İzmir depreminden alınacak çok dersler var. Önce insanlığımızı öğrenmeliyiz. Bu doğa olayı depremden dolayı çok can ve mal kaybına uğranılıyor. Mal kaybını bir kenara bırakalım. Mal her zaman elde edile bilinir. Fakat giden canlar geri gelmiyor.
Ölenlerin sayısı 100’e yaklaştı. 900’e yakın yaralı var. Daha girilmedik binalar var. Bu saatten sonra göçük altından canlı çıkması mucize olacaktır. Bu doğa olayı depremini insanlığımızı unutup. İnsanların yaşam tarzları ile bağdaştırmak insanlığın öldüğünün bir göstergesidir. Buyurun size insanlığını yitirmiş bazı söylemlere bir bakalım. Bunlar sosyal medyada paylaşılan söylemlerdir. “Allah zinanın başkentini uyarmak için salladı. Unutmayın LUT kavmine ne olduğunu” diyor.
Büyük bir şehri zinanın başkenti olarak göstermek Ahlaksızlığın, cehaletin, duyarsızlığın, kin ve nefretin, ayrımcılığın bir göstergesidir. Bir diğeri; “Müslümanlara bir şey olmasında onlara ne olursa olsun” diyor. Başka birisi “İzmirliler bu depremi duymamışlardır. Onlar sarhoşturlar” diyor.
Hani bir oh ne güzel oldu demedikleri kaldı. Bu kafalar ne yapmak istiyorlar anlamak mümkün değil. İzmir de yaşayanlar bu ülkenin vatandaşı değil mi? Türk değiller mi? Bunlar vergi vermiyorlar mı? Askerlik yapmıyorlar mı? Bu kafada olanlar ülkeyi nereye sürüklemek istiyorlar. Bu paylaşımları yapan 37 kişi hakkında soruşturma açıldı. Bu paylaşımları yapanlar tabii İzmir de oturanlar değillerdir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük şehirlerinden birisi olan bu şehri Bu gibi söylemlerle aşağılama çalışmanın kime faydası olacaktır. Bu kişiler hem cahiller hem vicdansızlar hem de insanlıktan nasibini almayanlardır. Bu söylemleri söyleyenler yarın yaşadıkları yerlerde böyle bir deprem olduğunda. Ne yapacaklar? Allah da bize bu söylemler gibi hatırlama yaptı mı diyecekler? Yazıklar olsun bu söyleri söyleyenlere.
Cuma günden beri milletin içi kan ağlıyor. Kâh üzüntüden ağladık. Kâh sevinç gözyaşı döktük. Enkazdan çıkarılan Elif kız vicdanı olan herkesi ağlattı. Siz vicdansızlar belki? O Elif kızımızın kurtarılmasına üzülmüşsünüzdür. Çünkü sizde vicdan ve insanlık denen bir nesne kalmamış. İzmir insanlık dersi veriyor.
Şimdiye kadar olmayan şeyleri gerçekleştiriyor. Bütün oteller evsiz barksız kalanlara kapılarını açtı. Elâzığ depreminde ev arayanlara yüksek kira isteyenler olmuştu. Enkaz alanına yemek getirenlerin hattı hesabı yok. Balıkesir’den giyecek gönderenler oldu. İzmir depremi çok şeyi meydana çıkarmıştır. Deprem öldürmez bina öldürür sözünün gerçek olduğu gözler önüne serilmiştir.
Profesör Ahmet Ercan deprem olayını çok güzel özetlemiş. “Bir ülkede ekonomi ne kadar bozuksa Deprem o kadar ölümcül olur. Bu yoksulluğa aç gözlü müteahhitlerin hırsızlığı, denetimsizlik ve imar afları eklenince yıkım büyük oluyor” diyor. Milletin hislerine tercüman olan bu Profesör Ahmet Ercan beyi kutluyorum. Gözlemlediğim ve bazı şehirlerden aldığım bilgilere göre. Yardımlaşma çok güzel.
Bazı densizler ve duyarsızlar hariç. Türk milleti kendine gelmiş. Depremde dolayı Hayatların kaybedenlere Allah rahmet eylesin. Mekânlarını cennet eylesin. Hayatını kaybedenlerin yakınlarına sabırlar versin. İzmir’e baş sağlığı diliyorum. Allah bir daha böyle acıları ülkemize göstermesin. Göçük alanında çalışan kurtarma ekiplerine Rabbim güç kuvvet versin. Yakınlarına ulaşılamamış olanlara da sabırlar versin. Bundan sonra enkaz altından çıkarılacak olanlardan mucize beklenir. İnşallah mucize haberlerini çok duyarız. Deprem olayındaki kurtarma olayları bittikten sonra.
Bu olayı baştan aşağı değerlendirmesi yapılır. Ve deprem konusundaki eksikliklerimiz giderilmeye çalışılır. Başta imar kanununda köklü değişiklikler yapılır. Saygılarımla. Türkiye laiktir, laik kalacaktır. Ne mutlu Atatürkçüyüm diyenlere! Ne mutlu cumhuriyetçiyim diyenlere! Ne mutlu Türk milliyetçisiyim diyenlere! Ne mutlu varlığım Türk varlığına armağan olsun diyenlere! Ne mutlu demokratım diyenlere! NE MTLU TÜRKÜM DİYENE!
3 -11- 2020 Mustafa KOÇAL


