YERYÜZÜ YARGIÇLARLA DOLU
HATTA ECEL CELALİLERİYLE
ZEBANİLERLE
İŞTE BÖYLE BİR DÜNYADA
YAŞAR MISINIZ?
Feridun ANDAÇ
Kendini yazıya adamış Gabriel Garcia MARQUEZ şöyle diyor:
“Bana öyle geliyor ki, bir yazarı cennet ya da cehennemde yaşama ikilemiyle yüz yüze getirirseniz, cehennemi seçer. Orada çok edebi malzeme bulur.
Yazarın cenneti, kalemiyle baş başa kaldığı andır. Yazının bilincidir, onun acısıdır, yüreğinin yangınıdır. Orada insana, canlıya kin, öfke, kızgınlık, yokluk yoktur. Yazarın kaleminden sevgi, saygı, umut, yeniden hep yeniden var olan vardır.
Yazar, işte o yazdığıdır.
X X X
Yolu acıdan, yokluk, yoksunluk ve kahırdan geçmeyen bir yazar yoktur. Yazmak için insanın yüreğinin daralması, acı çekmesi, öfkelenmesi, bilincinin taşması gerekir. Kendinde ezilip un ufak olmasıdır, kendi kaleminde. Yazar, hayatı savunur, sadece hayatı, o insanı alır, bilincinde onu çözümler, insanı insana anlatır, insanın acısı, kendi acısı olur. Vicdanının yükü ve edanın sesi olur, yazı. İnsanı uyarır, gösterir, heyecanlandırır, dürter, hatta tokatlar da okuru. Kendi cehenneminde cennete yolculuklar düzenler. Yolculuklar okuyucuyu.
X X X
Yazmak için tutku gerekir önce.
Öyle sevmelisiniz ki hayatı, insanları. Onlar için yazmalısınız cehenneminizde. Acılar içinde kıvranmalısınız insanların mutluluğu için. İnsanların dayanılmaz seslerini haykıracak kaleminiz.
Yazmak için sonsuz merak gerekir.
Doğayı ve insanı anlamak, sorular içinde bilinmez labirentte dolaşarak insanın peşine düşmek. İnsana ne kadar yakınsanız, onun ne kadar içindeyseniz, o denli sevgi, saygı ve erdem yüklü olur.
İnsan, yazdıkça öğrenir.
Merak duygusunun beslediği sorular pusulasında hem kendimizi, hem insanı anlamanın, öğrenmenin coşkusunu yaşarız.
X X X
Yazmak, benim için var olmaktır. Kendi cehennemimde, aç ve yokluk çeken insanlar arasında hep bir ışık, bir umut olmaktır.



