
alıntı bir söz yine hayatımızdaki yolculuğumuza yön vermeye devam ediyor. Amaçlar insanın hayatta varmak isteği noktalara yaklaştırmak içindir, birilerinin üstüne basıp geçmek için değildir.
Kimlikler değişir, makamlar, mevkiler, kişiliklerde zamanla değişir, bulunduğumuz konum her ne olursa olsun tevazuyu, hoşgörüyü elden bırakmamak gerekir. İnsan ne zaman ki kibirine yenilir kendini başkalarından üstün görmeye başlar, işte o zaman baş aşağı düşüş kaçılmazlaşır. Çıktığımız yolculuklarda elimizden tutanı, ya da uçuruma sürükleyeni görmezden gelerek başarıya ulaşamayız.
Aslında görmesini bilen için hayat fırsatlarla dolu ve herkes kendi nasibinin talibi. Kimse kimsenin nasibinin alıcısı değil. Hayatta payımıza düşen ne varsa onu yaşarız; bazen bu duruma bakar kör olmak sadece işimizi kısa süreliğine kolaylaştırır ancak ödenen bedel fazla geldiğinde altında kalıp ezildiğimizde aslında ne kadar güçsüz ve çaresiz olduğumuz gerçeği tokat gibi çarpar yüzümüze.
Bu nedenle çıktığımız yolculukta yol arkadaşlarımız hayatımızın gidişatına biz müsade ettiğimiz müddetçe yön verir. Kendi kararlarımızı alamadığımız an, kimliksizliğimizin baskısı yorar, yıpratır, vazgeçmemiz için bizi zorlar. Kendi hayatımıza sahip çıktığımız anda asıl güç kendimizde belleğimizde olduğunu kavradığımızda başarı bizi bulur.
Engeller aşıldıkça başarının verdiği mutlulukta o kadar fazla olur. Gayret rahmette ulaştırır. Unutmayalım ki güller dikenleri sayesinde varlıklarını sürdürürler. "Gülü seven dikenine katlanır" sözünün özü aslında hedeflerinde başarıya giden yolculuğunda katşına çıkan engelleri remsil eder. Engeller yıldırmasın zorluklar doğası gereği engelleri kabule geçişle tevekkülle seni huzura, başarıya kavuşturur. Kendi hayatına, aldığın kararlarına sahip çıktığın sürece omurgalı bir kişiliksindir.

