Sözat, ”Evet siyaset yapıyorum…Amaa!..”

Sözat, ”Evet siyaset yapıyorum…Amaa!..”

Balıkesir Ziraat Odası Başkanı Sami Sözat net konuştu. Beni siyaset yapmakla suçlayanlar, asıl siyaseti üretici kurumlarına sokanlardır.”

 

Önceki hafta gerçekleşen kongre ile Balıkesir Ziraat Odası Başkanlığına yeniden seçilen, Eski DYP Milletvekili ve TBMM Tarım Komisyonu Başkanı Sami Sözat, çok sesliliği getirdiği Ziraat odasında sesini kesmek adına verilen siyasi mücadeleyi, vicdanı nasırlaşmamış çiftçi ve üreticilerin sayesinde yeniden kazandığını ve yeni çalışma döneminde de kırsaldaki bu sessiz çoğunluğu sesi olmayı sürdüreceğini söyledi.

Sözat, Bandırma Manşet'e verdiği özel mülakatta Türk çiftçisinin ürün ve tükettiği gübre, yem katkı maddeleri ve mazot gibi temel ihtiyaçlarının yeterli desteklemelerle desteklenmek yerine piyasa ekonomisine dayalı tüccarın insafına kurban edildiğini vurgulayarak Evet ben siyaset yapıyorum.. Amaa elleri nasırlı üreticinin, çiftçinin alın terinin karşılığını alabilmesinin siyasetini yapıyorum.” Dedi.

Sözat; Yeniden başkan seçilmesi ardından yaptığı açıklamada temsil ettiği Türk Çiftçi ve üreticisinin sıkıntılarını dile getirip çözümü noktasında fikir ürettiklerini vurguladı.

Sözat yaptığı açıklamada;

Bu kongrelerde parti siyasetinin yapılmadığı ama tarımın politikasının ortaya konduğu bir kongre olması gerekir diye düşünüyorum.”

Böyle de olması gerekiyor ama görünen o ki… Bazı ilçelerde bu problem yok ama Balıkesir'de Pazar günü yapılan kongrede A dan Z ye tamamıyla siyaset, parti politikası, belediyeleri içinde, belediye Başkanları içinde, teşkilatlar içinde, içinde olmayan kimse yok.”

Hedef ziraat odası, neden? Ziraat odası çiftçinin temsin edildiği, çiftçi sorunlarının kamu ile paylaşıldığı bir kurum.”

Balıkesir ziraat odası yılardan beri bu mücadelenin içinden sıyrılıp geliyor. Biz atamayla falan gelmiyoruz. Kesinlikle de, diğer birlikler var mesela onların dışında, onlarda bizim üyelerimiz. Bizim çalışma alanımız, kapsama alanımız birlikleri de içine alan bir kapsam olduğu için herkesin hakkının savunulduğu bir yer. Burada dikkat edilmesi gereken bir durum var. Tarım politikası ile parti politikası bir birine karıştırılıyor. Şimdi ben süt 'ün 7 aydan beri bir kuruş zam almadığını, ama yemin sık sık zam aldığını söylemem Siyaset yapıyor.” Şeklinde nitelendiriliyor. Ben diyorum ki, hayır… Bu siyaset değil, Türk üreticisi, çiftçimin hakkını savunmadır. Siz yeme zam yapılırken müdahale edemiyorsunuz. Bunu telafi edecek bir destekleme de getiremiyorsunuz. Efendim 40 kuruş destekleme, 100 liradan geldi aşağıya. İndi çıkması gerekirken, Süt fiyatları 7 aydan beri bir kuruş zam almıyor."

