Tarih: 13.12.2021 09:24

"Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Ülkenin Gelişmesini Etkiler"

Facebook Twitter Linked-in

Kamu Kurumlarında Kadınlara Mesleki Uygulamalarda Baskı Yapılıyor..

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Ülkenin Gelişmesini Etkiler; Eğitim Süreçlerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Derslerinin Verilmesi Gerekiyor! 

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube YK üyesi ve Balıkesir Kent Konseyi Kadın Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi Aysun AYKAN ile Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya GÜR’ün konuştuğu Söyleşide “Kadınların toplumumuzda aile yaşantısından sosyal yaşama ve çalışma hayatında karşılaştıkları sorunlar” ele alındı.

Jeoloji Mühendisi Aysun AYKAN;Kamu Kurumlarında Kadınlara Mesleki Uygulamalarda Baskı Yapılıyor!.. Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Ülkenin Gelişmesini Etkiler; Eğitim Süreçlerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Derslerinin Verilmesi Gerekiyor! 

Dünya geneline baktığımızda ülkelerin gelişmişlik oranlarının değiştiğini ancak kadına yönelik şiddetin hiç değişmediğini görmekteyiz. Tarihin tüm dönemlerinde ve tüm coğrafyalarda toplumsal cinsiyet eşitsizliği evrensel ve toplumsal bir sorundur. Ülkemizdeki genel duruma bakıldığında ise kadına yönelik her türlü şiddetin arttığı görülmektedir.

Toplumumuzda eşitsizliğin ve ayrımcılığın sonuçları olarak; Kadınların çoğu hayatlarını ilgilendiren kararları almada güç sahibi değildir. Kadınların çoğu para, sosyal çevre ve yasalar gibi güç kaynaklarına uzaktır. Bireyleri, aileleri ülkenin bir bütün olarak insani gelişmesini etkiler. En ağır sonuçlarından birisi kadına yönelik şiddet ve buna bağlı ölümler görülmektedir.

Kadınlar çalışma ve toplumsal yaşamda erkeklere oranla cinsiyetlerinden dolayı olumsuz anlayış, davranış ve tutumla karşılaşmakta ve çalıştıkları işyerlerinde bir taraftan ayrımcılığa maruz kalırken, diğer taraftan mesleki uygulamalarda ve pratiklerde ise; psikolojik yıldırma, baskı, mobbingeuğramaktadırlar.                                                                                                                                

Kadınlar meslek hayatında yaşadıkları sorunları sorgulama ve araştırma, ait oldukları kurumda yönetimde söz sahibi olma, bir arada örgütlü yapılarda yer alma konularında yeterli mücadeleyi gösterememişlerdir. Özellikle yerel yöneticilerin,  kamusal alanda çalışan kadın mühendislere, yönetmeliklere uygun olmayan hatalı raporları, etüt ve projeleri onaylamaları için baskı yapması, tehditleri vb. olsun, yönetmeliklere uygun olmayan  rapor, etüt ve projeyi onaylamadıkları zaman ise mesleği ile ilgisi olmayan yerlere sürülmesi gibi yanlış davranışlar ile maalesef günümüzde daha fazla karşılaşılmaktadır.Ayrıca yönetmeliklere uygun olmayan hatalı rapor, etüt ve projelerin onaylanmasını istemek ile kamu zararı işlem tesis ediliyor, hem vatandaşımızın hayatını riske atıyorlar hem de yasalara aykırı uygulama yapılması ile hukuksuzluğa neden oluyorlar; Tabi bu durum sadece kamu kurumlarında yaşanmıyor, özel sektörde de benzer durumlarla karşılaşılıyor.Çalışan Kadın mühendislere mesleki uygulama ve pratiklerde, her türlü baskı, psikolojik yıldırma,tehdit, vb. uygulayanlara soruşturma ve inceleme başlatılarak gerekli cezaların uygulanması gerekiyor.

