TSK’den emekli olmuş bir asker olarak silahın bir asker, bir ordu için ne kadar önemli olduğunu iyi bilenlerden birisiyim. Özellikle bir ülkenin geleceği adına modern silahların güçlü bir ordu, güçlü bir millet için ne kadar büyük ihtiyaç olduğunu sanırım şu son yıllarda yaşadığımız olayların bizlere iyi öğrettiğini düşünüyorum.
Bu konuda Türkiye olarak biraz geriye baktığımızda örneğin bir Kıbrıs Barış harekâtını hatırladığımızda harekât sonrası karşılaştığımız ambargolar nedeniyle askeri araç ve gereçler konusunda büyük zorluklar yaşadığımızı düşünüyorum. Hele hele bu dönemler içinde yaşadığımız siyasi olaylar ve ekonomik sorunlar nedeniyle teknik olarak yatırım ve Ar-Ge çalışmalarının yetersizliği ile dışa bağımlılığımızın çok fazla olduğu dönemleri iyi hatırladığımızı söylemek isterim. Tabi ki tüm bu olumsuzluklara ilave olarak bir de ABD dışında diğer ülkelerin Türkiye’ye karşı uyguladıkları ambargoları hatırladığımızda çok sıkıntılı dönemler içinde olmamıza rağmen kahraman ordumuzun büyük fedakârlıklar içinde görevini yapmaya çalıştığını da söylememiz gerekiyor.
Şimdi bunları neden yazıyorum konusuna gelince; özellikle geçenlerde bir İsrail üniversitesi olan Hayfa üniversitesi tarafından hazırlanan askeri bir araştırmada Türkiye donanmasının son 20 yıl içinde büyük aşamalar kaydederek Doğu Akdeniz’in en güçlü donanması olduğunu işaret etmişler. Ve de bunu İsrail makamlarına bildirerek alınacak yeni tedbirlerle stratejik bir çalışmanın başlatılarak Türkiye’nin önünün kesilmesini istemişler.
Gerçekten bu gün bu rapor dolayısıyla Türk Donanmasına baktığımızda gerek gemi sayıları gerekse üzerinde taşıdığı modern araç ve gereçlerle övünç duyacağımız bir noktaya geldiğimizi görüyoruz. Sadece donanma değil elbette diğer güçlerimizde de gelişmelere tanık oluyoruz. Örneğin tüm emniyet ve TSK güçlerimizin kullanmaya başladığı MPT-76 otomatik tüfeklerinin yapılan son testlerle dünyanın en iyi silahları arasında yer aldığının ifade edilmesi ülkem adına muhteşem bir gelişme olarak düşünüyorum.
Yine modern silahlar derken İHA ve SİHA’ların yanı sıra son zamanlarda yerli imkânlarla geliştirilen hava - hava, karadan havaya ve uçaklardan karaya atılabilen roket sistemlerine baktığımızda Türk silahlı kuvvetlerinin güçlü bir ordu olma yolunda epey mesafeler aldığını görüyoruz.
İşin bir başka yönü ise gelişmenin hem maliyet hem de ambargo ile yakından ilgili olduğunu da görmemiz gerekiyor.. Örneğin şu kullanmaya yeni başladığımız silahları dışarıdan almaya kalksak eminim milyarlarca dolarımız yabancıların kasasına gidecekti. Böylelikle hem mühendis ve işçimiz hem de fabrikalarımız yeni iş sahibi oluyor hem de paralar cebimizde kalıyor. Ve hatta işin bir de geleceği de önemli. Örneğin her silahın çağa ayak uydurması adına Ar-Ge çalışmalarının da ülkemizde yapılıyor olması gelecek adına da önemli adımlar olacağını düşünüyorum.
Böylesi güzel çalışmaları ne zaman görsem aklıma hep Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün “Türk Milleti Çalışkandır, Türk Milleti Zekidir” sözleri gelir. Atamızın bir asır öncesi verdiği mesajın ne kadar büyük bir öngörü ne kadar büyük güven içerdiğini şimdi çok daha iyi anladığımızı düşünüyorum.
