Bu sofra sizin bildiğiniz sofra değil. Sizin evinizde kurduğunuz sofra hiç değil. Bu sofra, büyük bir sofra. Bu sofra, dünya sofrası.
Bu sofranın başında değişik halklar var. Kara, beyaz, sarı insanlar var.
Dinleri ayrı, dilleri ayrı nice insanlar, halklar var.
Bu dünya sofrasından alan alana, çalan çalana, yiyen yiyene, bakan bakana.
X X X
Bu dünya sofrasının başına kurulan bazı insanlar, Tevfik Fikret’in şiirine konu olmuşlar, YAĞMA SOFRASI’nı yazdırmışlar şaire.
YİYİN EFENDİLER YİYİN, AKSIRINCAYA, TIKSIRINCAYA, PATLAYINCAYA KADAR YİYİN.
BU HAN-I İŞTİHA SİZİN.
DEMİŞ ŞAİR.
X X X
Durmadan yiyorlar.
Halklar çalışıyor, üretiyor, BEY-AĞA-ZENGİN-PATRON-YALAKALAR-SOYTARILAR-GÖZÜ DOYMAZ KAPİTALİSTLER, sofralarına gelen, sofralarını süsleyen bin bir çeşit yemeği, meyveyi, içeceği midelerine indiriyorlar ve hiç doymuyorlar. Sofralarından arta kalanları da EMEKÇİ-ÜRETİCİ-YOKSUL insanlara veriyorlar. Onlar için tekrar üretsinler diye.
X X X
Bu dünya sofrası zengin, bitimsiz bir sofra. Ye ye bitmez. Kapitalist, emperyalist ve onlarca ülkelerdeki işbirlikçileri-yoldaşları, sofrasındaki düzenin bozulması, yiyeceklerin azalması için hep YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ kurarlar. Bilim ve teknolojik üstünlüklerini hep bu BÜYÜK SOFRANIN düzeninin bozulmasına, sofraya hep yiyecek gelmesi üzerine kurarlar. Ne yapar, ne eder ülkelerde kurdukları sömürü çarkını, o ülkenin rezervleri ile birlikte sömürmenin yolunu bulurlar.
X X X
Dünya sofrası bu.
Kurtların, çakalların sofrası.
İyi de bizim bir atasözümüz var:
BİRİ YER, BİRİ BAKAR. KIYAMET ONDAN KOPAR.
Kopan küçük kıyametler de, bir gün mutlaka BÜYÜK KIYAMET de kopartacaktır.
Mutlaka…