16.09.2021 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak uygulamaya giren TMMOB Disiplin Yönetmeliğine eklenen madde, kadınların son derece önemli kazanımlarından birisidir. Bu maddeyi önemle hatırlatmak istiyorum; Disiplin cezalarının verileceği kişilere ilişkin kısma “psikolojik yıldırma/baskı/her türlü taciz uygulayanlara, cinsiyet ayrımcılığı yapanlara” verilir cümlesi eklenmiştir. Kadınlar için bu madde çok önemli kazanımlardan bir tanesidir.

Geleneksel cinsiyet farklılığından kaynaklı yaşadığımız sorunların ortadan kalkması için tüm toplumda farkındalığın arttırılmasına yönelik ilkokuldan başlayarak tüm eğitim süreçlerinde toplumsal cinsiyet eşitliği derslerinin verilmesi gerekmektedir. Hatta tüm çalışma alanlarında,  işyerlerimizde yaşam alanlarımızda bu eğitimlerin verilmesi gerekiyor. Bunların sağlanması halinde kadınlar daha güçlenecektir. Kadına Yönelik Şiddete Karşı, hukuki ve sosyal alanda gerçekçi adımların atılması, toplumun her kesiminde toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayata geçirilmesi, her türlü şiddetin suç olarak kabul edilmesi ve şiddeti sıradan hale getiren konuşma dilinden ve çağdışı girişimlerden vazgeçilmesi gerekiyor.

Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya GÜR  "PANDEMİDE KADIN"

            Pandemi; dünyada birden fazla ülkede veya kıtada, çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara verilen genel isimdir. Dünya sağlık örgütü Koronavirüsün yayılma hızına ve insan sağlığı üzerindeki etkisine bakıldığında genel çapta koruyucu önlemlerin artırılmasını sağlamak adına pandemi ilan etti.

Salgının en ağır darbe vurduğu sektörlerde kadın istihdamı oldukça yoğun OECD raporu, dünyada sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yüzde 70'ini ve kayıt dışı istihdamın çoğunluğunu kadınların oluşturduğunu gösteriyor. Pandemide kadının hayatı zorlaştı, iş yükü artı. Pandemi süreci, mevcut eşitsizlikleri daha görünür kıldı, aynı zamanda derinleştirdi.

Salgının kadın üzerine etkileri

Fiziksel, sosyal, psikolojik ve ekonomik etkileri olarak gözüyoruz.

Uzaktan çalışma ile birlikte önce kadın çalışanlar ücretsiz izne çıkarıldı ya da işten atıldılar

Dönüşümlü çalışma, uzaktan eğitim ve kreşlerin kapatılması ev işlerine ayrılan sürenin kadınlar için 4 kat artmasına neden oldu.

Uzaktan eğitime geçildi: öğrenciler evden internete girip “evde okul” uygulamasına geçildi.

(kız çocuklarının eğitime erişmesinde engeller ortaya çıktı. Zaten okula güçlükle gönderilen kız çocuklarının pandemiden sonra okullara gitme sıklığı okulu bırakma oranı arttı.)

Okul çağındaki çocukların çevrimiçi eğitim süreçlerini takip etmek, bu belirsiz ve stresli süreçte duygusal ihtiyaçlarına yanıt vermek, oyun ve aktiviteler planlamak da tüm bu sorumluluklara eklenmektedir.

Uzaktan çalışma başladı. Ev artık ofis oldu. Roller karışmaya başladı!

Ev işleri kadının ve kız çocuklarının üzerinde kaldı.

Kadınların çocuk-yaşlı bakımı (kreş ve bakım evlerinin kapanması ile) sorumlulukları arttı.

( Kadınlar evin içinde, hem tam zamanlı ev işlerinden ve çocukların bakımından sorumlu çalışan, hem de akademisyen olmalarının beklendiğini; uzaktan eğitime geçilmesiyle çocuklara öğretmenlik görevi ile 65 yaş üstü anne-babası olan çalışan kadınların ek bakım görevi de üstlendiler)

Evde olmayla birlikte daha fazla yemek, daha fazla temizlik ve daha fazla çocuk bakımı işi üstlenen kadınlar aynı zamanda yaşlı ve hasta gündüz bakımı, yeni yaşam düzenine dair planlamalar (alışverişin yapılması, hijyenin sağlanması, aile ve ebeveynlerin karantina süreçlerinin yönetilmesi gibi) üzerine daha fazla mesai harcamakta.

