Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


ÜLKEDE İŞLER İYİ GİTMİYOR

ÜLKEDE İŞLER İYİ GİTMİYOR


Türküm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ülkede işler iyi gitmiyor. Bir barış süreci başlatıldı. Barış sürecinin sekteye uğramaması için her yola başvuruluyor. Neler olmadı ki? Örgüt militanları sözde ülke dışına çıkacaklardı. Basına birkaç fotoğraf verildi. İşte çıkıyorlar denildi. Nereden çıkacaklarını kendilerin bildiği bir olayda basına verilen Fotoğrafların gerçek olduğuna nasıl inanılır. Örgüte nasıl çıkarsanız çıkın denildi.  Başbakan kendiside “çekilme olmadı” dedi. Yanlışın en büyüğü de burada yapıldı. Hâlbuki kontrol altında ülkeyi terk etmeleri gerekirdi. Çıkanlarında çetelesi tutulurdu. Böylelikle çıkanların sayıda bilinirdi. Ülkede terör estiren bir örgüte ülkeyi nasıl terk edersen et denmez. Bu yanlışı yaptık. Karakol yapımlarını durdurduk. Karakolları boşalttık.  Askeri kışlaya kapattık. Gördüğünüzü görmezlikten, duyduğunuzu duymazlıktan gelin denildi.

Adamlar doğuda cirit atıyorlar. Seçimin sağlıklı yapılabilmesi için. İçişleri bakanlığı bölgenin valileri ve bölge jandarma komutanında katıldığı toplantı yapıyor. Bölge jandarma komutanı içişleri bakanına elimiz ayağımız bağlı. Teröristler köylere yerleşti. Şehirlerin 10- 12 KM civarların dolaşıyor diye dert yanmış. Emir verin “hepsini buralardan def edelim” demiş.  İçişleri bakanı emir var sürece zarar verecek olaylardan kaçını demiş. Doğuda olan olayların hepsini dile getirmelerine rağmen ilada barış süreci denilmesinin anlaşılır bir tarafı yok.

Diyarbakır konuşmasında başbakan “hapishanelerin boşaldığını, dağdakilerin eve döndüğünü yeni Türkiye’de hep birlikte yaşayacağız” dedi. Bu toplumda bir genel af algısını yarattı. Tepkiler karşısında açıklamalar yapıldı. “Gündemimizde af yok” denildi. Bazıları “başbakan silahlar bırakılır, barış yapılır ondan sonra böyle olabilir” demek istedi dediler. Fakat başbakan “ ben hayal ettiğimi söyledim” dedi. Nasıl olurda bir insan hayal ettim der. Şimdi birisi çıksın yakında aya çıkacağız desin. Sonra nasıl çıkacağız diye sorulduğun da ben böyle hayal etim desin. Bu şuna benziyor. Adamın birisi 6 katlı bir apartman yapmış.  4 katının her şeyini tamamlamış. Fakat 2 katının içini yaptırmaya para bulmamış. Gece gündüz düşünürken kafayı üşütmüş. Yakınları almışlar doktora götürmüşler. Doktor “seni bu duruma getiren ne diye” sormuş. Hasta doktora başlamış anlatmaya 6 katlı apartman yaptım. 4 katın ince işlerini bitirdim. Fakat 2 katına para bulmadım. Parayı nereden bulurum diye düşünürken bu hale geldim demiş. Doktor “evladım madem 4 katı bitirdin. Bu 4 katı kiraya ver. O kiralarla geri kalan 2 katıda tamamlarsın” demiş. Hasta “ doktor bey ben hattı zatında ev yapmadım. Hayal kurdum” demiş. Ey be evladım o zaman 4 kat olarak hayal kursaydın da bizi de uğraştırmasaydın ya demiş. İşte genel afta buna döndü. Yani barış süreci iyi gitmiyor. BDP ve kandil istekleri ile iktidarı zorluyor. BDP “Öcalan serbest kalmadan barıştan söz edilemez” diyor. Kandil “bahara kadar liderimiz serbest kalmazsa savaş başlar” diyor. Bu şartlar altıda barıştan söz etmek ne derece doğrudur. Silahların gölgesinde mi barış yapılacak?

Dershaneler konusunda cemaatle tartışma yaşandı. Başbakan “geri adım atmak yok. Dershaneler kapatılacak” dedi. Milli güvenlik kurulunda alınan karar ortaya çıkınca. İşler iyice karmaşık bir hal aldı. İktidar geri adım atarak. Dershanelerin kapatılmasını 2015 senesine erteledi. Fakat cemaat bu ertelemeyi ciddiye almıyor gibi gözüküyor. Bekleyip göreceğiz!

Başbakan iktidara geldiklerinde “borç yiğidin kamçısıdır” diye millete borçlanmaktan korkmamalarını tavsiye etti. Şimdide “kredi kartlarına fazla yüklenmeyin. Faiz lobisi elinizde ne varsa alırlar” diyor. Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti. Bankalar emlakçiye döndü. Yalnız bir bankada 2.541 satılık emlak var. Ev, apartman, fabrika, arsa, bağ, bahçe, gibi birçok emlak saltık durumdadır. Bunlar kredi alıp da ödeyemeyenlerin mallarıdır. 2002 senesinde vatandaşın bankalara olan borcu 5 milyar lira iken. Şimdi vatandaşın bankalara olan borcu 322 milyar liraya ulaşmış. 2002 de bankalara borcu olan 1 milyon 600 bin kişi iken bu gün 14 milyon kişiye çıkmış. Takipte olan para 9,5 milyar liraya çıkmış. İcralık dosya sayısı 21 milyona çıkmış. 2002 senesinde ülkenin iç ve dış borcu 220 milyar dolar iken bu gün iç ve dış borç 500 milyar doları aşmış. 10 senede faize ödenen para 400 milyar dolar. İktidar IMF’ye borcu sıfırladık diye kendi reklamını yapıyor. Fakat unutulan bir özelleştirme var. Kötüledikleri iktidarların yaptıkları tesisler satıldı. 40 milyar dolar gelir var. Bunu hiç hesaba katan yok. İktidar IMF den borç almadık diyor. 2003 2008 seneleri arsından IMF den 18 milyar dolar borç alınmış. Nereden bakarsan bak ülkede işler iyi gitmiyor. Saygılarımla.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın Atatürk milliyetçiliği! Yaşasın Türk milleti! Yaşasın Atatürk sevdalıları!

  NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE !     

05 – 12 – 2013 Mustafa KOÇAL

 



  • Cumartesi 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Pazar 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Pazartesi 18 ° / 8 ° Sağanak

Balıkesir

23.11.2019

  • İMSAK 06:27
  • GÜNEŞ 07:54
  • ÖĞLE 13:00
  • İKİNDİ 15:33
  • AKŞAM 17:55
  • YATSI 19:18
  • BIST 100

    106.588%-0,20
  • DOLAR

    5,7149% 0,27
  • EURO

    6,3004% -0,12
  • GRAM ALTIN

    268,77% 0,09
  • ÇEYREK ALTIN

    443,4705% 0,09