ALLAH’I ANMAKLA KALPLER HUZUR VE DOYUM BULMUŞTUR (4)…

ALLAH’I ANMAKLA KALPLER HUZUR VE DOYUM BULMUŞTUR (4)…

ALLAH’I ANMAKLA KALPLER HUZUR VE DOYUM BULMUŞTUR (4)…

Allah’ın Nuru..

                Allah göklerin ve yerin nurudur. O’nun nuru içinde kandil bulunan bir oyuk(tan yayılan ışığa) benzer. O kandil ki sırça fânûs içindedir; o fânûs ki, inci (gibi parıldayan) bir yıldızdır sanki!

Ve o kandilin yakıtı, ne doğuda ne de batıda eşine rastlanmayan mübarek bir zeytin ağacından alınmaktadır. Ve o ağacın yağı (öyle arı-duru, öyle parlak ki) neredeyse ateş değmeden de ışık verecek: Nur üstüne nur! Allah’a, (erişmek isteyeni) nuruna eriştirir; işte (bunun içindir ki) Allah insanlara örnekler vermektedir; çünkü her şeyi bütün boyutlarıyla (yalnızca) Allah bilir.

                İçlerinde (yalnız) kendi ismi anılsın diye Allah’ın yükseltilmelerine izin verdiği evlerde O’nun kudret ve yüceliğini sabah akşam dile getiren (öyle) kimseler (vardır ki,) bunları ne ticaret ne de kazanma hırsı Allah’ı anmaktan, salâtta devamlı ve duyarlı olmaktan, arınmak için verilmesi gerekeni vermekten alıkoyabilir; böyleleri kalplerin ve gözlerin dehşetle döneceği gün’den korkarlar; (Ve ancak böyleleri) Allah(‘ın kendilerini) yapıp- ettiklerinin en iyisi, en güzeliyle ödüllendireceğini ve onlara, lütuf ve cömertliğinden, (hak ettiklerinden de) fazlasını vereceğini (umabilirler): çünkü dilediğine hesapsız rızık bahşeden (yalnızca) Allah’tır.

                Fakat hakkı inkara şartlanmış olanlara gelince, onların yapıp –ettikleri çölde (görülen) serap gibidir; susayan kişi su(yu gördüğünü) sanır; ama (gördüğü şeye) yaklaşınca orada hiçbir şey bulamaz; Bunun yerine, yanında (her zaman) Allah’ı(n hâzır ve nâzır olduğunu) ve sonunda hesabını eksiksiz göreceğini fark eder; çünkü Allah hesapta çok (dakik ve) hızlıdır!

                Yahut (onların yapıp-ettikleri) engin bir denizin kopkoyu karanlıkları gibidir; ‘öyle bir deniz ki) üst üste kopan dalgalar ve tepedeki (kara) bulutlar o karanlığı daha da arttırıyor: Kat kat, üst üste karanlıklar!.. (öyle ki,) insanı çıkarıp (baksa), neredeyse kendi elini dahi göremez; öyle ya, Allah’ın aydınlatmadığı kimse için ışık (bulma umudu) yoktur!

                Göklerde ve yerde var olan bütün yaratıkların kanatlarını yayarak uçan kuşların, (hepsinin) Allah’ın sınırsız kudret ve yüceliğini dile getirdiklerini görmüyor musunuz? Gerçek şu ki, Allah’a nasıl yönelip niyaz edeceklerini, O’nun yüceliğini nasıl dile getireceklerini (bunların) hepsi bilmektedirler; ve Allah da onların edip-eylediği her şeyi tam olarak bilmektedir; çünkü, göklerin ve yerin egemenliği Allah’a aittir ve bütün yollar Allah’a varmaktadır.

                Görmüyor musun, bulutları sürükleyen, sonra onları birbiri üzerine yığan ve derken senin onların bağrından boşaldığını gördüğün yağmuru yağdıran Allah’tır. Ve gökten doluyla yüklü (bulut) dağları indiriveren ve onların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözlerini kamaştırır(ken) dilediği kimseyi doluya uğratan, dilediği kimseden de onu uzak tutan Allah’tır!

                Geceyle gündüzü de, yer değiştiren Allah’tır; ve bunda da görmesini bilenler için, şüphesiz, (çıkarılacak) bir ders vardır! Ve bütün canlıları sudan yaratan Allah’tır; öyle ki, kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayağı, kimi de dört ayağı üzerinde yürür.

                Allah dilediğini yaratır; çünkü O, gerçekten de her şeye kâdirdir. (24. Nûr Sûresi, Âyet: 35-45.)

                De ki: “Hiç düşündünüz mü: Allah geceyi üzerinizde Kıyâmet günü’ne kadar sürekli kılacak olsa, söyleyin, Allah dışında size ışık getirebilecek başka bir tanrı var mı? O halde, artık (gerçeğin sesine) kulak vermeyecek misiniz?”

