Hayatım, koru kalmış bir ateş?
Bilincim, suyunu arayan bir vaha?.
Hep bir arayış, bekleyiş içindeyim.
Bir gök gürültüsü, bir şimşek, bir dingin yağmur?
Rıhtım, son sığınağım?.
Üst üste yığılmış koca koca taşları okşayan lodos artığı dalgalar, karaya çekilmiş sandallar, terk edilmiş yosun kokan ağlar, balıksız körfezin son konukları martılar?
Umarsız doğanın, umarsız insanları?
X X X
Korku ve geleceğin belirsizliği insanları kör, sağır ve dilsiz kıldı.
Sessizlik, içten içe kaynayan bir volkan gibi, ateşi kin, öfke ve direnç tutkusu ile kaynıyor dipten dibe. Volkanın ne zaman patlayacağı, ne kadar yakıcı, yıkıcı, ölümcül olacağı da belli değil.
X X X
Nazım Hikmet, Abidin Dino´ya, ?´Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?´´ diye sorar.
Evet, tüm kötülüklerin, yok oluşların, ezilmişliklerin, acıların içinden bir gülüşü resimlemek, mutluluğu doğurabilmek?İnsan sevincinin tablosunu sunmak, umudu insanlara taşımak değil mi?
İnsanlar acıyı unutmak, sevincin mutluluğunu yaşamak ister hep.
Ölümü değil, yaşamı yüceltmek?
Abidin Dino ne mutluluk, ne sevinç resimler yaptı, bir bilseniz?
X X X
Yazar Boris Pasternak´ın dediği gibi:
?´Taraf olmak yoğun bir nefreti ve empati yoksunluğunu da beraberinde getirir. Karşımızdakini herhangi bir kategoriye koyamıyor,yani onu bir şekilde damgalayamıyorsak bu onun ölümsüz olduğunu gösterir.´´
Taraflar üstünden taraf olmak, olabilmek?
Neyse?
