Size bugün çok şaşıracağınız birebir yaşanmış olayı, tüm çıplaklığı ile yazıyorum. Okuyunca hayretler içinde kalacaksınız.
Bu gün Bandırma Şehir Mezarlığında dünya iyisi sevgili Yalçın Pulat ağabeyimi son yolculuğuna uğurladık. Mekanı cennet olsun. Allah Rahmet eylesin.
Defin işlemleri bittikten sonra orada bulunanlara pide ve ayran ikramı yapıldı.
Bende yanımda Vedat Önkol ağabey ile konuşurken birden bire yanımıza karanlıklar ardında gölge oyunlarının üstadı CHP' den Ömer Lütfü Kayalar geldi. Tabi selam sabah yok. (Verse ne olur, vermese!)
Yanımdaki Vedat abiye herkesin duyabileceği yüksek bir sesle:
"Vedat, pazar günü seçim var. Mutlaka oy atmaya gel. Bir oy bir oydur."
Sonra yanına iyice gelip kulağına eğilerek;
"Fısır...fısır... Tamam mı? Adayımız o dur. Onu destekliyoruz. Mutlaka gel!"
Peki karanlıklar prensi kuklacı kimin için oy istemiştir?
A) Mehmet Atak
B) Merve Polat
Bulunduğumuz yer mezarlık. İnsanlar acılı. Üzüntülü. Gözyaşları göl olmuş. Aynı zamanda mezarlıklar bizim için kutsal bir yer. Orada insanlar cenazeleri ile başbaşa. Hüzün dorukta. Ve orada sessiz konuşulur...
Çünkü orası sevdiklerimizi son yolculuğuna uğurladığımız uhrevi bir mabettir.
Sen kalk oy iste!
Siyaset yap...
"Vedat; şu adaya oy ver!"
Oldu canım!
Olacak gibi değil. Ne yedin ne içtin? Pidenin ve ayranın içinde ne vardı Ömer Lütfü Kayalar?
Yanımda insanlarda var. Bana daha sonra "kim bu zat" dediler...
Bende:
"CHP içinde kukla oynatıcılardan biridir. Sadece seçim dönemleri ortaya çıkar. Üyelerle samimi değildir. Onlara üstten bakar. Kibirlidir. Hep muhaliftir. Kendisini sözüm ona partide elit görür. Ama değildir. Tek görevi mikserliktir. O gelsin. Bu gitsincilerden dir... Aynı zamanda kimseyi beğenmez. İkircikli bir siyaset anlayışı vardır."
Yani sevgili dostlar, kerameti kendinden menkul bu insan, acılı bir günde mezarlıkta oy isteyecek kadar kendini aşmış...
Ayıp ki ne ayıp!
Mezarlıklar mabettir. Oy devşirme yeri değil... Siyaset yeri hiç değil. İnsanlar uhrevi bir görev için orada bu arkadaş ise oy derdinde. Akıl alacak gibi değil. Geldiğimiz duruma bakın.
Git nerede oy istersen iste! Sorun değil. Sana kimse bir şey demez. İnsanların içinde orada oy istemek kimin aklına gelir? Sessizce gelir görevini yapar, gidersin.
Kınıyorum kendisini...
Bu gün böyle şaşırtıcı bir durum ile karşı karşıya kaldım. Artık yorumu size kalmış dostlar!
Acılı ve üzüntülü bir günde beyefendinin yaptığına bak. Sanki lahmacun salonun da lahmacun söyler gibi.
" Vedat, pazar günü seçim var. Biliyorsun kime oy vereceğini."
"Garson oradan iki acılı lahmacun çek der gibi."
Ne kadar ayıp...
Yazınca da yazdı oluyor! Bu ilkesizliği yazmayacaksın da neyi yazacaksın.Durum budur. Siyaset artık mezarlıklara kadar yürüdü.
Gelelim asıl mevzuya. Bende kartlar açık. Karanlıkta konuşmayı sevmem. Geri vites yok. Bundan sonra siyasetse siyaset...
