Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)


YAŞAR KEMAL

YAŞAR KEMAL


         Yaşar Kemal´i okuduğumda lisedeydim. İlk okuduğum yapıtı elbette İnce Memed´ti.

         İnce Memed romanını İnönü Lisesi´nde okurken okul kütüphanesinden almıştım.  Kütüphanemiz, Aziz Nesin´in, Sait Faik´in öykü kitapları, Attila İlhan´ın şiir kitapları ve daha nice nice kitaplarla zengin bir kütüphaneydi. 

         Tıpkı Aziz Nesin´in, Sait Faik´in öykülerinin tutkunu olduğum, Atilla İlhan´ın şiirlerini neredeyse ezberlediğim zamanlarda olduğu gibi onu da okuyunca  içime edebiyatın hiçbir zaman silinmeyecek izi yerleşmişti. Nereye gidersem gideyim ister Ağrı´da bir köye ya da ilçeye, ister en büyük şehirlere, denizlere, uzun yolculuklara yanımda hep birkaç kitap olacaktı.

         Bana olağanüstü bir güven veriyordu onlar. Televizyon, cep telefonu, bilgisayar, internet hiçbiri onun yerini tutmadı, tutmayacak.

         Yaşar Kemal´in ilk kitabı Adana Halkevi tarafından yayınlanan "Ağıtlar" kitabıymış. Ağıtlar, Anadolu kadınının ölenlerin ardından söylediği yanık sözler, acılı müziklerdir diyebilirim kendi tanımımla. En son geçen yıl, Kırşehir´de ölen biri için köye gittiğimizde kadınların evin önünde, bahçede toplanıp inanılmaz bir acıyla ağıtlar söylemesi yıllardan beri tanık olduğum bu geleneğin daha da ayrımına varmamı sağladı. Yaşar Kemal, aslında insanoğlunun ölümü kabullenememesini, ölüm için söylenen ölümsüz sözlerin ayrımını çok derinden anlamış ta 1940´lı yıllarda.

          Olağanüstü anlatım gücünün, anlatımındaki şiirselliğin nedenlerinden biri de köy köy dolaşıp Adana, Torosların tekerlemelerini, türkülü hikâyelerini, atasözlerini, deyimlerini avlamasıdır. Neden bu denli etkili, akıcı ve güzel yazdığını buradan da anlayabiliriz. Tıpkı köy köy dolaşıp unutulmaz öyküler yazan İranlı köy öğretmeni Samed Behrengi gibi. Halkın her zaman içinde,  yürekleri onlarla birlikte atan tüm sanatçılar gibi.

           Yılanı Öldürseler romanı İnce Memed´den sonra okuduğum romanıdır. Yılanı Öldürseler, doğanın da türkü gibi, şiir gibi anlatıldığı kısacık ama olağanüstü bir romandır bence. Bu romanı önce içimden okumuştum, sonra da kardeşimle sesli olarak okumuştuk. Yarısını ben seslendirmiştim diğer yarısını da kardeşim.  Kanepelere uzanarak evde biri birimizi dinlemiştik. Ne güzel günlerdi. Dün gibi anımsıyorum. Yılanı Öldürseler şöyle başlıyordu:

" Babası öldürüldüğünde Hasan ya altısında, ya yedisindeydi. Anavarza kayalıklarının üstünde kartallar dönüyordu, kanat kanada..."

            Yaşar Kemal, iki şeyin sonsuz gücüne, yaratıcılığına, ölümsüzlüğüne inanmıştır. Halk ve Doğa. Bir de insan gerçeğine yaratılarak ulaşılacağını söylemiştir. İşte bu yaratıcılık, gerçekten daha gerçektir.

            "Eğer edebiyatı keşfetmeseydim, destanlar söyleyen bir halk ozanı olurdum."

             "Bu bin renkli toprağı, bu içleri sevinç dolu insanları gördük ya, yaşadık ya..." demiştir.

             Yaşar Kemal, on bin sayfadan fazla yazmıştır. Her yapıtında doğanın bin bir rengini, dokusunu, börtü böceğini, kuşlarını, sazlıklarını, örümcek ağlarını, balıklarını, eşkıyalarını, ağalarını, köylülerini, balıkçılarını anlatmıştır.

             Yaşar Kemal´in Yağmurcuk Kuşu, Demirciler Çarşısı Cinayeti, Kuşlar da Gitti, Hüyük teki Nar Ağacı, Ölmez Otu en sevdiğim, Ağrı dağı Efsanesi döne döne okuduğum romanlarıdır.

             Ama içlerinde en çok sevdiğim benim için özel bir yeri olan romanı, beni derinden etkileyen Yusufçuk Yusuf´tur.

             Demirciler Çarşısı Cinayeti ve Yusufçuk Yusuf, Akçasaz´ın Ağaları başlığı altında yayınlanmıştır. Yusufçuk Yusuf, şu cümlelerle başlar:

             "O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler gittiler. Bir yoğun ışıltının üstüne belli belirsiz sarı yağmur yağıyordu. Çıvgınları oradan oraya vuruyor, ortalarda bir yerde dönüyordu. Şıkırdım gibi pembe çiçek açmış böğürtlen kümesinin yöresinde dolanarak. Al at böğürtlen kümesinin yöresinde ayakları toprağa dizlerine kadar gömülerek, sağrısı gerilip yol yol olarak ter içinde kalmış. Arada bir sert, sağrısında kırbaçlar şaklayarak koşuyordu. Koşarak, sünerek, köpük içinde kalmış halkalarını büyültüyordu. Atın boynuyla başı düz olmuştu."

             Fransa devlet adamı De Gaulle Fransız yazar Jean Paul Sartre için "Sartre, Fransa dır." demiş.  Yaşar Kemal de Anadolu dur. Türkiye´dir. Öz be öz bu yurdun yazarıdır. Onun yapıtlarını okumak günümüzde yaşanan tüm sorunların çözümünü de içinde barındırır.

             Yaşar Kemal´in tüm yapıtlarını, eşsiz, büyülü dilini döne döne, yeniden okumak gerek.

             Bu da Yağmurcuk Kuşu romanından tadımlık:

             "Silme bir ay ışığı köyün koyağını ağzına kadar doldurmuştu. Salman taş avlunun köşesinde kıpırtısız duruyor, duyulur duyulmaz bir türkü mırıldanıyordu, bir hoş, bir eski zaman türküsü... Çocuklar gene pıslanpatır oynamaya çıkmışlardı. Pıslanpatır bir tür saklambaç oyunuydu ve geceleri ay ışığında oynanırdı."



  • Perşembe 14 ° / 4 ° Bulutlu
  • Cuma 11 ° / 6 ° Sağanak
  • Cumartesi 15 ° / 0 ° Güneşli

Balıkesir

27.02.2020

  • İMSAK 06:16
  • GÜNEŞ 07:39
  • ÖĞLE 13:26
  • İKİNDİ 16:32
  • AKŞAM 19:04
  • YATSI 20:21
  • BIST 100

    115.171%0,00
  • DOLAR

    6,1639% 0,19
  • EURO

    6,7270% 0,44
  • GRAM ALTIN

    325,25% 0,69
  • ÇEYREK ALTIN

    536,6625% 0,69