                De ki: “Hiç düşündünüz mü?: Allah gündüzü üzerimize Kıyâmet günü’ne kadar sürekli kılacak olsa söyleyin, Allah dışında, bağrında dinlediğiniz geceyi size (geri) getirebilecek başka bir tanrı var mı? Peki, artık (gerçeği) görmeyecek misiniz?”

                Çünkü rahmetinden sizin için geceyi ve gündüzü, O yarattı ki birinde dinlenesiniz, ötekin de O’nun cömertliğinden (nasibinizi) ararsınız da belkide böylece şükredersiniz diye.” (28. Kasas Sûresi, Âyet: 71-73.)

                Allah’ın İşaretleri..

                Sizi balçıktan yaratması, O’nun mucizevî işaretlerinden biridir ve (yaratıldıktan) sonra, baktınız ki, birbirinizden farklı insanlar olup çıkmışsınız!

                O’nun işaretlerinden biri de, sizi cezbeden kendi çinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve şefkati yerleştirmesidir: Bunda, kuşkusuz, düşünen insanlar için dersler vardır!

                Göklerin ve yerin yaratılması, renklerimizin ve dillerimizin farklılaştırılması (da), O’nun alametlerindendir: Bunda, kuşkusuz, (fıtrî) bilgiye (anlama ve kavrama yeteneğine) sahip insanlar için dersler vardır!

                Hem gece hem de gündüz uyuyabilmemiz ve O’nun nimetlerinin ardından koşma (arzu ve yeteneğine sahip olma)nız da, O’nun işaretlerinden biridir: Bunda kuşkusuz, dinley(ip anlamak istey)en kimseler için derin mesajlar vardır!

                Gözünüzün önünde size korku ve ümit veren şimşekler çaktırması ve gökten yağmur yağdırıp bununla ölü toprağa can vermesi (de), O’nun mucizevî işaretlerinden biridir: Akıllarını kullananlar için bundan alınacak dersler vardır!

                Göklerin ve yerin Allah’ın buyruğu altında sapa sağlam durmaları da, O’nun mucizevî işaretlerindendir. (Bunları hatırlayıp düşünün: Çünkü) sonunda O sizi bir tek seslenişle yerden kalkmaya çağırdığında, hepiniz (yargılanmak üzere) ortaya çıkacaksınız. Göklerde ve yerde olan her şey O’na aittir: Hepsi O’nun iradesine tâbidir.

                (Bütün hayatı) yoktan var eden, sonra onu yeniden vücuda getiren O’dur: Bu O’nun için pek kolaydır; çünkü O, göklerde ve yerde mevcut olan bütün yüceliklerin özü ve esasıdır ve yalnız O kudret ve hikmet sahibidir. (30. Rûm Sûresi, Âyet: 20-27.)

                Geceyi dinlemeniz ve gündüzü de görmeniz için yaratan Allah’tır. Allah insanlara karşı sonsuz derecede lütufkardır; ama çoğu insan (bunu görmeyecek kadar) nankördür.

                İşte her şeyin Yaratıcı’sı olan Rabbiniz Allah budur! O’ndan başka ilah yoktur. Nasıl olur da zihinleriniz hâlâ (bu gerçekten) sapıp durmaktadır.

                İşte böyle, Allah’ın mesajlarını bile bile reddedenlerin zihinleri çarpılmıştır.

                Yeryüzünü sizin için bir dinlenme yurdu ve göğü de bir kubbe yapan, size şekil veren -çok da güzel bir şekil veren- ve sizi hayatın tertemiz nimetleri ile rızık’landıran Allah’tır.

                İşte Rabbiniz Allah budur: Bütün âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!

                O, hep diri’dir; O’ndan başka ilah yoktur: Öyleyse, içten bir inançla yalnız O’na bağlanarak O’na yalvarın. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur!

                De ki: “Rabbimden bana hakikatin bütün kanıtları verildiği için, Allah’ı bırakıp da yalvardığınız varlıklar(dan hiç birine) kulluk yapamam; ben âlemlerin Rabbine kendimi teslim etmekle emr olunmuşum.”

                Sizi topraktan, sonra bir sperm damlasından ve sonra da bir döllenmiş hücreden yaratan O’dur; ve sonra O, sizi çocuklar olarak hayata getirmiştir; ve sonra olgunluk çağına erişmenizi ve ardından yaşlanmanız(ı emreder) –ama bir kısmınız için daha erken ölüm (verir)- : Ve (bütün bunları takdir eder ki O’nun) belirl(ediğ)i vadeye erişesiniz ve aklınızı kullan(mayı öğre)nesiniz diye.

                Hayat veren ve ölüm dağıtan O’dur; bir şeyin olmasını istediğinde ona sadece “OL!” der, O (şey hemen) olu verir. (40. Mü’min (Ğafir) Sûresi, Âyet: 61-68.)