Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


ÜLKEDE FİİLİ BAŞKANLIK SİSTEMİ UYGULANIYOR

ÜLKEDE FİİLİ BAŞKANLIK SİSTEMİ UYGULANIYOR


Ülkede anayasa, demokrasi, kanun, nizam diye bir şey kalmadı. Anayasaya göre seçilenler. Görevleri anayasa çerçevesinde belirlenenler. Anayasa ve kanunları rafa kaldırmışlardır. Anayasa ve kanunlar kişilerin uyması için yapılmış olmasına rağmen. Anayasa ve kanunlar kişilere uyduruluyor. Demokrasi kuralları rafa kalkmış durumda. Erken seçim kararı alınmadan, seçim tarihi açıklanıyor. Demokrasilerin vazgeçilmezi olan partilerin görüşleri dahi alınmıyor.  Yangından mal kaçırır gibi. Erken seçim herkesten kaçırılıyor. Ülke kan gölüne dönmüş. Her gün şehit cenazeleri geliyor. Ocaklara ateş düşmüş. Milyonlar kan ağlıyor. Tepkilerini dile getiriyorlar. Kimsenin umurunda değil. Hani milli iradeye saygı gösterilmelidir diye bas bas bağıranlar. Şimdi milli iradeye saygı neden gösterilmiyorlar. Aksine milli iradeye saygısızlık yapılıyor.

7 Haziranda bu millet size ülkeyi başkanlık sistemine geçirin diye oy vermedi. Aksine ben başkanlık sistemi istemiyorum dedi. Hala anayasadan ve demokrasiden bahsetmek milleti aptal yerine koymaktır. Bir insanda bu kadar hırs, bu kadar ihtiras olamaz. Böyle bir hırs ve ihtiras millet menfaatine olsa bu ülke çağ atlar. Maalesef bu hırs ve ihtiras şahsi menfaatler içindir.  Bu kadar hırsın ve ihtirasın dayandığı bir şey olmalıdır?  Bence bu korkunun eseridir. İktidarı kaybetme korkusundan başka. Birde menfaatlerin kaybedilmesi ve sağlanan menfaatlerin elden çıkması olmalıdır. En büyük korkuları da budur. Birinci korku! 17 ve 25 Aralık olaylarının korkusudur. İkinci korku ise TIR olaylarının açığa çıkma korkusudur. Fakat korkunun ecele faydası yoktur. Eninde sonunda bunlar gün yüzüne çıkacaktır.  Siz ne kadar gizlerseniz gizleyin. Bir zamanlar kahraman ilan ettiğiniz. Kendisine zırhlı araç ve korumalar tahsis ettiğiniz. Zekeriya öz elindeki 17- 25 Aralık belgelerini Almanya´nı başsavcısına teslim etmiş. Kaydedilen ses kayıtları ile birlikte. Bu erken seçimi kendilerine göre yaptıkları planlara göre işletip bu günlere getirdiler.

Ülkenin bu günkü durumunda seçime gitmek ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. Açıkçası cinayettir. Ekonomisi bozulmuş bir ülke 5 ayda iki seçimi kaldıramaz. Bu cinayeti göze almak demek ülkeyi felakete doğru sürüklemektir. İkincisi ülke son bir ayda çok gergin günler geçiriyor. Böyle gergin bir ortamda seçime gitmek ülkeyi iç savaşa doğru sürüklemektir. Kamu güvenliğini sağlayamayanlar. Seçim güvenliğini ve sandıkların güvenliğini nasıl sağlayacaklar? Böyle bir ortamda seçime gitmek demek, şaibeyi de beraberinde getirecek demektir. Doğuda seçmenler PKK baskısı altında diyerek.  Onları bu baskıdan kurtarmak için köylerdeki seçmenleri şehirlere ve kazalara taşınması düşünülüyor. Pekiyi bu taşıma esnasında seçmene bası yapılmayacağının garantisini kim verecek? Bu taşıma sisteminin bir kanunla getirilmesi gerekmiyor mu? Bir kişini isteği üzerine bu sistem nasıl uygulanıyor? Demokrasilerde böyle durumlar mecliste görüşülüp ona göre karar verilmez mi? Köylerden seçmenler taşınırken PKK saldırısına uğrarlarsa bunun sorumluluğu kimin olacak?  Bunları üst üste koyduğunuzda buradan bir iktidar çıkarılmaya çalışılıyor. Yani kaosu kullanarak iktidar ele geçirilmek istenmekte dedir.

Bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. İktidar uğruna bu olay göze alınamaz. Yazıktır bu ülkenin evlatlarına. Sağlık bakanın yine daha önce Bursa da söylediğini, Edirne yine tekrarladı. Başkan seçilseydi bu günkü kaos olmazdı dedi.  Şimdi bu günkü olayların sebebinin parlamenter sistemin olduğunu ileri sürüyor. Bu ülke parlamenter sisteme yeni geçmiş bir ülke değil. Başkanlık sistemini getirmek için parlamenter sistem kötülenmeye çalışılıyor. Oynayamayan gelin yerim dar dermiş. Yerini genişletirler bu seferde yenim dar dermiş. Öyle dediler olmadı böyle dediler olmadı. Şimdi parlamenter sistemin üzerine yıktılar. Türk milletinin bu günlerde devamlı sorduğu bir soru var. Düne gelinceye kadar barış süreci diyenler. Şimdi sonuna kadar savaş nasıl diye biliyorlar? Seçime kadar barış deniyordu. Seçimden sonra işler yüz seksen derece değişti. Sonuna kadar savaşa devam deniliyor.  Jandarma Yarbay Mehmet Alkan kardeşi yüzbaşının cenazesinde feryadını şöyle dile getirdi. ?Düne kadar barış diyenler. Bu gün neden savaş diyorlar? Diye milletin hislerine tercüman olmuştur. Millet olarak bu Yarbay Mehmet Alkanı saygı ile selamlıyoruz. 

AKP yandaşlar ve sempatizanları Yarbaya linç kampanyası başlattılar. Yok, örgüt elamanı imiş!  Cemaatçi imiş! Malatya Alevilerinden imiş gibi yakıştırmalarla linç etmek istiyorlar. Alevi olması bunlar için ne mahsuru vardır? Alevilerde bu ülkenin vatandaşlarıdır. Her şeyden önce ülkenin bölünmez bütünlüğünü korumaya çalışan allı şanlı Türk vatandaşlarıdır.  Bu ülkenin has vatandaşları arasında ayrımcılık yapmak ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. Yarbayı böyle linç etmeye kalkışanları kınıyorum.  Daha birkaç gün önce Davutoğlu Alevilerin ileri gelenleri ile toplantı yapıyor. Kendi partisinin yandaşları bu gün bu hareketi yapıyor. Bu ne perhizidir? Bu ne lahana turşusudur? Şunu iyi bilsinler ki bizler sonuna kadar yarbayın arkasındayız. Seçimlerde yine başkanlık sistemine bu millet geçit vermeyecektir. Saygılarımla.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! 25 ? 08- 2015 Mustafa KOÇAL



  • Çarşamba 16 ° / 7 ° Bulutlu
  • Perşembe 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Cuma 16 ° / 6 ° Bulutlu

Balıkesir

01.04.2020

  • İMSAK 05:20
  • GÜNEŞ 06:46
  • ÖĞLE 13:17
  • İKİNDİ 16:51
  • AKŞAM 19:39
  • YATSI 20:59
  • BIST 100

    88.587%-1,18
  • DOLAR

    6,6355% 0,31
  • EURO

    7,2835% -0,14
  • GRAM ALTIN

    339,99% 1,26
  • ÇEYREK ALTIN

    560,9835% 1,26