Bandırma’nın yetiştirdiği değerler
REMZİ BAŞAK(ŞOTİ)
(1926 Bandırma-14 Aralık 2006 Bandırma)
BANDIRMA’NIN AMATÖR FUTBOLUNA DAMGASINI VURDU
Bandırma’da sporun altyapısının temel taşlarını oluşturduğu bilinen ilk amatör kulüplerin başlarında yer alan Marmara Gençlik’in, 1946’dan başlayarak, 12 yıl süreyle efsanevi kaptanıydı.
Bandırma’nın spor tarihinde, Çetin Zeybek, Seracettin Kırklar, İzzet Öztektaş(Çalım İzzet), Davut Osman, Mustafa Kılkışlı(Eşekçi), Peldum Osman, Cant Fevzi, Kıyık İsmet, Tavukçu Ahmet gibi isimlere de kaptanlık yapan Şoti Remzi futbola 1942-1943 sezonunda, yaşı tutmadığından ağabeyinin lisansıyla başladı. Formasını giydiği ilk takım, Bandırma İdmanyurdu Gençlik’ti. 1946 yılında Marmara Gençlik’e transfer oldu. Futbol yaşamı boyunca İdmanyurdu Gençlik ve Marmara Gençlik’te adeta “dama taşı” gibi her mevkide yer alırken özellikle, dönemin futbol terimiyle “sol iç”te unutulmaz oyunlar sergiledi. İstanbul Hadımköy’de vatani görevini yaparken, Beşiktaş ve Fenerbahçe yöneticilerinin de dikkatini çeken Remzi Başak, annesinin izin vermemesi nedeniyle bu akımların formasını giyemedi.
10 yıl süreyle Balıkesir futbol karmasının kaptanlığını da yapan Başak, futbolu 1962 yılında bıraktı.
Remzi Başak, 1965 yılında İdmanyurdu Gençlik ve Marmara Gençlik’in birleşerek, amatör ruhun, profesyonelliğe taşınıp, Bandırmaspor Kulübü’nün önemli rol oynadı.
1972 -1973 sezonunda ise bordo-beyazlı takımın genel kaptanlığını üstlendi.
ŞOTİ REMZİ’DEN ANILAR
Bandırma’nın futbol tarihinde özel bir yeri bulunan Şoti Remzi, şunları aktarıyor:
ÜÇ PENALTI KAZANINCA ŞAMPİYONLUK GİTTİ
“Yıl, 1943. Bandırma İdmanyurdu forması altında, Balıkesir Ali Hikmetpaşa Stadı’nda, Karagücü önüne şampiyonluk için çıktık. Maçı kazanırsak, şampiyonuz. Maçta kazandığımız üç penaltıyı da sırasıyla ben, Sabahattin Pehlivanoğlu(Çavuş) ve Esat, gole çeviremedik. Karagücü, maçı 1-0 kazanarak şampiyonluğu avucumuzun içinden aldı, gitti.”
GARİP BİR HÜKMEN YENİLGİ
“Marmara Gençlik formasıyla, Balıkesir Atatürk Stadı’nda, Balıkesir Havagücü önündeyiz. İlk 45 dakikayı 2-0 önde bitirdik. Devre arasında yarım saat geçtiği halde hakemler sahaya dönmeyince, yöneticilerimiz Mülayim Yusuf, Taşbakan Şükrü(Şükrü Ertekin) ile birlikte hakemlerin soyunma odasına gittik. Hakeme, ikinci yarıya neden çıkmadığını sorduk. Hakem, bizim takımı hükmen yenik saydığını söyleyerek, odadan çıkmamızı istedi. Ancak hakem, hükmen yenilgimize hiçbir gerekçe göstermiyordu. Sinirlenerek, hakemi biraz tartaklayıp, hırpaladık. Mülayim Yusuf, daha sonra hakemleri odalarına kilitledi. Aceleyle Balıkesir’i terk ettik. Bugün bile, o maçta neden hükmen yenik sayıldığımız inanın bilmiyorum.”
ANTRENMANLARIMIZ GECELERİYDİ
“12 yıl boyunca kaptanlığını yaptığım Marmara Gençlik futbol takımı, iki kez bölge şampiyonu oldu. Bizim dönemimizde tam bir amatörlük ruhu vardı. Sevgi, saygı, arkadaşlık ve birlik parolamızdı. Kaptan olarak çıktığım maçlarda tek söz sahibiydim. Antrenörümüz yoktu. Kendi kendimize çalışırdık. Hepimiz esnaf çocukları olduğumuzdan çalışmaların çoğu, gece yapılırdı. Hava yağmurlu ise antrenman sahamız Habibullah Hamarat’ın büyük mağazalarının içiydi. Amatör maçlarda hırs ve azim önde gelirdi. Sahadaki olaylar, dışarıya yansımazdı. Eski futbolcular sağlam yapılıydı. Bugünküler gibi dakikalarca yerde kalmazlardı. Edincik 18 Eylül takımı formasını giyen Atilla Hancıoğlu, ‘Sana tekme atıyorum, benim ayağım acıyor’ diye bana sitem ederdi. Futbol sevgisi, sık sık kardeş sevgisini bastırırdı. İdmanyurdu kalecisi Nuri ile Birlikspor’da oynayan ağabeyi futbol kavgası, odunların sırtlarında parçalanmasıyla sona ererdi. Marmara Gençlik olarak, bölge şampiyonu olduğumuz 1957-1958 sezonunda, Balıkesir milletvekili Halil İmre’nin desteğiyle bize bol miktarda kereste tahsisi yapılmış, bunun parasıyla Bandırmaspor’un eski kulüp binasının yapımı gerçekleşmişti.”
SİZİ GİDİ LEBLEBİCİLER
“Marmara Gençlik ile Balıkesir’e, Karesi maçı için gittik. O gün, saha kenarında ‘İnönü Kır Koşusu’ da yapılacak. Saha kenarındaki Balıkesirli seyirciler, bize dönerek, ‘Hani, palamutçular! Sizde yürekli koşucu yok mu?’ diye laf atmaya başladılar bizde atlet yok. Atlet olsa giyecek ayakkabısı bile yok. Birden ortaya Kazım Görgün(Kürt Kazım) ve Âdem Çiftçi, ‘Kaptan, biz koşarız’ diye fırladılar. Kendilerine, o günlerde ‘kes’ denilen spor ayakkabı yerine geçecek, üçer çorap giydirdiler. Yarış başladı. 5-10 dakika sonra giriş kapısında Kürt Kazım ve Âdem Çiftçi gözüktü. Marmaralı, hayır Bandırmalı iki futbolcu, birincilik ve ikincilik kürsüsünde! Bu kez dalga geçme sırası bizde. Balıkesirlilere bağırıyoruz: ‘Ne oldu, leblebiciler?’ Balıkesirlilerden çıt yok!”