Dışarıdan ev işlerini yapmak için gelen kişilerin covid taşıma riski nedeniyle gelmemesi ile kadınların iş yükü daha da arttı.

Salgında izolasyon sebebiyle evlerin birdenbire modern öncesi zamanda olduğu gibi hem ev, hem iş yerine dönüştüğünü; evin aynı zamanda bir ilkokul, bir çocuk parkı, üç öğün karın doyurulması gereken bir yemekhane, bir üniversite dersliği, bir toplantı salonu, bir dinlenme alanı ve bir uyku mekânı haline gelmiştir.

Diğer yandan salgınla birlikte:

Ekonomik-maddi, ruhsal sorunlar arttı

Aile içi şiddet arttı

Kadın cinayetleri arttı (2020 yılında erkekler tarafından 300 kadın öldürüldü, 171 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Kadınların yüzde 60'ı evde öldürüldü.)

Çalışma hayatı

Kadınların ekonomik ve politik hayatta ne oranda rol aldığını ölçen

toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirme endeksleri;     

Parlamentodaki kadın oranı,    

Karar mekanizmalarındaki kadın oranı,    

Mesleki ve teknik işlerde çalışan kadın oranıdır. 

Çalışma hayatında kadın istihdamı

Türkiye’de nüfusun %49,8’ini oluşturan kadınların çalışma hayatında temsil oranının düşüktür.

Mesleki ve teknik işlerde, karar mekanizmalarında ve parlamentoda kadın oranının ise son derece düşüktür

kadın çalışan sayısının çok olduğu bankacılık, öğretmenlik gibi mesleklerde bile üst düzey yönetimlerde kadın çalışanlara yer verilmediği, cam tavan engeli

Covıd-19 Döneminde Kadın İşgücünün Durumu

• Son bir yılda kadın istihdamı yüzde 6,5 oranında azaldı. Her dört kadından sadece biri istihdamda Her dört kadından sadece biri çalışıyor!

Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 37,7

Covid-19 etkisiyle iş kaybı ve geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 43

Covid-19 döneminde kadınların aylık ortalama iş kaybı 1 milyon 484 bin

Kadın işgücü son bir yılda yüzde 8,2 azaldı

İşbaşında olan kadınların sayısı son bir yılda yüzde 11,5 oranında azaldı.

Kadınlarda zamana bağlı eksik istihdam sayısı son bir yılda yüzde 472,1 arttı.

Ümitsiz kadınların sayısı yüzde 171 arttı

Akademide kadın

İş hayatındaki rekabet tarzı, yeni sorumlulukların ev-içi görevleri aksatabileceğine ilişkin düşünceler, evi ile işi arasında sıkışan kadınları bir de idari görev almaktan uzak tutmaktadır. Bu durum görünürde tercih gibi dursa da çoğu zaman zorunluluktan kaynaklanmaktadır

Türkiye’de yükseköğretimde kadın akademisyen ve kadın profesör görece çok, kadın yönetici yok…

Bu nedenle, Türkiye’de yükseköğretim alanında kadınlar için ‘cam tavan’ın mevcut olmadığı doğru değil. ‘Cam tavan’ var, sadece farklı bir yükseklikte, profesörlükten yöneticiliğe geçiş aşamasında bulunuyor.

