YOL ARKADAŞLIĞI ( 1 )
YOL ARKADAŞLIĞI ( 1 )
Tarih: 9.10.2019 00:36:37
Ömer Dede KILIÇ (Köy Esintileri)

                16.09.2019 günü hasta baba yatağından uyandığında acıktığını hissetti. Kendine kahvaltı hazırlayacaktı. Bunun için mutfağa gittiğinde bir parça ekmek ile kahvaltılık için akşamdan hazırladığı dört adet haşlanmış patatese baktı. Bu son yiyeceği idi. Yemelimiydi yoksa yememelimiydi. Yemeliydi çünkü ilaç alacaktı. İlacını almasa daha kötü olacaktı. Değişiklik yok idi rutin kahvaltıydı. Kahvaltıda çay, ekmek ve patates vardı. Kahvaltıyı yaparken baba düşünüyordu. Her şeyin bir adı vardı. Allahın verdiği her nimete insanoğlu bir ad takmıştı. Babaya yapılanında bir adı olmalıydı. Arıyordu kendine yapılan işkenceye bir isim bulamıyordu. Çağa bakıyordu, orta çağın karanlığı değildi. 21. Yüzyıldaydı. Dimağında araştırıyordu. Böyle bir ceza bulamıyordu.

                Hasta babanın rahatsızlığı vardı. Hastaydı. Hemde devasız bir hastalığa yakalanmıştı. Hastalıkla cebelleşiyordu. Eşinden, evlatlarından, annesinden, babasından, kardeşlerinden ve en yakın akrabalar ile komşu ve arkadaşlarından şefkat bekliyordu. Acılar paylaşıldıkça azalmıyor muydu? Nasıl bir insana Allah hastalık verdiğinde asi gelip, Allaha isyan edip etmeyeceği sınanıyorsa, babada bu zor dönemde herkesin nasıl tepki vereceğini sınıyordu. Öyle ya hastalanan ilk ve sonda o olmayacaktı. Gelin gelmedik ev olur muşta, ölüm veya hastalık gelmedik ev olmazmış atasözü yok muydu? Birgün bu hastalığı hor görenler, hastalık nedeniyle hastayı küçümseyenler hastalanmayacak mıydı?

                21.Yüzyılda hasta babaya verilen cezayı özenle büyüttüğü evlatları veriyordu. En yakınları ve arkadaşlarının telefonları hasta babaya birer birer kapatılıyordu. Psikolojisi bozuk annenin onayı ile resmen üç yıl baba sevdikleriyle görüştürülmüyordu. Bu hayırsız evlat annesinin boğazına sarılıp, babamın yanına varırsan seni öldürürüm tehdidi ile anne ile babanın arasının soğutulmasına neden oluyordu. Bu hayırsız evlat daha da ileri gidiyor uyduruk nedenlerle anne ile babasının ayrılması için psikoloji bozuk anneye boşanma davası açtırıyordu. Hasta baba Allahım bu kin, bu garez ne diye isyan ediyordu. Düşünüyordu. Bu kadar kine bir sebep bulamıyordu. Sebebi daha sonra psikoloji bozuk anne söylüyordu. Baba emekli maaşı yetmediği için Ankara Keçiören Milli Eğitim Müdürlüğünde sözleşmeli işe başlamıştı. Kafası çok yoruluyordu. Bir gün eşi telefon ettiğinde yanına geliyordu. O gün bu hayırsız evlatta izinli gelmiş birlikte aynı site içinde ikamet eden anneanneye ziyarete gidiliyordu. Baba yorgun ve hasta olduğu için eşi ve evlatlarından izin isteyip yatıyordu. Dairenin kapı anahtarını almadan gittikleri için tekrar eve döndüklerinde evi açamamışlar dolayı ile dışarıda kalmışlar. Hasta baba yorgun ve hasta olduğu için uyanamayınca tekrar gidip anneannelerinde kalmışlar. Baba mahsus açmadı iftirasını uydurup, intikam amaçlı baba evden uzaklaştırılıyordu.

