Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


ÜLKE TEHLİKELİ BİR YOLA SÜRÜKLENİYOR

ÜLKE TEHLİKELİ BİR YOLA SÜRÜKLENİYOR


Türküm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ülke yolsuzluk olaylarından dolayı tehlikeli bir yola sürükleniyor. İnatla bu yolsuzluk ve rüşvet olayını başka yerlere mal edilmeye çalışılması. Böyle bir yolsuzluk olayının olamadığını bunun bir komplo olduğuna milletin inanmasını sağlamak için yalan söylemek. Bu yolsuzluk ve rüşvet olayını tekrar bir gözden geçirelim. Eski içişleri bakanı Muammer Gülerin oğlunun evinde yapılan aramada. Para sayma makinesi, 6 para kasası ve paralar bulunduğu açıklandı mı? Görsel basın ve basında bulunanlar söylendi mi? Para sayma makinesini savunmada olanlar. Polislerin getirdiği söylediler mi? Hadi bunun doğru olduğunu düşünelim. Çünkü para sayma makinesi küçük.

Pekiyi ağırlığı 100kg’mın üzerinde olan 6 para kasalarını da başka birileri mi getirdi? Milleti yalanla inandırmaya çalışanlar evde para kasası falan yok diyorlar. Muammer Güler bu yalanı söyleyenlerin yalanlarını boşa çıkarıyor. “ Oğlum iş yerlerlerini kapattı. Oralardaki kasalar onlar” diyor. Para kasası falan yok diye yalan söyleyenler. Hayır, babası yalan söylüyor. Diyebilecekler mi? Paraları komplo kuranlar koydu diye yalan söyleyenleri.

Yine baba Muammer güler yalanlıyor. “Oğlum villasını sattı. Tapuda bir sorun çıktı. Onun için paraları bankaya yatıramadı” diyor. Yalan söyleyenler bunu nasıl yalanlayacaklar. Muammer Gülerin oğlunu yalan söyleyerek savunanların yalanları böylece ortaya çıkmış oluyor.

Gelelim halk bankası genel müdürünün evinde çıkan ayakkabı kutusunda bulunan paralara. Yine ayni yalanlarla böyle bir para yok diyenlerin ileri sürdükleri iddiaya. “Böyle ayakkabı kutusunda falan evde para bulma yok. Bunlar komplo kuranları ortaya atığı yalan” diyorlar. Evinde ayakkabı kutularında para bulunan halk bankası genel müdürü de mi yalan söylüyor? “O paralar yardım paraları. O paralarla üniversite ve imam hatip okulu yaptıracaktık” diyor.

Evinde para buluna bu müdür beyde mi yalan söylüyor? Yalanla dolanla milleti kandırarak bu yolsuzluk ve rüşvet iddialarının üzerini örttürmeye çalışmayın. Partinin böyle bir işe bulaştırılmasından rahatsız olabilirsiniz. Bu olayın üzerinin örtülmeye çalışılması bu vebale ortak olmaktır. Partiyi savunayım derken partinin destekçileri de vebale ortak oluyorlar. Bu yolsuzluk olayı bir kişi tarafında ihbar ediliyor.  İhbarcı cumhurbaşkanına, başbakana ve MİT’e mektupla bildiriliyor. MİT inceliyor ve isimlerle birlikte rapor edip başbakana gönderiyor. Ne zaman?  Nisan ayında. Bu rapor hiçbir işleme tabi tutulmuyor.

Avcı avı iyi bilir! Ayıda yolu iyi bilir! Derler. İktidar kendisine o kadar güveniyor ki. Bize karşı hiçbir şey yapamazlar. Diye kendinden çok emin olduğu için. Devamlı ben yaparsam olur. Bizden başkası bunları bilemez. Biz biliriz, biz yaparız, büyüklük ve güçlülük bu olayı yapamayacaklarını kendilerini inandırmışlar. Avcı avı iyi bildiği için iktidarda kendisini avcı olarak görmüş. Bir şeyi unutmuşlar ayının da yolu iyi bildiğini. İşte yolu iyi bilenler bu operasyonu gerçekleştirdiler. Bundan sonrası bir faciadır. Darbe döneminde dahi bu kadar görevden almalar ve yer değiştirmeler olmamıştır.

Ülke tehlikeli bir yola sürüklenmekte dedir. Polis ikiye ayrıştırılmıştır. Yargı öyledir. Devlet dahi devlet ve paralel devlet olarak ikiye ayrılmıştır. İşte tehlikeli yol buradadır. Hatay’da devlet sırrı ile yüklü bir tır olayı yaşandı. Olayı takip eden savcının beyanatı çok vahimdir. “Olay yerinde çatışmadan dönüldü” diyor. MİT ile emniyet çatışma durumuna gelmiş. Bizi Allah korumuş. Orada bir silahın ateşlenmesi çok vahim olayları beraberinde getirirdi.

İç harpler böyle çıkar. Tehlikeli oyun bitmiş değildir. Silahlı bir kurum ikiye ayrılmış durumda. Polisi polise takip ettiriyorlar. Savcıyı diğer savcının takibine veriyorlar. Hâkimler bizden olanlar. Bizden olmayanlar diye ikiye bölündü. Açıkçası cemaatin polisi, savcısı, hâkimi, devletin polisi, savcısı hâkimi diye ayrıştırıldılar. İktidar hem kendini yıpratıyor. Hem de devleti yıpratıyor. Paralel devleti iktidar kendisi yaratmıştır. Başbakanın başdanışmanı yalçın Akdoğan “emniyeti cemaate verdik” diye kendisidir. O verdikleri zaman menfaatler karşılıklı işliyordu. Herhalde ki emniyeti vermişler. Sonra paylaşım anlaşmazlığı çıktı ki olay buralara geldi. Saygılarımla.

  Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın Atatürk milliyetçiliği! Yaşasın Türk milleti! Yaşasın Atatürk sevdalıları!   

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! 

09 – 01 – 2014 Mustafa KOÇAL 



  • Cuma 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Cumartesi 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Pazar 18 ° / 6 ° Bulutlu

Balıkesir

22.11.2019

  • İMSAK 06:26
  • GÜNEŞ 07:53
  • ÖĞLE 12:59
  • İKİNDİ 15:33
  • AKŞAM 17:56
  • YATSI 19:18
  • BIST 100

    106.588%-0,20
  • DOLAR

    5,7138% 0,25
  • EURO

    6,2975% -0,16
  • GRAM ALTIN

    268,73% 0,08
  • ÇEYREK ALTIN

    443,4045% 0,08