TÜRKİYE´DE “SESSİZ BİR DARBE” OLDU OLASI SÜRDÜRÜLMEKTEDİR!..
TÜRKİYE´DE “SESSİZ BİR DARBE” OLDU OLASI SÜRDÜRÜLMEKTEDİR!..
Tarih: 13.12.2016 12:08:24
Orhan ORGARUN (Uzaklardan Gelen Yakın Sesler)

    Türkiye´de derinden derine, içten içe, “sessiz bir darbe” oldu olası sürdürülmektedir!..

    1980´li yıllar rahmetli Özal´ın İslam dünyası (Orta Doğu) ile Avrupa arasındaki zik zak yılları oldu denilebilir siyasi tarihimizde… 1978 Washington Uzlaşması´nı 24 Ocak 1980 Kararları ile Orta Doğu´ya yönelik olarak başlatan merhum Turgut Özal 1985 ve 1986´da Avrupa´ya yönelmeyi tercih etti.

    Ancak bu tercihin arkasında Avrupa sevgisi yoktu: Avrupa bir araçtı, bir köprüydü onun için Türk piyasasını Avrupa üzerinden Batı kapitalizmine bağlamak istiyordu.

    Bu nedenle 1989´da Türkiye´nin tam üyelik başvurusu Avrupa tarafından reddedilince, “İçeri almaya gerek yok, biz iktisadi sınırlarımızı (gümrüklerimizi) size teslim etmeye hazırız” diyordu. O zaman ki, gazetelerdeki manşet şuydu: “Avrupa bizi tam üye yapmasa da Gümrük Birliğine gireceğiz.”

    Oysa Avrupa Birliği´nde “girilecek bir gümrük birliği” yoktu. Tam üye olunca gümrüklerin, sosyal politikaların, bütçelerin, dış ticaret politikalarının, savunma politikalarının içine de girmiş oluyordunuz.

    Dışarıdaki bir ülkenin, “AB´nin gümrük birliği yükümlülüğü altına girmesi; o ülkenin, dış ticaret politikalarının, gümrüklerinin yönetimi başkalarına tek yanlı olarak devretmesi” anlamına geliyordu.

    Bulunan emperyalist güçlerce önerilen yol buydu; Soğuk savaş biterken ABD´nin ve Avrupa´nın Türkiye hesapları ve politikaları değişiyordu. Büyük Orta Doğu Projesi 1991´de Körfez Krizi ile çoktan başlatılmıştı…

    Türkiye´ye yeni bir elbise biçiliyordu. Türkiye´nin bu yeni tünelin içine sokulması piyasa ekonomisi kavramı üzerinden yapılacaktı; piyasalar siyaseti, ekonomiyi, savunmayı ve kültürü belirleyecekti!.. Devletin ve ulusal politikaların yerini “piyasa alıyordu…

    Piyasa ise, büyük şirketler ve sermaye çevreleri kanalıyla Batı kapitalizmine bağlanıyordu…

    1980´li yıllarda Türkiye´de bazı sermaye çevrelerinin Özalcı (piyasacı) politikaların önderliğinde yürüttükleri bu stratejik seçeneğe daha sonra bölücü çevreler ile İslamcı siyasilerin önemli bir bölümü katıldılar…

    Gayri milli sermaye çevreleri ile kimi İslamcı siyasiler ve bölücüler aynı çatı altında birleştiler...

    Bu çatı, Türkiye ve bölge üzerindeki “emperyalizmin çatısı”ydı.

    Ayrıntıları ile ortaya konduğu gibi Avrupa ile tek yanlı bağları bilinçli ve programlı ve planlı bir biçimde yürütüldü…

    Devlet bürokrasisi 1980´li ve 1990´lı yıllarda devlet bürokrasisinin nasıl karşı karşıya geldiği bölündüğünü o tarihleri hatırlayanlar hepimiz gördük…

  • Dışişleri, ağırlık olarak “tek yanlı bağlanma” yer aldı
  • Devlet Planlama Teşkilatı önce Gümrük Birliğine karşı çıktı.

    Türk kamuoyuna gerçekleri gösteren raporlar sundu. 1990´lı yılların başlarında Haziran 1994´e kadar ulusal direnç mücadelesini içten içe sürdürdüler.