                Hasta baba gerek işyerinde, gerekse akraba arasında seviliyordu. Bu sevilme en son alınan jeeple taçlandırılıyordu. Hasta baba jeeple geziyordu. Eski reno marka arabayla gezerken bir şey yoktu. Jeeple gezilmesi hazmedilemezdi. Bu jeep, bazı akraba ve komşuların boynuzlarına batıyordu. Yapılan beyin ameliyatıyla babanın geniş olan ufku daha da genişlemişti. Durdurulmalıydı. Daha da ileri gitmemeliydi. Daha ilkokul ikinci sınıftayken arkadaşlarına söylüyordu. Göreceksiniz günün birinde ünlü bir yazar olacağım diyor, hedefini belirliyordu. Kaçışı yoktu yazacaktı. Yazar olacaktı. Allah insanları sadece yesin içsin ot gibi yaşasın diye yaratmamıştı. Hem kendine ibadet etsin diye, hemde insanlığa hizmet etsin diye yaratılmamış mıydı? Bildiklerini, becerilerini ve tecrübelerini insanlara aktarmadan öbür âleme göçmenin kime ne faydası vardı ki. Baba hastaydı ama bilinci yerindeydi. Baba ülküsünü gerçekleştirmek için girdiği yolda durdurulmalıydı. Hemde en yakınları tarafından, bunlar zavallı piyonlardı. Bu piyonlardan ilki hayırsız evlat Mehmet Hakan KILIÇ´TI. Esas Fitneci başı anneanneydi. Çünkü hayırsız evlat 900 km. uzakta Artvin´de 112 acil serviste başhekim olarak görev yapıyordu. Bu kadar mesafeden evin içinde olanları görmesi için Hz. Mevlana gibi kalp gözü açık olması gerekiyordu. Babanın evladını özleme hakkı yok muydu? Baba çok sevdiği, her anını gururla izleyip gıpta ile anlattığı oğlu, her aradığında baba daha gebermedin mi diye söze başlıyordu. Baba pislik olamazdı. Eğer olsaydı hiç çalışmaz evlatlarını en iyi okullarda okutup, bir evladını .yüksek mühendis, diğer oğlunu da doktor başhekim yapar mıydı? Pislik baba, çalışmaz, yatar, sigara, içki ve kumar gibi kötü alışkanlıklar edinir, kazandığını kötü yollar de yer ve hergün anneye işkence yapar, çocuklarını okutmaz gözüne bakıtmaz mıydı?

                Hayırsız evlat hakkında; Nasrettin Hocanın fıkrası cevap veriyordu. Nasrettin hoca kıyak olsun diye bir gün eşeğini gezdirmek için damın üstüne çıkarıp, seyranlığı açık bir yerde dolaştırıyor. Hoca yorulunca eşeği damdan yere indirmek istiyor, fakat eşek sevmiştir damın üstünü inmek istemiyor. Hoca yorgundur. O zaman ne halin varsa gör deyip damdan aşağı iniyor. Damdan aşağı inmeyen eşek hopluyor, zıplıyor bulunduğu yerin tadını çıkarmaya çalışırken dam deliniyor, eşek aşağı düşüp ölüyor. Hoca da her zamanki gibi

Ders veren sözlerini söylüyor. O yüksek dama layık olmayan birini çıkarırsan, sonu bu olur der. Hasta baba da hayırsız evlat için iki yıllık pratisyen hekimi oğlunun ricasını kırmama uğruna layık insanlar varken birilerine rica ederek layık olmayan oğluna başhekim görevi verdirirsen sonuç bu olur.

                Ne olursan ol, önce insan olacaksın. İnsan olmayan birinin insanlığa hizmet etmesi mümkün değildir. Buradan Sağlık Bakanımıza sesleniyorum. Babayı tanımayan, babaya 21.yüzyılda işkence eden birinin Başhekim olarak görev yapması, babayı incitmektedir. Böyle hayırsız evlatlara, hadlerini bildirin, babalığın ne olduğunu gösterin ki, sayın bakanım sizde evlatlarınızdan ahde vefa görün.

