Eğitimci yazar Soner Atabek yazdı


Hakikat Sessizlikte Saklıdır

Hakikat Sessizlikte Saklıdır


"Sistemler işi biteni siler, Allah ise kulunun niyetini saklar; gerçek özgürlük, dünyanın seni içeriden terk etmesiyle başlar."

Hiç durup kendinize sordunuz mu: Sahiden, biz neye tapıyoruz?

Bugün sokaklara, elimizden düşürmediğimiz ekranlara ve o gürültülü sosyal medya meydanlarına baktığımızda, kadim inançların yerini sinsi ve tek bir dinin aldığını görüyoruz: Güce tapınma. Artık sadece güçlü olana boyun eğmiyoruz; gücü olanı kutsallaştırıyor, onu hatasız, sarsılmaz ve ölümsüz sanıyoruz.

Şifayı modern hastanelerden önce bir türbe eşiğinde, rızkı alnımızın terinde değil de bir otoritenin iki dudağı arasında arar olduk. Bir "kurtarıcı" beklemekten, Allah'ın bize üflediği o eşsiz iradeyi kullanmayı unuttuk. Peki, bir düşünün; bu zamana kadar güce tapanlar şimdi nerede? O sarsılmaz dediklerimiz, o "yıkılmaz" denilen kaleler nerede? Tarihin tozlu sayfaları, kendini dev aynasında görenlerin sessiz vedalarıyla dolu değil mi?

İnsan, aslında dayandığı duvarın yıkılmasından korktuğu için o duvara bu kadar sıkı sarılıyor. Oysa Allah’tan başkasından medet ummak kalbi yorar, ruhu yaşlandırır. İnsan sınırlıdır; bugün alkışlanan yarın bir kenarda unutuluverir. Kuran-ı Kerim bu geçici hengâmeyi ne güzel fısıldar kalbimize: “Yeryüzünde bulunan her şey fânidir. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacaktır.” (Rahmân, 26-27).

Sahi, sizi en son ne zaman biri sadece "siz" olduğunuz için sevdi? Çıkarı bittiğinde sırtını dönenler mi gerçek dost, yoksa sizi her halinizle bilen O mu?

Gerçek olgunluk, kimseyi kalbinde kahraman yapmamaktır. İlahi planda "Süpermenler" yoktur; sadece görevini hakkıyla yapmaya çalışan emanetçiler vardır. Musa, elindeki kuru odun parçasına değil, o asayı vurduran sonsuz kudrete güvendiği için denizi yarabildi. İsa, her mucizesinde "Ben kendiliğimden bir şey yapamam" diyerek kaynağı işaret etti.

İçsel bir yolcu, güce değil, vereceği hesaba odaklanır. Çünkü o bilir ki; reklamı yapılan iyilik sadece egoyu besler, sessiz iyilikler ise göğe yükselir. Buda’nın dediği gibi: "Binlerce boş kelime yerine, duyulduğunda huzur veren tek bir kelime daha iyidir." Hakikat bağırmaz dostum; o sadece var olur. Onu ancak gürültüsünü dindiren kalpler duyabilir.

Kabul edelim; dünyevi yapılar ve devletler doğası gereği soğuktur. Onların kalbi yoktur, sadece bekası vardır. Vatanı, bayrağı, hatta o en kutsal olan dini bile bazen bizleri bir arada tutmak, bazen de sadece itaat ettirmek için kullanabilirler. Osho’nun dediği gibi: "Tüm organizasyonlar insanı köleleştirmek üzerine kurulur; oysa gerçek özgürlük içeriden gelir."

Hiç kendinizi bir sistemin içinde "işi bitince kenara atılan bir dişli" gibi hissettiğiniz oldu mu? İşte o an şu gerçeği hatırla: Müslümanın gerçek devleti yeryüzündeki hiçbir yapı değildir. Sistemler işi biteni siler, Allah ise senin o mahzun niyetini saklar. İnsanlar menfaat bitince yüz çevirir; Allah ise sen en dibe vurduğunda bile elini bırakmaz.

"...İnsanlar menfaat bitince yüz çevirir; Allah ise sen en dibe vurduğunda bile elini bırakmaz. Çünkü sistemler işi biteni siler, Allah ise kulunun niyetini saklar."

Krishnamurti, "Dünyayla barış içinde olmamanız bir sağlık belirtisidir" der. Bu, kavgacı olmak değil; dünyanın içindeki o geçici otoritesini kaybetmesidir. Allah bazen hayatını değiştirmez; sadece kalbinin yönünü değiştirir. Aynı sokaklarda yürürsün, aynı insanlarla konuşursun ama artık başka bir gözle bakarsın.

Dünya küçülmüş, kalp büyümüştür. Merhameti tadan bir ruh için artık boş rekabetler anlamsızlaşır, öfke yorucu gelir. Çünkü o, gücün "yapabilmekte" değil, "yapmamayı seçebilmekte" saklı olduğunu anlamıştır.

Zincirler kırıldığında özgürleşmeyiz. Ne zaman o zincire neden ihtiyaç duyduğumuzu anlarsak; yani korkularımızla, "başkaları ne der" sancımızla yüzleşirsek o zaman özgürüz. Bilge ruh, fani olana yaslanmaz. Çünkü bilir ki; fani olana yaslanan, her sarsıntıda bin kez ölür.

Unutmayın; tarih mahkemesi geç açılır ama hükmü asla gecikmez. Devletler düzen kurar ama sizin ruhunuza o derin anlamı veremez. İnsan ancak kendi vicdanıyla baş başa kaldığında büyür.

Şimdi kalbinize bir sorun: Biz sahiden güce mi tapıyoruz, yoksa gücü merhametle sınırlayan o görünmez, o sonsuz adalete mi teslim oluyoruz?

Cevabınız, sizin gerçek vatanınızdır.

Unutmayın; güce tapan fani korkularla yaşar, Hakka yaslanan ise kendi kalbinde en büyük devleti kurar.

Yazar Soner Atabek  05-03-2026

  • BIST 100

    15811,65%0,39
  • DOLAR

    43,99% 0,08
  • EURO

    51,15% -0,04
  • GRAM ALTIN

    7307,88% 0,70
  • Ç. ALTIN

    11964,95% 0,00
  • Perşembe 14.5 ° / 1 ° Güneşli
  • Cuma 13.9 ° / 3.2 ° Güneşli
  • Cumartesi 10.6 ° / 2.3 ° Güneşli

Balıkesir

05.03.2026

  • İMSAK 06:07
  • GÜNEŞ 07:29
  • ÖĞLE 13:25
  • İKİNDİ 16:37
  • AKŞAM 19:11
  • YATSI 20:28