(Uzaktan Gelen yakın Sesler) Orhan ORGARUN


TÜRKİYE’DE MİSYONERLİK BİR SUÇ DEĞİLDİR…

TÜRKİYE’DE MİSYONERLİK BİR SUÇ DEĞİLDİR…


* Kalb temiz olursa, dilden güzel sözler çıkar. Hazret-i Ali (Radıyallahü anh)

                * Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırma! Kalb kırmak Allahü Teâlâyı incitmek demektir.

           (Ahmet Yesevî Rahmetullahi aleyh)

TÜRKİYE’DE MİSYONERLİK BİR SUÇ DEĞİLDİR…

                Misyonerlik Suç mu?

                The Muslim World (İslâm Dünyası) dergisi 1911 yılından beri çıkmaktadır. İslâm dünyasını tarihi, dini, sosyal, siyasi bakımdan ele alan derginin başlığı sizleri ve bizleri hiç de yanıltmasın.

Bir Amerikalı Misyonerler Dergisidir..

                Özellikle 1938 yılına kadar çıkan sayıları, misyonerlerin eski OSMANLI TOPRAKLARINDA VE SONRASINDA TÜRKİYE başta olmak üzere yeni oluşan devletlerdeki faaliyetleri ile ilgili ilginç MİSYONERLİK HİKÂYELERİ, TAKTİKLER, UMUTLAR VE HAYAL KIRIKLIKLARINI ANLATAN BİR ÇOK YAZILAR İLE DOLUDUR..

                Pliny Ekti, Levi Suladı, Tanrı verdi..

                1819 yılında Pliny Fisk ve Levi Persons’un Osmanlı topraklarına gelmesi ile başlayan PROTESTAN MİSYONERLİK FAALİYETLERİNİN neredeyse bütün detayları adı geçen derginin çeşitli sayılarında anlatılmaktadır..

                Özellikle Birinci Dünya Savaşı’nın OSMANLI TOPRAKLARINDA MEYDANA GETİRDİĞİ FELÂKETLERİ avantaja dönüştürmeye çalışan misyonerler, dergileri aracılığıyla bunu dünyaya açıkça ilân etmekten de hiç çekinmemektedirler..

                Meselâ 1919 yılında İstanbul’dan yazan MİSYONER C. Trowbrige Riggs (The Muslim World 9/1919) “TÜRKİYE’DE KÜÇÜLEN HİLÂL” başlıklı makalesinde; son yüzyılda ektikleri tohumların meyvesini şimdi alacaklarının iddiasında bulunuyordu. Ona göre, “PLİNY EKMİŞ, LEVİ SULAMIŞ VE ŞİMDİ DE TANRI ONLARA HASADI HEDİYE ETMİŞTİR..”

                Savaş sebebiyle son yıllarda Müslümanların yaşadıkları krizlerden dolayı kendilerine daha yumuşak baktıklarını söyleyen Riggs bunu avantaja çevirmenin gerektiğini belirtiyordu. O, savaşın doğurduğu sonuçlardan dolayı gayrimüslimlerin dışında sadece ÇERKEZLER, KÜRTLER ve YÖRÜKLER arasında da İNCİL’İ YAYMANIN KOLAYLAŞTIĞINI İLERİ SÜRÜYORDU..

                Aslında Riggs’in ifadeleri, son yüzyılda ERMENİLER ve diğer HIRİSTİYAN unsurları arasında yaptıkları faaliyetleriyle Osmanlı toplumundaki farklı din ve mezhep mensupları arasına soktukları nifaktan öteye gidemediklerinin de açık itirafıydı..

                Sürekli KRİZ DÖNEMLERİNDEN BESLENİYORLARDI. Veya krizler oluşturarak sözde ‘HAKİKAT GÜNEŞİNİ’ ama gerçekte fesat tohumlarını yayıyorlardı. Nitekim 1900’lerde 300 YÜZMİLYON MÜSLÜMAN’IN İSTANBUL’A OLAN BAĞLILIĞINDAN korkan Hıristiyan Âlemi adına şimdi Riggs,

“İSLÂM ÂLEMİNİN EN ZAYIF DÖNEMİNDE” olduğunu hatırlatarak, şöyle diyordu:

“ŞİMDİ TÜRKLER BİZİM EFENDİMİZE (İSA’YA) TESLİM OLURSA, 300 YÜZMİLYON MÜSLÜMAN ÜZERİNDE NASIL BİR TESİR EDECEĞİNİ KİM TAHMİN EDEBİLİR Kİ?”

                Tanrının Karallığı mı Evanjelik Krallığı mı?

                Bu yazıların yazıldığı dönem Birinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği paylaşımların yapılmaya başlandığı ve AMERİKAN MİSYONERLERİNİN en şımarık dönemlerinin olduğu yıllardı..

Bu yüzden Riggs, EVANJELİKLERİN DURUMU NASIL AVANTAJA DÖNÜŞTÜRÜP, ANADOLU’DA VE DİĞER İSLÂM DÜNYASINDA ‘TANRININ KRALLIĞI’NI EGEMEN KILACAKLARININ DERSLERİNİ veriyordu..

                Misyonerler bu dergi aracılığıyla Hıristiyanlığı yaymak üzere İslâm dünyası için taktikler geliştirirken, Amerikan başkanlarına da yön vermekte ve kendilerinden olmayanlara nasıl davranacaklarını öğütlemekteydiler..