Parti içinde yeri geldiğinde Dursun Mirza ve Mehmet Tüm ikilisinin siyaset yapış biçimini
eleştirdiğim gibi karanlıkta gölge oyunları oynayan Ömer Lütfü Kayalar, Ramazan Şenol, Sedat Pekel hatta Selim Panç'ın da siyaset yapış biçimini eleştiriyorum. Böyle siyaset anlayışı ve yol alışı çok fulu. Gri alanlar çok. Her yer sis içinde. Göz gözü görmüyor. Bunu nereden biliyorum? Geçmişte yaşadıklarım bu güne ayna tutuyor...
Pazar günü delege seçimlerinde oy kullanmayacaktım. Öyle karar almıştım. Ancak mezarlıkta şahit olduklarımdan sonra fikrim değişti.
Şu net.
Parti ortadan ikiye bölünmüş. Oncular, buncular. O nedenle bu statüko değişmeli. Kirli siyaset bitmeli. Gençlerin yolu açılmalı. Birileri kimsenin kulağına eğilip: oyunu şuna ver. Buna ver dememeli. Mezarlık siyaseti ve siyasetçileri son bulmalı. İnsanlar karanlıklarda oyun oynamak yerine aydınlığa çıkmalı. İkircikli siyaset bitmeli.
Çünkü parti kimsenin tapulu malı değildir. Bu partinin gerçek sahibi ATATÜRK 'tür. Parti onun partisidir. Bu partide sen kalk dizaynırlık yap! Hiç olur mu? Tabi olmaz.
Bu gün aldığım karar ile artık aktif olmaya karar verdim. Onun için pazar günü delege seçimlerinde oyum; Mehmet ATAK 'a turuncu listeye gidecektir.
Çünkü oy devşirme işi mezarlığa kadar ulaşan bir yerde yine bir şeyler değişmelidir.
Buradan bir kez daha belirteyim. Bir oyum var. Onu da açık açık yazıyorum. Kimsenin kulağına eğilip, fısır fısır yapmadan net yazıyorum.
Dursun Mirza, Mehmet Tüm, Sedat Pekel, Ramazan Şenol, Ömer Lütfü Kayalar, hatta Selim Panç ve destekçileri kime oy verirse versin beni bağlamaz. Onların parti içindeki siyaset yapış biçimlerini zaten eleştiriyorum. Çünkü parti mensubuyum.
Bir taraf diğer taraf için baskıcı diyor. Diğer taraf mezarlıkta bile siyaset yapıyor. İşte bu düzen değişmeli.
Beni; ben bağlar...
Bu gün için tercihim Mehmet ATAK' tır. Neden ATAK' tır. O da benim tercihimdir. Diğer partililerin başka adayları tercihleri gibi.
Adaletin olmadığı yerde adalet aramak, çöl de su aramak gibidir.
Parti içinde istemediğimiz baskı, sindirme, bindirilmiş kıtalar, ötekileştirme ve statükoyu son vermek yine partililerin elindedir. Bir yere kanalize olmak zorunda değilsiniz. Onun bunun şunun adamı olmak zorunda değilsiniz.
Aklınız, vicdanınız, özgürlüğünüz ve öz güveniniz nereye oy vermeyi istiyorsa oraya oy vermelisiniz. Ayrıca sizin gibi düşünmeyenleri eleştirmek, yaftalamak, ötekileştirmek, kimsenin haddine değildir.
Burası sizin değil Atatürk 'ün partisidir.
Bir tarafta statükocular diğer tarafta karanlıkta oyun oynayan diğer statükocular bunları değiştirmek sizin elinizdedir. Düzen değişmelidir. Parti içindeki hegomonya son bulmalıdır. Unutmayın sizin aklınız, duygularınız ve bilginiz kadar partili dostların da bilgileri vardır. Ve her birey özgürdür... Bu konuda kimseyi eleştiremezsiniz.
Şimdilik bu gün oyum Mehmet Atak'a...
Yarın ise poyraz rüzgarlarına bakacağız...
Çünkü burası Bandırma...
Ama parti içinde kendisini sözde elitist görenlerden, partinin de arınması gerekir.
Can Emre