Bugün de güzel Türkçemizin yanlış kullanımıyla ilgili birkaç örnek vereyim.
Son yıllarda, “giriş yaptı”, “çıkış yaptı” gibi bir komik söylem var, televizyon kanallarında. Ne mi diyor, spikerler, sunucular:
“Takımlar, stada giriş yaptılar!”, “Bakan falanca toplantıya giriş yaptı!” veya tam tersi, “çıkış yaptılar!”
İnanılmaz bir Türkçe yanlışı! “Girdiler”, “çıktılar” demek varken, “giriş yaptılar” veya “çıkış yaptılar” demek, Türkçeye ihanet!
Bu söylemlerden, trafik polislerinin şu komik anonsu geliyor, aklıma:
“….plakalı otomobilin sahibi, bekleme yapma!”
X X X
Başka bir yanlış daha.
Haber yazımlarında veya televizyon kanallarında, “katılım yapma” komikliği de sürüp gidiyor. Örneğin “Toplantıya …Bakanı da katılım sağladı!” deniliyor. Ne demek, “katılım sağlamak?”. “Katıldı” desene kardeşim!
X X X
Kürsüde konuşmacılar, “….kişiye teşekkür etmek istiyorum!” diyor. “İstiyorum” yerine “teşekkür ediyorum” desene!
X X X
Yine bir başka yanlış.
Televizyon sunucusu, “geri iade etmek”ten söz ediyor.
Kardeşim, Arapçası “iade etmek” olan kavram, zaten “geri vermek”tir.
“Geri iade etmek” demek, Türkçeyi hançerlemektir.
X X X
Televizyonlarda veya yazılı basında, “ünvan” denen sözcüğün doğru yazılışı “unvan”dır. Biline!
X X X
İnsan, her yaşta kendini eğitebilmeli.
Bernard Shaw, “Eğitimime, okul yüzünden uzunca bir süre ara vermek zorunda kaldım” diyor.
“Neden edebiyat?” derseniz, ben de, “Yeryüzüne dayanabilmek için” derim.
X X X
Edebiyattan söz ederken, yazıma Ülkü Tamer’in, “Getir Bana” isimli şiiriyle son veriyorum.
“Varsın yaz biterse bitsin
Sıcak bir kış getir bana
Uykumda sarılmam için
Sonsuz bir düş getir bana
Karda gül açar mı deme
Güneşini esirgeme
Ek yağmuru yüreğime
Bir damla yaş getir bana
Besler beni senin sevdan
Elimi tuttuğun zaman
Bir bulutun kanadından
Küçük bir kuş getir bana”