                İslâm’ın diğer semavi dinleri ve kitaplarını kabul etmesi, Kur’ân’da Hz. Musa ve özellikle Hz. İsa ile ilgili kıssaların yer alması ve bunların sürekli din adamları tarafından anlatılması misyonerlerin toplumda kolay kabul görmelerine imkân sağlıyordu. Osmanlı Devleti’nin asırlarca süren DİNİ BARIŞI SAĞLAYAN DÜZENİ de misyonerlerin diğer SEMAVÎ TOPLULUKLAR gibi kabul edilmelerini sağlıyordu. Üstelik PROTESTANLARIN asırlarca Osmanlı devletine karşı ittifak kuran KATOLİKLERİ eleştirmesi de cazip geliyordu. Bütün bunlar Osmanlı topraklarında ve sonrasında Türkiye’de AMERİKAN MİSYONERLERİNİN işlerini kolaylaştırıyordu..

                Neticede onlar da yeryüzünde ‘TANRININ HAKİMİYETİNİ’ tesis etmek (!) istiyorlardı. Tamamen dini sâiklerle (Sevk’ten. Götüren sevkeden.) hareket ettiği düşünülen bu gruba ne söylenebilirdi?

                Din ve inanç hürriyetinin olduğu toplumlarda, kamu düzenini bozmayan, genel ahlâkı ifsat etmeyen hatta toplumun terakkisini (İlerleme. Yukarı kalkma, yükselme. Çoğalma. Artma.) isteyen, okullar, hastaneler açarak hizmet veren gruplara olsa olsa minnet duyulmalıydı..

Peki savaşın sonunda bir tespitten ziyade temennilerini getiren “TÜRKİYE’DE KÜÇÜLEN HİLAL” makalesini yazan kişinin aşağıdaki ifadelerini hangi dini anlayış ile dile getirilmişti?

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson “MİLLETLERİN KENDİ KADERLERİNİ TAYİN HAKKINI” savunurken; vatandaşı MİSYONER RİGGS, 1919’da şöyle diyordu:

“TÜRKİYE’DE İSLÂM KÜÇÜLEN BİR HİLÂLDİR artık. Bundan sonra Türk Sultan’ını hiç kimse hakiki inancın halifesi olarak tanımayacak ve dünyadaki milyonlarca Müslüman arasında adına hutbeler de okunmayacaktır..”

                Bir Zamanların Brunson’ın Davası Ne İdi?

                Bu ifadeler inancını yaymak niyetinde olan “İYİ BİR DİN ADAMININ” samimiyetini ne kadar yansıtıyor?

Bu sözler, bir inancı mı yoksa İslâm dünyasına şekil vermek isteyen bir siyasi yaklaşımı mı anlatıyor?

                Bu soruların cevabı aynı zamanda size RAHİP BRUNSON’ı ve davasını anlamanın anahtarını verecektir..

                Brunson Davası açıldığında bazı kişilerin yazdıkları yazılarında DAVADAN ZİYADE TÜRKİYE’DEKİ MİSYONERLİK FAALİYETLERİNE DİKKATLER ÇEKİLMİŞTİR..

Hâlâ aynı yerde duranlardanım ve halen aynı yerde tarafta duruyorum..

                Zira o tarihten sonra misyonerlerin mağdur ettiği pek çok kişi bizlere hikâyelerini anlattılar. Nasıl kandırıldıklarını yazdılar ve söylediler. Şimdi hukuk ne derse desin. Brunson artık Riggs gibi TÜRKİYE’NİN TARİHİNE YAZILMIŞTIR..

                Unutmayın, onun işlediği cürümlerin davası bitmiştir ama ÜLKEMİZDE MİSYONERLİK FAALİYETLERİ HÂLÂ ARALIKSIZ OLARAK DEVAM ETMEKTEDİR..

                Müslüman Türkler veya başka milletlerden Müslümanlar, Hıristiyan ülkelerde kanunların elverdiği ölçüde dinlerini yaşama ve yayma faaliyetlerine izin verildiği gibi TÜRKİYE’DE DE MİSYONERLİK BİR SUÇ DEĞİLDİR. Samimi bir Hıristiyan’ın dinini anlatması ve yaşaması kadar tabii bir şey de yoktur..

                Suç olan husus, insanları aldatmak, yalan söylemektir. Topluma fitne sokmak, fırsat tohumları ekmektir..

                Nitekim tam 200 YILDIR AMERİKALI MİSYONERLER BU TOPRAKLARDA YALAN SÖYLEMEKTE, FİTNE VE FESAT TOHUMLARINI EKMEKTEDİR…

                Kur’ân Ne Diyor?

                “Eğer O’ndan yüz çevirirseniz sizi ortadan kaldırır, sizin gibi olmayacak bir milleti yerine getirir.” (47. Muhammed Sûresi, Âyet/ 38)

                “Mazlumun bed duasından sakınınız. O dua ile Allah arasında perde yoktur. (Hadis-i Şerif)



  • Cumartesi 14.6 ° / 11.6 ° Moderate rain
  • Pazar 17.4 ° / 12.3 ° Hafif yağmur
  • Pazartesi 15.3 ° / 9.8 ° bulutlu bulutlar

Balıkesir

16.10.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.410%-0,16
  • DOLAR

    9,2572% 0,87
  • EURO

    10,7854% 1,05
  • GRAM ALTIN

    526,36% -0,73
  • Ç. ALTIN

    868,494% -0,73