Bu gün sadece Türkiye’de değil dünyada var olan hemen hemen her ülkede insanlığın geleceğine dönük endişelerin yavaş yavaş yükselmeye başladığı bir dönemi yaşıyoruz. Özellikle pandemi nedeniyle başlayan kısıtlamanın ekonomileri tetiklemesi ile başlayan ve ardından ilklim olaylarının çok sert bir şekilde insan yaşamını tehdit eder boyutlarda değişimi ile bu gün insanlığın ihtiyacı olan bir çok konuda yetersizliklerin oluşmaya başladığını görüyoruz.
Bu konuda uzman görüşlerine baktığımızda sadece tarım ve hayvancılık konularında değil ihtiyacımız olacak hemen hemen her konuda insanlığın tasarrufa yönelmesinin adeta şart olduğu noktasında görüşler verdiklerine tanık oluyoruz. Özellikle su konusunda insanlık olarak ciddi tasarruflara ihtiyaç olduğunu, ihmal edildiğinde de yaşanabilecek susuzluğun yaşamın her alanında olumsuz etkisini gösterebileceği ifade edilmekte.
Tamam, suyun önemini hepimiz çok iyi biliyoruz ama son zamanlardaki iklim değişiklikleri ile beraber kuraklıkların yaşanması ve barajlardaki suyun azalmaya gitmesi noktasında toplum olarak görevimiz ne olmalı acaba? Buna hazırlık olarak topluma dönük mesajları sadece devlet mi vermeli yoksa el birliği ile bir şeyler mi yapılmalı?
Özellikle bizim gibi enerji temininde % 92 dışarıya bağlı olan ve yılda 50 milyar dolara yakın dövizi dışarıya enerji parası ödeyen bir ülke için dünyadaki petrol fiyatlarının 35 dolardan 100 dolarlara çıkmasının mutlaka iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Yine unutmadan bu önemli petrol pahalılığının sadece Türkiye’yi değil tüm dünyada etkili olduğunu, bunun da üretimde ve tüketimde bütçeleri zorladığını söyleyebiliriz.
Dolayısıyla başta benzin ve motorin olmak üzere elektrik ve doğal gaz gibi her alanda enerji tasarrufunun düşünülmesi tüm ülkemizin kazancı olacaktır. Örneğin evlerimizde kullanmadığımız oda lambaları dahil tüm elektrikli araçların kapatılması önce aile bütçesi sonra devletin kazancı olacaktır. Ayrıca özel araçlarımızı da aklımıza her estiğinde değil birkaç görevi birleştirerek çok maksatlı olarak kullanılmasının da tasarrufa katkı vereceği unutulmamalı.
Bu arada sadece baraj suları değil evlerimizdeki su ile bahçelerdeki artezyenlerde dikkatli kullanılmalı. Örneğin araç temizliği veya apartmanın çevre temizliği için kullanılmaması yönünde birilerinin apartman yönetimlerini mutlaka ikaz etmeli derim.
Bu gün ne yazık ki bazılarımızın bir çok konuda yaptığı gibi böylesine çok ciddi ve de yaşamsal konularda muhalefet anlayışıyla hareket ettiğini görüyoruz. Keşke devlet ve yerel yönetimlerin katkılarıyla STK’larla beraber birlikte hareket ederek kırsaldan kentlerimizdeki en merkezi yerlere kadar olabilecek her alanda( ekmek ve gıda tüketimi dahil) tasarruflun teşvik edilmesini ve bu bağlamda herkesin yapabileceği bir şeylerin olduğu anlatılarak, toplumsal güç birliğine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
Sonuç olarak bu gün sadece biz değil tüm dünyanın bir arz sorunu ile karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Bu yüzden de elden geldiği kadar, yapabildiğimiz ölçülerde her alanda tasarrufun ülkemizin bekası adına gerekli olduğu noktasında birlikte harekete ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla beni ilgilendirmez mantığından hızlıca uzaklaşarak geleceğimize sahip çıkarsak eğer bundan 7’den 77’ye hepimizin fayda görebileceği unutulmamalı.