    Haziran 1994´te DPT´nin gümrük birliğine karşı hazırlamış olduğu doğru ve gerçekçi rapor sonrası DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) adeta ezildi, sindirildi. Aslında ezilen, yok edilen şahıslar değildi. “EZİLEN LOZAN, CUMHURİYET´İN HASAS OLAN TÜM DEĞERLERİ, ULUSAL ÇIKARLAR EZİLİYOR, HIRPALANIYOR VE GERÇEK DEMOKRASİNİN YOLLARI KAPATILMAK” isteniyordu…

    1990´lı yıllarda gazete başlıklarında ve televizyonlarda görülen olaylar çoğunlukla aspara gaz haber ve görüntülerde uyutuluyor. Ve asla gerçeği yansıtmıyordu.

  • Bürokrasi bu savaşta yenilmişti. Siyasiler ulusal çıkarların korunmasını isteyen bürokratları tasfiye etmişlerdi.
  • Brüksel´in Washington´un ve kimi sermaye çevrelerinin hoşuna gidecek şeylerin dışında bir çizgi tutturmak engelleniyordu. Kısacası Türkler, Batı´nın Soğuk Savaş sonrası diktiği yeni elbisenin içine zorla ite kaka sokulmak isteniyordu.
  • TBMM adeta devre dışıydı. DTP raporları bile egemenlik hakkının tek yanlı devredilmekte olduğunu açık açık yazdırılan Meclis´ten hiçbir tepki gelmiyordu.
  • Siyasal partiler kendi dalgasında işin nereye gittiğini tam olarak kestiremiyor ve sonucu göremiyorlardı. Bir kısmı bile bile susuyordu. Genellikle Gümrük Birlikçi emperyalist uşağı bir çizgi vardı.
  • Medyanın büyük çoğunluğu belli bir sermaye gurubunun güdümündeydi.
  • Türkiye´de tam bir kaos yaşanıyordu. Avrupa Birliğine sokuyoruz diye Türkiye emperyalist güçlerinin sömürgeleşmenin ve parçalanmanın içine sürüklenmekteydi.

    Sessiz Darbe miydi?

    Devletin temel kurumlarının bu gidiş karşısında tepki göstermemeleri, tepki gösteren azınlıktaki bazı kurum ve kuruluşların seslerini Başbakan, bakanlar tarafından anında kesilmesi, TBMM içindeki cılız tepkilerin o gün hiçbir yankı yaratmaması nasıl bir oluşumdu? Halen bugün olmuş merak ederim!

    Türkiye´de derinden derine, içten içe “sessiz bir darbe” sürdürülmüştür. Gürültülü ve silahlı açık darbelerin aksine bu darbelerde o günü toplum adeta” gönüllü bir biçimde “sömürgeleşmeye doğru itilmektedir.

    Bu sessiz içten yapılan darbeyi kim sürüklemektedir? Bunun yanıtı çok açık ve nettir; soğuk savaş biterken Batı kapitalizminin ve Batı´daki şer güç odakları bunun cani gönülden isteyen yürütücüleridir. Yeni sömürgecilik, işlerini sessiz darbeleri kullanabildiği ülkelerde çok rahatlıkla yürütmektedir.

  • Uluslar arası tekeller ve sermaye çerçeveleri ile “ortak stratejik çıkarları oluşmuş” iş çerçeveleri bunun gönüllü fedaisi uygulayıcılarıdır. Türkiye´de 6 Mart 1995 Gümrük Birliği belgesinin imzalanmasında ve Kıbrıs´ın yavaş yavaş hissettirilmeden verilmesinde, bu çevreler en ön safta yer aldılar ve halen de almaktalar!..
  • Medya, kimi üniversiteler ve dışarıdan destekli kuruluşlar sessiz ve sivil darbenin doğal uzantıları gibi faaliyette bulunuyorlar.
  • Hemen hemen bütün siyasal partiler içinde yerleşmiş (ve yerleştirilmiş) işbirlikçiler sağda, merkezde ve solda aynı işleri sürdürmektedirler.
  • İMF ve AB ile diğer uluslar arası kuruluşlarla “kurdurulan ve Türkiye´nin dışarıdan yönetimine yol açan”  antlaşmalar ve bağlar, sivil ve sessiz darbenin temel öğeleri arasındadır.
  • Özelleştirme ve devletin elindeki iktisadi unsurları “piyasaya devrederek” piyasa üzerinden yürütülen sessiz darbe, en etkili araçlardan birisi haline gelmiştir.

