Tarih: 25.04.2020 13:18

Günün Duası..

Facebook Twitter Linked-in

Günün Duası..

                Allahım! Bizi affetmeyen, hataları abartan, kusurları örtmeyen katı yürekli kimse kılma!

Kur’ân Ne Diyor..

                Kim ihlâs ile Allah’a yönelir ve güzelce kullukta bulunursa, işte onun mükâfatı Rabbinin katındadır. (Bakara Sûresi, Âyet/112)

Hadis-i Şerif..

                İnsanların en iyisi, geç kızıp öfkesi çabuk geçendir. En kötüsü de, çabuk kızıp öfkesini geç yenendir.

Esmaü’l Hüsna..

                Yüce Allah (Celle celâlühû):

                “Bu isim, diğer bütün isimlerin anlamlarını kendisinde toplayan, varlığı kendinden olan, ibadete layık bir tek mabudun zatına mahsus özel isimdir.”

Bir Güzel Söz..

                Kalp kör olduktan sonra gözlerin görmesinde hiçbir fayda yoktur. (Hazret-i Ali (r.a.)

Bir Soru Bir Cevap..

                Orucu Bilerek ve Kasten Bozmanın Hükmü Nedir?

                Orucunu bilerek ve kasden bozmak Ramazanın hürmetine saygısızlıktır ve büyük günahtır.

Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) orucunu bu şekilde bozanların keffâret ile yükümlü olacaklarını belirtmiştir. (Buhârî, Saym, 30, Hibe  20; Nafakât, 13;  Keffârat, 2-4;  Müslim, Sıyâm, 81).

Yine, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bildirdiğine göre oruç, kefareti, öncelikle bir köle azat etmektir, buna imkân bulunmadığında ki günümüz şartlarında bu imkân fiilen ortadan kalkmıştır. - İki kamerî ay veya 60 gün aralık vermeksizin oruç tutmaktır. Bu da gücü yetmeyen kişi, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 6 gün doyurur. Bu keffâletin yanında ayrıca, bozulun orucun da kaza edilmesi gerekir. (MerğInânî, el-Hidâye, I, 124-125).

Bir Menkıbe..

                NASİHATLARI DİNLEYEN KİMSE

                Evliyânın büyüklerinden olan İbrahim-i Edhem birisi nasihat istedi.

 Buyurdu ki:

                Altı şeyi kabul edip yaparsan, hiçbir işin sana vermez. O altı şey şunlardır:

                1- Günah işleyeceğin zaman Allahü teâlanın sana verdiği rızkı yeme! Onun verdiği rızkı yiyip sonra da ona isyan etmek doğru olur mu?

                2- O’na âsi olmak istersen, O’nun mülkünden çık! Mülkünde olup da ona isyan etmek uygun olur mu?

                3- O’na isyan etmek istersen, gördüğü yerde günah işleme! Görmediği yerde günah işle!

O’nun mülkünde olup, verdiği rızkı yiyip, gördüğü yerde günah işlemek uygun mudur?

                4- Can alıcı melek, ruhunu almaya geldiği zaman, tevbe edinceye kadar izin iste! O meleği kovamazsın. Şimdi kudretin var. Gücün, kuvvetin yerinde iken tevbe et! Tevbe edilecek zaman bu zamandır. Zirâ ölüm çok âni gelir.

                5- Mezarda, Münker ve Nekir ismindeki iki melek su âl için geldiklerinde, onları kov, seni imtihan etmesinler!

                Soran kimse dedi ki; “BUNA İMKAN YOKTUR.”

                İbrahim-i Edhem buyurdu ki:

                “ÖYLE İSE ŞİMDİDEN ONLARA CEVAP HAZIRLA!”

                6- “Günahı olanlar Cehenneme gitsin!” diye emredilince;  “BEN GİTMEM.” de!  Soran kimse dedi ki; “BU SÖZÜMÜ DİNLEMEZLER.”

                Nasihatları dinleyen kimse o anda TEVBE ETTİ ve ölünceye kadar da TEVBESİNDEN VAZGEÇMEDİ.

                ORUÇ ŞÜKRÜN ANAHTARIDIR…

                Ramazan-ı Şerifteki oruç hakikî ve hâlis, azemetli ve umumî bir şükrün anahtarıdır.

                Çünkü, sair vakitlerde mecburiyet tahtında olmayan insanların çoğu, hakikî açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin kıymetini terk edemiyor. Kuru bir parça ekmek, tok olan adamlara hususen zengin olsa, ondaki derece-i nimet anlaşılmıyor.

                Halbuki, iftar vaktinde, o kuru ekmek, bir mü’minin nazarında çok kıymettar bir nimet-i ilâhiye olduğuna kuvvet-i zâikası şehadet eder. Padişahtan tâ en fukaraya kadar herkes, RAMAZAN-I ŞERİFTE O NİMETLERİN KIYMETLERİNİ ANLAMAKLA BİR ŞÜKR-Ü MÂNEVÎYE MAZHAR OLUR.

                Hem gündüzdeki yemekten maneviyatı yönüyle, “O NİMETLER BENİM MÜLKÜM DEĞİL.

Ben bunların tenâvülünden (Alıp yeme veya içme.) hür değilim. Demek başkasının malıdır ve im’ânıdır. Onun emrini bekliyorum” diye, nimeti nimet bilir, şükr-ü mânevi eder.

                İşte, bu suretle oruç çok yönüyle hakikî vazife-i insanıye olan şükran anahtarı hükmüne geçer.

                MÜ’MİN MUNAFIK AYRILIR…

                Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bu Ramazan ay’ı sizi Resululllah’ın (s.a.v.) yemini ile gölgeledi. Müslümanlar için bu aydan daha hayırlı hiçbir ay geçmemiştir. Münafıklar için de bu aydan daha kötü hiçbir ay geçmemiştir.

                Allah mü’mini bu aya girdirmeden önce sevabını ve nafilelerini yazar, münafıkın da günahını ve şekaveti (Şikayetli, şikayetle ilgili.) yazar. Çünkü mü’min, ibadeti (iyi eda edebilmek) bu ayda yiyecek hazırlar.

                Münafık ise bu ayda mü’minlerin gafletlerini ve ayıplarını araştırır. Bu bir fırsattır, gerçek dini bütün olan mü’min onu çok iyi değerlendirir.

                Hayırlı Ramazanlar!..




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —