Dünya bugün gerçekten bir “Orman Kanunu” veya “Eşkıya Düzeni” dönemine girdi.
Türkiye bu düzende, ne tamamen Batı’nın uydusu, ne de tamamen bağımsız bir devlet konumunda!
Ne bir İslam Devleti, ne de bir Demokratik Ulus Devleti!
Ne bir Ümmet Devleti, ne bir Çağdaş Anayasal Devlet!
Bir ülkenin özellikle dış politikada ne kadar bağımsız olabileceğini, hazinesinin ne kadar dolu belirler. Dış desteğe muhtaçsanız, üstelik dünyanın en yüksek faiziyle borçlanıyorsanız, bağımsız bir ülke olamazsınız.
Bu karışıklığın ilk nedeni, bizzat CB Erdoğan’dır.
Erdoğan’ın Milli Türk Talebe Birliği, ardından Milli Görüş geleneğinden gelmesi, Gençliğinde, Humeyni’nin Türkiye Mollası Ali Ekber Mehdipur ile dört yıla yakın çalışması, onun fikri yapısının “Siyasal Ümmetçi”, “İhvancı” olarak yapılanmasını sağladı.
İkinci neden ise, CB Erdoğan’ın “Demokratik Çağdaş Devlet” anlayışından nefret etmesidir. Kendi ifadesi ile “Kuvvetler Ayrılığı” kendi ayağına çelme takmaktır! Toplumun “Bütçe Hakkına” ve “Hesap Sorma Hakkına” saygı duymaz!
Ayrıca, Erdoğan ve ailesinin Türkiye dışında elde edinilmiş mal-para-hisselerinin usulsüzce elde edilmesi iddiasıyla ABD Temsilciler Meclisinin bir “Araştırma Komisyonu” kurulması kararı, Halkbank davası, gibi zor durumlar, ister istemez onu bir rehin durumuna düşürmektedir.
Tamam da reelpolitik gerçekler de, yani ekonomik durumlar, Batı Sermayesi, NATO- Gümrük Birliği- Savunma Sanayi ihtiyaçları, onu Batı başkentleriyle masaya oturmaya zorlar.
Erdoğan’ı “IŞİD ve Siyasal İslam’ı bitirip, Ortadoğu’ya demokrasi getireceğiz” diyen , diğer taraftan HTŞ ve YPG ile iş tutan ABD-İSRAİL, çok zorda bırakmaktadır.
Bu durum, “Siyasal İslam’ın Pragmatizmi” ile “Türk Devletinin Bekası” arasında tercih olarak değerlendirilir.
Sözün özü, Erdoğan bir karar vermek durumunda. Eğer Türk Milletinin açık ve net kararı olan Demokratik Ulus Devlet ve Üniter Yapı aleyhine, bir bölümü Kürdistan olacak Federe İslam Devleti yönünde karar verirse,
“İç Cephe” maalesef çok yara alır. Sonunda Türk Milletinin dediği olacaktır, ama herkes ağır bedeller ödeyecektir.
Tam da Araf’tayız, Aziz Türk Milleti…
Sağlık ve başarı dileklerimle 10 Mart. 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
