
8 Mart: Bir Kutlama Günü Değil, Bir Yangının Hatırası
8 Mart, bugün birçok yerde çiçeklerin dağıtıldığı, indirimlerin yapıldığı, sosyal medyada pembe kalplerin dolaştığı bir gün gibi sunuluyor. Ama gerçeği söylemek gerekirse, 8 Mart “Kadınlar Günü” değildir. Adı doğru söylenmelidir:
“Dünya Emekçi Kadınlar Günü”
Çünkü bu gün, bir pazarlama günü değil; bir yangının küllerinden doğmuş bir hatıra!
1908’de New York’da bir tekstil fabrikasında çalışan yüzlerce kadın işçi, insanca çalışma koşulları için greve gitti. Talepleri basitti: Daha az saat, daha fazla ücret, daha insanca bir yaşam. Fakat o gün fabrikada çıkan yangın, kapıları kilitli olduğu için içeride kalan kadın işçilerin kaçmasına izin vermedi. 129 kadın işçi, alevlerin içinde can verdi.
Bu kadınların çoğu gençti. Kimisi daha çocuk sayılacak yaştaydı. Öldükleri yer bir savaş meydanı değildi. Bir fabrikaydı.
Ve o gün yanarak ölenler sadece o kadınlar değildi.
Adaletsizlik, sömürü ve görmezden gelinen emek de o yangının içinden dünyaya bir çığlık olarak yükseldi.
İşte 8 Mart, o çığlığın tarihidir.
Bugün ise ironik bir şekilde, bu günün adı yumuşatılıyor. “Emekçi” kelimesi siliniyor. Tarih törpüleniyor. Yangın unutuluyor. Yerine romantik ve vıcık vıcık bir “kadınlar günü” anlatısı konuluyor. Hediyeler, kalpler, meydanlarda hamasi konuşmalar, bir iki tören, hop bitti gitti.
Mesele çiçek değil. Hediye değil, kalp değil, kapitalizm hiç değil.
Mesele emektir.
Kadınlar sadece annelikle, zarafetle, fedakârlıkla anlatılacak figürler değildir. Onlar fabrikalarda, tarlalarda, hastanelerde, okullarda, atölyelerde, hayatın en ağır yükünü taşıyan emekçilerdir.
Bir gün boyunca sahte bir saygı gösterip ertesi gün aynı eşitsizliğe devam etmek, saygı değildir. İkiyüzlülüktür. Bu vicdanın geçici bir makyajıdır.
Kadın, bir günün baş tacı yapılacak bir sembol değildir.
Kadın, hayatın her gününde eşit, özgür ve onurlu bir yerin sahibidir.
Bu yüzden 8 Mart’ı doğru söylemek gerekir.
Süslemeden.
Yumuşatmadan.
Unutturmadan.
- Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’dür.
Ve bu gün, bize tek bir şey hatırlatır:
Bir toplumun gerçek değeri, kadınlarını yılda bir gün alkışlamasıyla değil, her gün nasıl yaşattığıyla ölçülür.
Mustafa Kemal Atatürk’ün başucu lafı olarak almamız gereken bir sözü var: “Kadınlarını geride bırakan toplumlar, geride kalmaya mahkûmdur.”
Bu minvalde ve zerre dışına çıkmadan, bilimin ve bilginin ışığında yürüyen tüm kadınların Emekçi Kadınlar Günü olsun.
