Virgül; Senle benim aramda olan şey. Tam dokunacakken sana teğet geçmek hep. Kümelerimizin kesişerek ortak küme yapamaması bir türlü. Sana, bana bağlı olmayan. Ayıran, ama aynı cümlede olan.
Noktalı virgül; Virgüle tahammül edemezken bir de noktalısı çıktı. Virgüle baskın, noktaya çekinik. Virgülle ayrılan cümlelerimi toparlamak sana kaldı. Uzun cümleleri severim. Kelimelerim fırtına sonrası gibi dağınık; noktalamadan, biraz toparla onları.
Konuşma çizgisi; Lal değilim artık, konuşma sırası bende. Çizdim çizgimi. Yazıyorum bak, okuyacak mısın?
Kesme işareti; Özelim ben. Ek yapacaksan, koyacaksın başıma ayırma işaretini; ayırıp keseceksin benden olmayanı. Özümü bozmayacaksın.
Ünlem işareti; Şaşkınım yaptıklarına. Biraz sevinç, biraz heyecanım vardı; elimden aldın. Ünleyemedim şaşkınlıktan. Sen ünle beni.
Soru işareti; Neyi sorgulasam yanıt bulamadım. Soru işareti, kanca gibi takılı kaldı sorularımda. Denize atar çıpamı, yanıtları sana bırakırım.
Üç Nokta ( yan yana ); Cümlemdeki eksiklik için koydum üç nokta mı yazımın sonuna, yan yana. Yazacaklarım kaba olduğundan değil; içimdekileri tamamlamak sana kalmış. Satır başına Tırnak İşareti koyup devam edersin belki.
İki Nokta ( üst üste ); Matematikte bölme işlemine yarar ama ben kendimi açmak için koyuyorum iki noktayı üst üste: kendimi takdim edeyim. Kelimeleri severim, birbirine ekler anlam veririm, yaşama işaretleriyle okursanız beni çözebilirsiniz belki…
Parantez; Açılmış parantez içine yazıyorum cümlelerimi. Kapa parantez dersen, kelimelerim bitmiştir.
Nokta; Cümlelerin bittiyse benim yaşamımda. Sana nokta koydum. Nokta… F.K.