* Akademik hayatta ücretlerin diğer mesleklere ve özel sektördeki kalifiye elemanlara göre göreli olarak düşmesi

* Mesleki itibarın giderek aşınması (1980 sonrası dönemden günümüze kadar olan)

* Akademisyen kadınların istihdam oranı ve üniversitede yönetici kadın oranı arasındaki ciddi asimetri

* Karar alma mekanizmalarında kadının yeri/konumu…

Pandemi Sürecinde Kadın Akademisyenlerin Akademik Üretimi Düştü

COVID-19 pandemisi, diğer iş alanlarında olduğu gibi kadınların akademik faaliyetleri ve üretkenliği üzerinde de olumsuz bir etki yapmıştır. Akademik dergilerdeki makaleler incelendiğinde pandemi süresince dergilerine gönderilen çalışmaların büyük bir kısmının erkek akademisyenlere aittir.

“Akademik İşlere Vakit Ayırmak İmkânsız” hale geldi. Kadınların yöneticilik pozisyonlarına aday olmasını zorlaştıran faktörler

* Kadının tanınma ve yükselme için daha fazla çaba harcamasının gerekmesi.

* Yöneticilik pozisyonları için değerlendiricilerin erkek, değerlendirme süreçlerinin erkek egemen çevreler olması.

* Ayrımcılığın gizli kalması

* Kadının üst pozisyonlara aday olma konusundaki isteksizliği, liderlik pozisyonlarına aday olma ve seçim sürecinde erkek egemen, yıpratıcı rekabet yöntemleri sebebiyle kadınların aday olmaktan kaçınmaları.

*Kadının performans-bazlı kültürde rekabet etme konusundaki gönülsüzlüğü (aile-çocuk sorumlulukları, kreş/anaokulu yetersizliği, eşin kariyeri, araştırma yeterliliğinde sorun, özgüven eksikliği, rol model eksikliği…),

* Kadının hakları konusundaki eğitimsizliği ve bilgisizliği,

* Ataerkil düşünce yapısı

* Paradigma değişiminin gerçekleştirilmesi, * Erkeksi yönetim modellerinden uzaklaşılması,

* Kadının üst pozisyonlara aday olmasını kolaylaştıracak destek sistemlerinin oluşturulması,

* Esnek ve aile dostu istihdam koşullarının yaygınlaştırılması,

* Okul öncesinden itibaren (erkek egemen dili yeniden üreten) eğitim sistemi ve eğitim malzemesinin değiştirilmesi,

* Akran eğitimi, mentorluk ve iletişim ağları ile kadın akademisyenlerin güçlendirilmesi,

* Olumlu rol modellerin tanıtımı, görünür olmalarının sağlanması.

Kadının başarısı için engeller dışarıdan çok bizatihi kadının kendi içindedir…

Kadın akademisyenlerin liderlik pozisyonlarına aday olmaları için desteklenmeleri gerekiyor.

* Kadın akademisyenleri yükseköğretim kurumlarında yöneticilik/liderlik pozisyonlarına yükselmeleri için cesaretlendirmek ve desteklemek, özgüven kazanmalarını sağlamak,

* Liderlik alanında gelişmeye açık yönlerini geliştirmek ve güçlendirmek,

*Mentorluk ilişkileriyle etkinliği ve sürdürülebilirliği sağlamak…

Yüksek öğretimde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yansımaları

Cam tavan fenomeni

Anne yolu fenomeni

Delik boru fenomeni

Yıldırıcı mentor

Cinsel taciz/saldırı • …

Üniversite eğitiminin toplumun geleceği üzerindeki belirleyici rolü nedeniyle eşitlikçi bir toplum idealinin yolu üniversite eğitimi ve üniversite yaşamından geçer.

Akademisyen sayısı

2003'te 74 bin 134 iken bu sayı,

2020'de 98 bin 404'i erkek, 81 bin 661'i kadın olmak üzere 180 bin 65'e ulaştı.

Toplam akademisyenler içinde kadın akademisyenlerin oranı %45'ün üzerine çıkarken, bu akademisyenlerin

10 bin 11'i kadın profesörlerden,

7 bin 190'ı doçentlerden,

18 bin 736'sı kadın doktor öğretim üyelerinden,

45 bin 724'ü ise kadın öğretim görevlilerinden oluşuyor.