    Avrupa birliği ile yapılan antlaşmalarda da “serbest piyasa ekonomisinin esas alınacağı “taahhüt edilmiş bulunuyor. Böylelikle Türkiye´de devletin asli fonksiyonları da “piyasaya devredilip” sessiz ve sivil darbe bu kanaldan desteklenmiş oluyor.

  • Ulusal (yerli) piyasanın ticari, mali ve iktisadi olarak hızla “dışarıya bağlanması”, devletin asli fonksiyonlarının da yabancı güçler tarafından yürütülmesine olanak vermektedir.

    Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde kurulmakta olan tek yanlı bağlar bu sessiz darbenin yürütülmesinde en önemli faktörlerden birisi olmuştur.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
AKP HÜKUMETİ NE YAPMAK İSTİYOR… (21 Ocak 2017 - Cumartesi)
ORHAN UMUTLUDUR YARININDAN… (18 Ocak 2017 - Çarşamba)
BU HESABI YAPMAK ZORUNDAYIZ (06 Ocak 2017 - Cuma)
BU YURDUMU YİYENLER VAR… (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
DEVLETİ ELE GEÇİRME PLANININ DETAYLARI (29 Aralık 2016 - Perşembe)
VATAN HAİNLİĞİNDEN VAZGEÇİN… (27 Aralık 2016 - Salı)
KİMİ KİMDEN AYIRIRSIN… (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
NE OLDUĞUNU DÜŞÜNÜRSEN O OLURSUN… (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
NİYE?! NİYE?! NİYE?! (14 Aralık 2016 - Çarşamba)
DOLAR GELİR… (10 Aralık 2016 - Cumartesi)
DÖVİZ İLE CENNET ARAMAK… (09 Aralık 2016 - Cuma)
HABERİN VAR MI? (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BU KADAR KARAMSAR OLMAMAK LAZIM… (01 Aralık 2016 - Perşembe)
TERÖRÜN ESAS ADI SEVR´DİR, MONDROS´TUR… (28 Kasım 2016 - Pazartesi)
MİLLET OLMANIN GEREKLERİ VARDIR... (23 Kasım 2016 - Çarşamba)
Hal ve gidiş umut verici değil (27 Ekim 2016 - Perşembe)
YENİ BİR ATATÜRK BULAMAYIZ... (01 Ekim 2016 - Cumartesi)
´DEVLET MALI DENİZ (07 Haziran 2016 - Salı)
MİLLİ GÜÇLERLE ATATÜRK´TE BULUŞALIM… (02 Haziran 2016 - Perşembe)
Emaneti Ehline Vermek (2) (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Emaneti Ehline Vermek (1) (27 Mayıs 2016 - Cuma)
AYAĞINIZI DENK ALIN, BURASI KİMİN ÜLKESİ? (19 Mayıs 2016 - Perşembe)
KARAKARDANADAM, E.. Rİ.. YE.. CEK.. SİN. (16 Mayıs 2016 - Pazartesi)
Sen ey! (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ… (01 Mayıs 2016 - Pazar)
DEMOKRASİ İLE BASIN.. (30 Nisan 2016 - Cumartesi)
AVRUPANIN TARİH AMACI (23 Nisan 2016 - Cumartesi)
KORKMA, ÇÖZÜM VAR! (22 Nisan 2016 - Cuma)
Şehit.. (20 Şubat 2016 - Cumartesi)
Vatanımıza Sahip Çıkalım… (19 Şubat 2016 - Cuma)
EDEB YA SÖZÜM ONA ÜSDATLAR… (05 Şubat 2016 - Cuma)
ZULÜM, ZALİM… (09 Ocak 2016 - Cumartesi)
İŞTE EY MİLLET ve İDARECİLER! (05 Ocak 2016 - Salı)
TÜRKİYENİN SİYASİ SİTEMİ TIKANMIŞTIR… (17 Aralık 2015 - Perşembe)
RUSYANIN ÖZEL POLİTİKASI (15 Aralık 2015 - Salı)
SICAK PARA… (14 Aralık 2015 - Pazartesi)
CHP´YE NASIL SAHİP ÇIKABİLİRİZ? (10 Aralık 2015 - Perşembe)
YAŞAMIN ANLAMI… (12 Kasım 2015 - Perşembe)
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ DIŞLANIRSA… (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