                Saygılarımla, (Devam edecek)  09.10.2019 Ömer Kılıç

Anahtar Kelimeler: ARKADAŞLIĞI
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
GÜNAHIMI BİLMEDEN GİDİYORUM (20 Ekim 2019 - Pazar)
YÜRÜ MEHMETÇİK TÜRK MİLLETİ SENİNLE (19 Ekim 2019 - Cumartesi)
GÖRDÜĞÜM RÜYA İMİŞ MEĞER. (08 Ekim 2019 - Salı)
FUTBOLDAN SOĞUTULDUK. (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
GÜZ GÜLLERİ GİBİ (03 Ekim 2019 - Perşembe)
EFSANE SAVAŞ KOMİSER. (01 Ekim 2019 - Salı)
YAPAYALNIZ VE MUTSUZ (30 Eylül 2019 - Pazartesi)
LEZZETİN ADI MEŞHUR ÖMER USTA. (29 Eylül 2019 - Pazar)
SONBAHARA GİRERKEN (25 Eylül 2019 - Çarşamba)
SEHER VAKTİ ÖTEN BÜLBÜLLER. (22 Eylül 2019 - Pazar)
ALİ YALÇIN BAŞKANA YALAKALIK DİZ BOYU (21 Eylül 2019 - Cumartesi)
ÇOCUKLUĞA ÖZLEM (16 Eylül 2019 - Pazartesi)
Sensizliği Yaşıyorum. (13 Eylül 2019 - Cuma)
Köy Havası (11 Eylül 2019 - Çarşamba)
VEDA EDEMEDİM MEHMED´İM SANA (10 Eylül 2019 - Salı)
TIRNAK AĞRISI (09 Eylül 2019 - Pazartesi)
MEZARINA VARDIM ANNEM. (29 Ağustos 2019 - Perşembe)
BU TOPRAKLAR KİMİN (22 Ağustos 2019 - Perşembe)
GÜLDÜRMEDİ FELEK (21 Ağustos 2019 - Çarşamba)
YAD OLMUŞLAR. (17 Ağustos 2019 - Cumartesi)
PARKİNSONLU BABANIN ÇİLE GÜNÜYDÜ (12 Ağustos 2019 - Pazartesi)
BAYRAM GEÇER, SEYRAN GELİR. (12 Ağustos 2019 - Pazartesi)
KÖY HATIRALARIM (Garib Halil İbrahim) (07 Ağustos 2019 - Çarşamba)
BİR KEZ OLSUN SELAMIMI ALMAMIŞ. (07 Ağustos 2019 - Çarşamba)
GİDEN BİR SEVGİLİNİN ARDINDAN (02 Ağustos 2019 - Cuma)
GÜCENDİM YA (01 Ağustos 2019 - Perşembe)
GÖRDÜĞÜM RÜYA İMİŞ MEĞER. (01 Ağustos 2019 - Perşembe)
KÖY HATIRALARIM ( Buğdayımı Çalıyorlar ) (31 Temmuz 2019 - Çarşamba)
BEYHUDE GEÇTİ YILLAR BİLE BİLE (28 Temmuz 2019 - Pazar)
ÇOCUKLUĞUMUN KAHRAMANINA EL VEDA - 1 (27 Temmuz 2019 - Cumartesi)
KAHRAMAN EVLATLAR VARDI. (15 Temmuz 2019 - Pazartesi)
BU CAN KURBAN SANA (13 Temmuz 2019 - Cumartesi)
DERDİME DERMAN LAZIM. (09 Temmuz 2019 - Salı)
ILIK BİR YAZ AKŞAMI (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
BIRAKTIĞINIZ YERDEYİM (01 Temmuz 2019 - Pazartesi)
ÖLÜ DENİZ KIPIR KIPIR (30 Haziran 2019 - Pazar)
BİZİM BURALARDA BAYRAM KARALI GEÇTİ. (05 Haziran 2019 - Çarşamba)
BU SEFER YOL UZUN ÖLÜRÜM BELKİ. (04 Haziran 2019 - Salı)
SABIR VE UMUDUN GETİRDİKLERİ (26 Mayıs 2019 - Pazar)
ACILARIMI SÖYLESEM DOSTLARA (24 Mayıs 2019 - Cuma)
O BİR VEFA ABİDESİ (20 Mayıs 2019 - Pazartesi)
İKİ TAŞ BİR MEZARI ARAR OLDUM. (18 Mayıs 2019 - Cumartesi)
O BİR VEFA ABİDESİ (17 Mayıs 2019 - Cuma)
UMUDA YOLCULUK – 2 (16 Mayıs 2019 - Perşembe)
Prangaya Vurulma (15 Mayıs 2019 - Çarşamba)
UMUDA YOLCULUK-1 (14 Mayıs 2019 - Salı)
İNADINA AHİLİK (13 Mayıs 2019 - Pazartesi)
BENİ ATAŞLAR İÇİNDE KOYMA. (12 Mayıs 2019 - Pazar)
KARA TOPRAK (11 Mayıs 2019 - Cumartesi)
AĞLADIĞIM GECELERDE YOKTUN (08 Mayıs 2019 - Çarşamba)
Canım Ablama, (04 Mayıs 2019 - Cumartesi)
KAPI GICIRTISI (03 Mayıs 2019 - Cuma)
Sayfa:
DOLAR
5.7712
EURO
6.4158
Reklamlar

 /resimler/2019-8/30/0133327978785.gif

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ehil insana canım feda olsun; Ayağı öpülse öperim onun. Bir de git ehil olmayanla konuş: Cehennem ne imiş görmüş olursun?

Ömer Hayyam
1840 PTT`nin kurulması
1853 Kırım Harbi`nin başlaması
-Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. -Kadınlar erkeklere oranla 2 kat fazla göz kırpar.(Çok yalan söyledikleri için olmasın) -İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. -Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır. (Bir rivayete görede gözleri açık hapşırı

İlginç Bilgiler 2