Bu ülkede bildim bileli hep bir şeyler bekliyoruz.
Barışı bekliyoruz.
Bir türlü gelmeyen barışı.
Kürtlerle, Alevilerle, azınlıklarla, dincilerle, laiklerle, gençlerle, kadınlarla… hep kavga halindeyiz.
Taşını sıksan faşizm fışkıracak bu oligarşik cumhuriyetin olmayan demokrasini bekliyoruz. O da bir türlü gelmiyor. Sessizce ve hep umutla bekliyoruz, barışı ve demokrasiyi.
X X X
Çağdaş olmayı bekliyoruz.
İki adım geri gitsek de…
Çağdaş buluşların insan hayatını ele geçirdiği, insan aklının her gün yeni yeni buluşları insan yaşamına armağan ettiği bu dünyada, dinsel yaşamın ölü savruluşlarının insan yaşamını sürgit tutsak etmesi mümkün mü?
Ne kadar, nereye kadar insan yaşamının bu durdurulmaz serüvenini ele geçirebilir, engelleyebilir bu dinsel gericilik?
Değişime direniyor, direnirken de, insan soyuna yapabileceği en büyük kötülüğü yapıyor. İnsanları birbirine düşman ediyor. Elinde inanç terazisi, insanın vicdanında yer etmiş inanç güzelliğini ölçmeye, kirletmeye çalışıyor. İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde yobazlığın karanlığı, insan aklı ve vicdanının aydınlığını yenememiştir.
X X X
Hepimiz, “barış dini” dedikleri, bildiğimiz İslâm dininin inananlarıyız. Peki, nasıl oluyor da, dünyanın bu küçük bölgesinde, İslâm ülkelerinin çoğunun bulunduğu bu Ortadoğu’da, her gün savaşı, cehennemi yaşıyor bu insanlar?
Birbirini boğazlayan, öldüren insanlar!
Bu nasıl barış dini, nasıl bir vahşet bu?
Emperyalizmin kucağına oturmuşsun, onun parası ile saltanat sürüyorsun, bölünmüş, parçalanmış, onun eline, ağzına bakıyorsun, kardeşini öldürüyorsun, mezhebine bile tahammül edemiyorsun.
Senin dinin ne yahu?
X X X
Bekliyorum.
Hep bekliyorum.
Gün gelir, demokratik-laik bir toplum yapısına kavuşuruz da, herkesin inancına, yaşamına, düşüncesine, ırkına, diline… saygı ve sevgiyle yaklaşırız.
Hayatı cennet kılarız.
X X X
Hep bekliyorum.
Hayatım beklemekle geçiyor.
Olsun.
Barışı hiç tatmamış, demokrasiyi hiç yaşamamış, ölüm ülke gündeminden hiç düşmemiş acılı ülkemin güzel insanlarının, bu cennet vatanı GÜZEL KILACAKLARINA UMUDUMU HİÇ YİTİRMEDİM. Yazarın dediği gibi, BİR GÜN MUTLAKA, BİR GÜN MUTLAKA, BİR GÜN MUTLAKA…