HALKIN EKMEĞİ (15 Ekim 2015 - Perşembe)
BANDIRMANIN KALBİ, SON KURŞUN ANITI… (17 Eylül 2015 - Perşembe)
TARİHİN OBJESİNE UYGUNLUK DERECESİ (14 Eylül 2015 - Pazartesi)
TERÖRÜ LANETLİYORUZ (11 Eylül 2015 - Cuma)
23 NİSAN 1923 CUMA GÜNÜ (10 Eylül 2015 - Perşembe)
ŞEHİTLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM. (07 Eylül 2015 - Pazartesi)
ASKER KOMUTANI GÖRECEK BAŞINDA… (03 Eylül 2015 - Perşembe)
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI VE İMAN… (30 Ağustos 2015 - Pazar)
YENİDEN MANEVİYATA DÖNÜŞ… (21 Ağustos 2015 - Cuma)
VATANDAŞIN DEVLETE HİTABESİ … (13 Ağustos 2015 - Perşembe)
RAMAZANIN ARDINDAN… (04 Ağustos 2015 - Salı)
RAMAZAN BAYRAMI… (17 Temmuz 2015 - Cuma)
BAYRAM SEVİNÇ GÜNÜ DEMEKTİR… (16 Temmuz 2015 - Perşembe)
KADİR GECESİ VE FAZİLETİ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
DOLU DOLU GEÇEN 99 YILDAN ARTA 9 ŞEY. (10 Temmuz 2015 - Cuma)
ZAMAN VE ZAMANIN DEĞERİ… (09 Temmuz 2015 - Perşembe)
TARİH: 4 TEMMUZ, 2003 (ÇUVAL OLAYI)… (26 Haziran 2015 - Cuma)
İSLAMIN UYUŞTURUCUYA BAKIŞI… (21 Haziran 2015 - Pazar)
MÜSLÜMANLARIN BAYRAMI OLAN CUMA GÜNÜ… (18 Haziran 2015 - Perşembe)
VERGİ (16 Haziran 2015 - Salı)
MİLLİ İRADE… (10 Haziran 2015 - Çarşamba)
ADAMCIKLAŞMAYANLARA ÇOK ÇOK SELAM OLSUN!.. (08 Haziran 2015 - Pazartesi)
TÜRKİYE HARİTASINDA HATAY VE İSKENDERUN!.. (06 Haziran 2015 - Cumartesi)
FAŞİZM BARIŞI DÜŞÜNMEZ, SAVAŞÇIDIR!... (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
İLK PUTA TAPAN KAVİM! (02 Haziran 2015 - Salı)
HER ÜLKENİN BİR SEMBOLÜ VARDIR… (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
TARAFINI BELLİ ETMEK (18 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Peygamber Ocağı. (15 Mayıs 2015 - Cuma)
TÜRKLÜK ve VATANDAŞLIK… (14 Mayıs 2015 - Perşembe)
VATAN-BAYRAK-İSTİKLAL VE MEHMETÇİK… (13 Mayıs 2015 - Çarşamba)
VATANDAŞ OLARAK İNSAN… (12 Mayıs 2015 - Salı)
Trafik Kuralları… (02 Mayıs 2015 - Cumartesi)
DÖVİZ İLE CENNET ARAMAK… (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
DOLAR
3.5689
EURO
3.7804
ALTIN
0
BIST
0
 
Reklam

/resimler/2017-1/5/1837547287956.jpg

/resimler/2016-12/29/1449350602861.gif

kutlu creative

/resimler/2017-1/24/1114325571192.jpg

/resimler/2016-6/13/1904120021641.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:04 07:41 13:32 16:37 19:05 20:30
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Allah`a hakiki abd olan, başkalarına abd olamaz.

Bediüzzaman Said Nursi
1495 Cem Sultan`ın vefatı.
1918 Araklı, Sürmene, Çıldır ve İspir`in kurtuluşu.
FACEBOOK`TA BİZ
Dolma iç için kullanacağınız pirincinizi mutlaka ılık suda bekletip yumuşatın ve nişastasından arındırmak için birkaç defa sudan geçirin. Böylece içinin sert kalmasını önlersiniz. Dolmamızın daha lezzetli olması için sızma zeytinyağı kullanın.

Dolma - Sarma Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları