönüş yaşamaksızın, bu düzenleyici içsel dinamikleri re’sen, yani hukuki zorlayıcılık ve mutlak emirlerle de sağlayamaz.  –Ernst - Wolfgang Böcken Förde 1976-

                Tarihi saptırma ve çarpıtma girişimi George Orwell’in 1984’ündeki “INGSOS” sistem pratiklerini hatırlatmaktadır. Her defasında, bir gün bir politika benimsenir. Bu politikayla çelişen tüm arşiv, evrak ve tarih kitabı değiştirilir, yani tarih yazımı yapılır; devletin daha önce de hep aynı politikayı güttüğüne insanlar inandırılmaya çalışılır.

                Ertesi gün, tersine bir politika benimsendiğinde ise, tarih yazımı süreci yeniden başlatılır. Bugün atılan adımlarla çelişen bir belge varsa arşive gidilir ve o belge düzeltilir. Bir bakılır ki, devlet bir önceki politikayı hiçbir zaman benimsememiş ve daima ona karşı olmuş!

                Böylelikle geçmişle günümüz arasında daima muhteşem bir uyum olduğu gözler önüne serilmiş olur.

                Bugün Türkiye’deki sistemin ideolojik yapısına baktığımız zaman hep bu şekilde işlenmiş olduğunu görürüz. Örneğin Türkiye’de ideolojinin evrimine hızla bir bakalım.

                1920-1944 arasında dönemin akımlarına uygun olarak CHP “TÜRKÜ” olunca, “TÜRKÇÜ” bir Atatürk’ten söz ettik. 1944 ile birlikte uluslararası siyasetle rüzgarlar tersine dönerken, birden IRKÇILIK-TURANCILIK davalarıyla birlikte Türkçülüğe ve ırkçılığa “KARŞI” bir Atatürk ve Kemalizm projesiyle karşılaştık. Bu yeni proje paralelinde Atatürk, hiçbir zaman IRKÇILIK-TURANCILIK taraftarı olmamıştır…

                Yani Atatürk, daima liberal demokrasiye yakın duran bir dünya görüşene sahip olmuş oluyor. Tabii ki aynı zamanda “SOL” düşüncenin karşısında yer alan bir lider oluyor haliyle.

Bu pozisyon 1950’den itibaren liberal ve sağ pozisyon belirleyen yeni bir siyasi oluşum, yani DEMOKRAT PARTİ iktidarı tarafından benimsenince, CHP, “SOL” bir renk olmayı MUHALEFET YAPMA ARACI OLARAK BENİMSEDİ…

                Buna bağlı olarak da, ATATÜRKÇÜLÜK/ KEMALİZM de solumsu, tam bağımsızlıkçı bir renk almaya başladı. Ve, Atatürk de hiçbir zaman liberal bir kişi olmamış, daima “SOL” ve antiemperyalist bir tutum içinde olmuş oluyor bu duruma göre…

                1970’e gelindiği zaman bu konuda kafalar karışıyor 1980’e gelindiğinde ise, bu sefer Atatürk, “NE SAĞ, NE DE SOL, HEPSİNİN ÜSTÜNDE ÜSTÜN BİR İNSAN” haline dönüştürülüyor…

                Bugün ise 19. Yüzyıl pozitivizmine sadık, antiemperyalist, tam bağımsızlıkçı vs. bir tarihi aktör olmuş oluyor ve hiçbir zaman “SAĞCI” veya liberal olmamış oluyor. 27 Mayıs 1960 darbesinin bu doğrultuda bir siyasal kültür ürettiğini kabul etmek gerekir. Totaliter ve Otoriter sistemlerin temel özelliği, güçlerini halktan almadıkları için sadece ve sadece tarihi referanslara bakmak veya kendi siyasal tercihlerine uygun kutsallar ve mistifikas’yonlar yaratmak zorunda kalmalarıdır…

                Fakat tarihi referanslar değişen koşullar ve farklı esen rûzgâr nedeniyle sistemi artık meşrulaştıramıyorsa, tarih her defasında yeniden yazılıyor ve anlamlandırılıyor.

                Tarihi bilgileri, tahrifat yaparak, sansürleyerek topluma açıklama gereği duyuluyor.

Bu, bütün totaliter ideolojilerin yaptığı bir şeydir…

                Bunu daha iyi anlayabilmek için 1984’ün bütün toplum tarafından iyi bir şekilde iyice anlaşılır olunması gerekir…

                Referans toplum ve demokratik toplumsal dinamikler olmaya başlayınca, ideolojik arayışlar, kutsanmış, sorgulanamaz hale getirilmiş tarihsel referanslar ile daha iyi anlamsızlaşmaya başlıyor…

                Kur’ân Ne Diyor?

                “Allah faizi tüketir, sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.” (2. Bakara Sûresi, Âyet/ 276)

                “Allah kullarına sevdirin ki, Allah da sevsin (ve sevdirsin).” (Hadis-i Şerif)



  • Salı 9 ° / 2 ° Parçalı bulutlu
  • Çarşamba 12 ° / 1 ° Güneşli
  • Perşembe 14 ° / 2 ° Güneşli

Balıkesir

02.03.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.529%0,09
  • DOLAR

    7,3897% 1,28
  • EURO

    8,9197% 1,47
  • GRAM ALTIN

    410,16% 1,47
  • Ç. ALTIN

    676,764% 1,47