"Birlik Başkanımız ulusal süt konseyi grubu kuruldu, Ooohh” Ulusal süt konseyi kuruldu bundan sonra fiyatlar üreticini lehine değişecek diye düşünülebilir. Tabi öyle olması lazım, evet doğru ama uygulamada işin içine siyaset sokmuşlar, partili birisini getirip başına oturtuyorlar. Türkiye de süt aylardır niye zam almıyor? Diye kimse kalkıp ta itiraz ediyor mu? Bunun için eyleme kalkışan bir tane birlik başkanı gördünüz mü?  Et fiyatları düştü. Et fiyatları da şöyle besi danasına 300 lira destekleme veriliyordu. 2014 te 200 liraya düşürdüler. Kimsenin gıkııı çıkmıyor. Bu hakları savunmak adına, bunları ortaya koyup ta çiftçimizin kaybolan haklarını geriye almak adına yaptığım mücadeleye Sami Sözat siyaset yapıyor” diyorlar. Ben siyaset yapmıyorum. Parti siyaseti yapmıyorum, Evet tarımın politikasını yapıyorum. Tarımda lazım olması gerekeni söylüyorum. Yapılan yanlışı söylüyorum. Ama maalesef iktidar bizi particilik yapmakla suçluyor. Onun için Ne yapalım? Susturalım!..” Buraya da kendimizden bir adam koyarsak, çünkü benim rakibimde AKP nin meclis üyesi. Bunu buraya koyarsak burasıda susar, diğer birliklerde olduğu gibi kimse konuşmaz, Ohhh ne güzel… Süt liman her taraf bir şikâyet yok. Dert yok tasa yok… Her şey normal gidiyormuş gibi istiyorlar. Ben bunlara karşıyım. Sivil toplum örgütleri siyasetin dışında Tarım politikalarının en çok yapıldığı yerler olması lazım. Ben bunun mücadelesini veriyorum. Ama güçleri yetmedi. Eli vicdanında olan insanlar o kadar çok ki… Vicdanı nasırlaşmamış arkadaşlarımın sayesinde ayakta kaldım. Onlar bana sahip çıktılar. Ne kadar iktidar şöyle yapsa da, böyle yapsa da, Korku var… Vaat var… Tehdit var… Şantaj var… Böyle bir seçim olmadı hiç Balıkesir'de, ilk defa Balıkesir böyle bir seçim yaşıyor. Delege salona giriyor. Korkudan mimlenirim diye bir birine selam vermekten korkuyor. Giriyor sessizce bir yere oturuyor. İnsanları korkutarak nereye varacaksın.  Ama korkutularak bir yere varılmadığını da bu seçim gösterdi. Ben Bandırma Çiftçisini tebrik ediyorum. Gayet sakin bir kongre yaptılar. Onun için hayırlı uğurlu olsun diyorum. Ama biz üstümüze düşeni yapacağız. Balıkesir'de hemen hemen benim dışımda böyle rakipli kongrede yaşanmadı.”

Balıkesir'de benimle çok seslilik devam edecek yapılan yanlışlar ortaya konacak, sadece tenkit ve eleştiri değil, ne yapılması gerektiğini ortaya koyuyoruz. Diyoruz ki evet bugün özel sektör serbest piyasa ekonomisi içinde bizim ürünümüzün fiyatını aşağıya indirmiş se, ”Ne yapalım kardeşim serbest piyasa ekonomisi içinde borsa fiyatları ile bu fiyat düşmüş yapacağımız bir şey yok,” deme hakkına sahip değil.”

Hükümetin elinde bir yetki var. Destekleme var. Süspansiyon var. Buna aktarırsın aradaki farkı kapatırsın. Emeği, Çiftçiyi getirip tüccarın önüne koyuyorsun. Özel sektörün önüne koyuyorsun sonra Ne yapalım yaaa piyasa düştü.” Yok, öyle yama. Eğer sen benim hükümetimsen, Türkiye'nin hükümeti isen bizim tarım kesimini de dikkate almak zorundasın.”

İşçi kesimini alacaksın, esnafı alacaksın, bunlara Ne yapayım?” diyemezsin. Böyle bir lüksün yok. Onun için ben süt desteklerinin artmasını, hatta yemede destek verilmesini, dana da 300 liradan 200 liraya düşmüşse bunu telafi edecek desteklemeleri getirmesi lazım.”

Bakıyorum hiç olmayacak, tarımla ilgili bir gündem görmüyorum. Mazota zam geldi gene, alay eder gibi iki ileri bir geri. Mehter takımını geçtik. Biz Mehter takımı değiliz. Bizi karıştırmasınlar. Biz çiftçiyiz. Biz üreticiyiz.”

Büyükşehir ile birlikte tarım politikamız etkilendi. Bürokrasi çoğaldı. Eskiden muhatap olduğumuz bir tarım il müdürlüğü vardı. Şimdi deniyor ki Filanca ilçeye git. Fiş manca ilçeye git.” Topu on, ona, bu ona atıyor. Bunları toplayıp bir bütün olarak ortaya koymak zor, Şimdi bir problemimiz var desteklemelerde, çiftçilerden çok şikâyet alıyorum. Mazot ve gübre desteklemesini ve yem bitkileri desteklemelerini, silajlık mısır, fiğ veya yonca gibi getiriyor tarım ilçe müdürlüğüne, Bana alındı belgesi vermiyor” çiftçinin kabahati yok 2 seneden beri dosyan alınmıştır diye belde vermiyorsun. Sonra dosyayı kaybediyorsun, Senin müracaatın yok.” Diyorsun. Üretici geliyor, Ya ben üç tane dosyayı verdim. Yanımda da üç tane arkadaş vardı. Beraber verdik. Bizim yem destekleme dosyası çıkmadı. Müracaatın yok diyorlar” Bunu kanıtlayabilir misin? diyorum.   Kanıtlarım şahidim var.” Diyor.

Buradan sesleniyorum bu durumda olan çiftçiler müracaat etsinler tarım il veya ilçeye oradan aldıkları cevaplarla gelsinler bize ben bunların haklarını arayacağım. Mahkemeye gideceğim. Kaybolan haklarını almak için elimden geleni yapacağım.”

Verilen dosyanın mir memur tarafından kaybedilmesinin faturasını benim çiftçim ödemeyecek. Hatayı yapan ödeyecek.”