Bandırma’nın yetiştirdiği değerler
1937 yılında Bandırma’da doğdu.
1960 yılında kolonyacılığa başlayarak, uzun yıllar, marka durumuna getirdiği “Ruşen Kolonyaları”nı çıkardı. Buna paralel olarak da “Kolonyacı Ruşen” isimiyle de tanınıyordu.
1963 yılında, Erdek’in tarihindeki ilk matbaayı kurarak, 1965-1967 yılları arasında, “18 Eylül Gazetesi”ni haftalık olarak yayınladı. Bu sırada, Hürriyet Haber Ajansı’nın(HHA) Erdek muhabirliğini yürüttü. Aynı zamanda, Erdek’in çeşitli sivil toplum kuruluşlarında hizmet verdi.
1967 yılında Bandırma’ya gelen Mehmet Bozkurt, sivil toplum kuruluşlarındaki çalışmalarını sürdürürken, kişisel girişimciliğine paralel şekilde, Bandırma’nın sanat, kültür ve spor yaşamına da katkılar sağladı.
Bandırma’da da basın yaşamından kopmayan Mehmet Bozkurt, Sayim Alkazak ve H. Basri Atılganer ile birlikte “Bandırma Haber Ajansı”, ardından da “Bandırma Reklâm Ajansı”nı kurdu. Bu arada haftalık “Yeni Gün” gazetesini çıkardı.
“Şehir Gazetesi”nde, “Objektifin Gördükleri” başlığı altında köşe yazıları yayınlandı. Mehmet Bozkurt’un yazıları daha sonraki yıllarda, “İlkhaber Gazetesi”nde de yer aldı.
Bozkurt, bir dönem, “Körfezde Olay” gazetesinin Bandırma bölge temsilciliği görevinde bulundu.
Çevreye ve doğaya duyarlılığı ile tanınan Bozkurt, ömrü dolan pilleri biriktirerek, belediyelerin “pil toplama kampanyaları”na teslim ediyordu.
ANADOLU’DA İLK FOTOROMANI YAYINLADI
Mehmet Bozkurt, Anadolu gazetelerinde ilk fotoromanın yayınlayan gazeteci olarak da tarihe geçti.
1971 yılında, Bandırma’nın basın yaşamına soktuğu “Yeni Gün” gazetesinde, “Oğlum İçin” isimli fotoroman ile Anadolu basınında ilk fotoromanı yayınladı.
Fotoromanı yazan Sayim Alkazak, yönetmenliğini de yapmıştı. Fotoromanda rolleri Bülent Alkazak, Sayim Alkazak, Özer Kocabay, Turhan Yalçıntunç, Nurettin Güray ve Ertan Özbülbül üstlenmişti.
Anadolu’da ilk fotoromanı yayınlayan Mehmet Bozkurt, şu bilgiyi verdi:
“O yıllarda zaten büyük güçlüklerle çıkan yerel gazetelerde fotoroman yayınlamak hayal ötesiydi. Ancak biz, bu zorluğun üstesinden gelerek, bu fotoromanı okurlarımıza sunduk. Fotoromanı sayfalarımıza aktarmak için önce fotoğraf çekiyor, sonra da fotoğrafları büyük kentlerdeki klişe atölyelerine göndererek, sayfalarımıza aktarıyorduk. O yıllarda siyasi olaylar çok yaşanıyordu. Bu arada, bir binbaşının kızı Sibel de, İstanbul Maltepe’de kaçırılmıştı. Bu kızın bulunmasına yardımcı olmak ve konuyu gündemde tutmak amacıyla bu fotoromanı sayfalarımıza taşımıştık.”