Hukuk alanındaki kadın araştırma görevlisi sayısı, erkek araştırmagörevlisi

Arş. Gör. 26 bin 352 kadın (%51.1), 25 bin 60 erkek (%48.9) olmak üzere 51 bin 412

27 bin 861 profesörden yüzde 31,95'i,

16 bin 383 doçentten yüzde 39,77'si,

40 bin 231 doktor öğretim üyesinden yüzde 44'ü kadınlardan oluşuyor.

Üniversitelerde dekan ve rektör oranı

Türkiye'de 17 kadın rektör

377 kadın dekan

10 bin 11 kadın profesör görev yapıyor

Kanun yapıcı ve üst düzey yönetici, müdür, şef gibi sorumlulukları yüksek olan veya teknik bilgi gerektiren nitelikli işlerde oldukça düşük oranda kadın çalışan bulunmaktadır.

Aynı beşeri sermaye donanımına sahip olan kadın ve erkek aynı meslekte farklı iş pozisyonlarında yer al-makta, üst yönetim kademelerine erkekler kadar ulaşamamakta ve terfi ayrımcılığına maruz kalmaktadırlar. Türkiye’de seçilmiş mesleklere göre istihdamın cinsiyet oranının, üst yönetim kademelerinde oldukça düşüktür.

Çalışma hayatına katılım-istihdam oranı: Erkek %65; Kadın %27.5 (TUİK)

Bankacılık sektörü çalışan:                 Erkek %48,3; Kadın %51.7    (TUİK)

                          Genel md                  Erkek %90.4 ; Kadın %9.6      (TUİK)

Kamu personeli-memur                      Erkek %59.55; Kadın %40.45 (TUİK)

                        Hakim-savcı                Erkek %74.18; Kadın %25.82 (TUİK)

Rektör                         Erkek %97.2; Kadın %2.8 (YÖK)

Rektör yrd.                 Erkek %89.6; Kadın %10.4 (YÖK)

Dekan                         Erkek %83.6; Kadın %16.4 (YÖK)

Y.O. md                     Erkek %80.1; Kadın %19.9 (YÖK)

Prof.                           Erkek %68.2; Kadın %31.8 (YÖK)

Doç.                            Erkek %64;    Kadın %36.(YÖK)

Öneriler

Öncelikle salgının atlatılması için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Kadınlar çalışma hayatına dönmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalı, maddi, manevi ve ruhsal destek sağlanmalıdır.

Cinsiyetçi rol kavramından uzaklaşılmalı, eşler birbirine destek olmalıdır. Toplumsal bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır. (TV programları incelendiğinde %77'sinde sadece erkekler yer alırken sadece kadınların konuk olduğu programlar yüzde 2 gibi düşük bir paya sahip).

Kadının Ekonomik Olarak Güçlendirilmesi, Güçlü Bir Toplum İnşa Etmenin Önemli Bir Göstergesi olup kadınlar kendi başarı hikâyelerini yazmaları, karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almaları, aile-iş hayatı dengesini kolaylaştırmaları ve sosyo-ekonomik güçlenmelerini arttırmaları için fırsatlar sunulmalıdır.

Kırsal kesimdeki kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları için destek verilmeli. Kadın kooperatiflerinin kurulması desteklenmelidir.

Akademide kadın sayısının artmış olmasına rağmen yönetimde ve karar mekanizmalarında yeterince temsil edilemediğinden pozitif ayrımcılık yapılmalı, akademideki kadınlara liderlik eğitimleri verilmelidir.

Kadın istihdamın önündeki engellerden olan çocuk bakımı, yaşlı bakımı ve ev işleri kadının üstünden alacak sosyal politikalar uygulanmalı.

Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılık terk edilmeli, cinsiyetçi iş bölümüne, ücret eşitsizliğine son verilmeli; güvenceli ve düzenli işler yaratılmalı.

Salgın döneminde artan kadın işsizliğini azaltacak istihdam politikaları hızla hayata geçirilmeli. Kadınların gelirlerini koruyacak önlemler alınmalı, artan bakım emeği için ekonomik destek ve ebeveyn yardımları sağlanmalı.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —