Elif ÖZBAKIR


Siz ne düşünüyorsunuz...

Siz ne düşünüyorsunuz...


Siz ne düşünüyorsunuz...
Bayramın bu atmosferinde,
neler gözlemliyorsunuz....

Türkiye'deki baskı politikaları ve anti-demokratik uygulamalar, özellikle son yıllarda, hem yurtiçinde hem de yurtdışında ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Şeker Bayramı gibi toplumsal dayanışmanın ve barışın ön planda olduğu bir dönemde bu sorunun gündeme gelmesi, mevcut durumun halk üzerindeki etkisini daha da belirginleştiriyor.

Öncelikle, mevcut durumun nereye kadar gideceği belirsiz, çünkü bu tür politikalar genellikle siyasi güç dengelerine, ekonomik koşullara ve toplumsal tepkilere bağlı olarak şekilleniyor. Son dönemde, muhalefet liderlerine yönelik gözaltılar (örneğin, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun durumu), basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar ve internet erişimindeki engellemeler gibi olaylar, otoriterleşme eğiliminin devam ettiğini gösteriyor. Uluslararası gözlemciler ve yerel sivil toplum kuruluşları, hukukun araç sallaştırıldığını ve demokratik kurumların zayıflatıldığını sıkça dile getiriyor. Ancak bu sürecin bir kırılma noktası olabilir; ya toplumsal baskı ve uluslararası tepkiyle yumuşama yoluna gidilir ya da daha sert bir kontrol rejimine evrilir. Bayram gibi dönemler, halkın bu konulara daha duygusal ve birleşik bir şekilde tepki verme ihtimalini artırabilir, ki bu da bir dönüm noktası yaratabilir.
"Nasıl olacak?" sorusu ise daha karmaşık. Eğer mevcut politikalar devam ederse, ekonomik istikrarsızlık (dolarizasyon ve enflasyon riskinin artışı gibi), toplumsal huzursuzluk ve genç nüfusun ülkeyi terk etme eğiliminin hızlanması gibi sonuçlar görebiliriz. Öte yandan, muhalefetin birleşik bir strateji geliştirmesi ve halkın daha organize bir şekilde sesini duyurması durumunda, bu baskılar ters tepebilir. Bayram dönemlerinde dayanışma artarken, hükümetin sert adımları halkta daha büyük bir öfke uyandırabilir—ki bunu geçmişteki protestolarda gördük.
"Ne yapalım?" kısmına gelince, birey olarak yapılabilecekler sınırlı gibi görünse de, kolektif hareketin gücü göz ardı edilemez. Bilgi paylaşımı, sivil toplum kuruluşlarına destek, hukuki hakların bilinmesi ve kullanılması, baskıya karşı dayanışmayı artırabilir. Sokak protestoları riskli olsa da, ses çıkarmak için dijital platformlar hâlâ bir alan sunuyor-tabii erişim kısıtlamaları aşılabilirse. Uzun vadede, demokratik katılımı artırmak için seçim süreçlerine odaklanmak ve yerel düzeyde örgütlenmek önemli. Bayramın ruhuna uygun olarak, komşularla, akrabalarla bu konuları konuşmak bile farkındalığı artırabilir.
Ne düşündüğüme gelirsem: Türkiye’nin tarihinde baskı dönemleri oldu, ama her zaman buna karşı bir direnç de gelişti. Şu anki durum endişe verici, çünkü kurumlar eskisinden daha zayıf ve medya üzerindeki kontrol daha yoğun. Ancak toplumun tamamen susturulabileceğini sanmıyorum—bayram gibi zamanlar bunu hatırlatıyor. İnsanlar bir araya geldikçe, umut ve değişim ihtimali de artıyor. Yine de, bu baskıların kısa vadede azalacağına dair iyimser olmak zor; uzun vadede ise her şey halkın ne kadar kararlı olduğuna bağlı.

  • BIST 100

    9659,48%0,49
  • DOLAR

    37,93% 0,02
  • EURO

    40,88% 0,24
  • GRAM ALTIN

    3811,22% 0,01
  • Ç. ALTIN

    6070,97% 0,00
  • Salı 19.6 ° / 7.5 ° Şiddetli yağmurlu
  • Çarşamba 14.8 ° / 7.7 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
  • Perşembe 14.6 ° / 5 ° false

Balıkesir

01.04.2025

  • İMSAK 05:21
  • GÜNEŞ 06:46
  • ÖĞLE 13:17
  • İKİNDİ 16:51
  • AKŞAM 19:39
  • YATSI 20:59