Bu tartışma bana çok anlamsız geliyor. Türk vatandaşı olan herkes yerlidir. Yediğin içtiği her şey millidir. Ülkede ne yerlilik kaldı. Nede millik kaldı. Türk vatandaşlığına geçmiş o kadar kişiler var ki? Dışarıdan gelen birisi ben Türk vatandaşı olacağım dediğinde. Hemen geçiriliyor. Türk vatandaşlığına geçiş eskiden zordu. Şimdi ise bakkaldan ekmek almaktan daha kolay. Millik ülkenin milli varlıklarının korunmasıdır.
Bizim çocukluluğumuzda aralık ayının ilk haftası yerli malı haftası olurdu. Herkes kendilerinin yetiştirdiği ne varsa getirirdi. Evlerinde dokuma tezgâhı olanlar. Dokudukları ne varsa bir tane getirirdi. Üzüm, susam, mısır, kendir. Ceviz badem aklınıza gelen her şey gelirdi. Her şeyin tohumun herkes kendisi üretirdi. Buğday hasattı yapılırdı. Hasattan önce gelecek sene ekilecek tohum ayrılırdı. Bir kış yiyeceği ekmeğin buğdayı ayrılıdır. Kalanı da satılırdı. Bize milliliği böyle öğrettiler. Yani yerli malı kullanmayı öğrettiler.
Bu söylediklerim tarımla ilgili olan kısımdır. Bunlar bizim milli servetimiz sayılırdı. İhtiyaçtan fazlası satılırdı. Birde devletin milli servetleri vardır. En önemli milli servet topraktır. Topraklara da sahip çıkmak yöneticilere aittir. Suriye de şah Süleyman türbesi vardı. Bu türbenin olduğu yer bizim yurt dışında tek toprak parçamızdı. Ne yaptık bu türbeyi kendi topraklarımıza taşıdık. Ecdat toprağımızı terk ettik. Yunanistan egedeki 18 adamızı işgal etti sesimiz çıkmadı. Şimdi Yunanistan anlaşma dışı buraları silahlandırmış deniyor. İşgal edilirken neden sesiniz çıkması sayın savunma bakanı? Siz ki ordudan gelme bir savunma bakanısınız.
Bu adaların durumunu bizden daha iyi bilmeniz gerekirdi. Yukarına söyledim herkes kendi tohumunu kendisi üretirdi diye. 2006 senesinde bir kanun çıkararak yerli tohumu yasakladılar. Tohumu biz temin edeceğiz dediler. İsrail’den GDO’LU tohumu ülkeye soktular. GDO’LU tohumu kullanmayana hiçbir destek vermediler. Ülkenin en büyük sorunlarında biriside bu GDO’LU tohumlardır. Çünkü. Bu tohum ülkeye girdi. Ülkede Kanser hastalığı patladı. Ben bunu kendi kafamda söylemiyorum. İnceledim öğrendim onun için söylüyorum. Bu konuda bir araştırma yaptırsınlar. Eskiden kanser olan bir kişi kanser olduğunu gizlerdi.
Şimdi arabalarda, duraklarda ben şu evredeyim, sen hangi evredesin. Ben kemoterapi aldım sende aldın mı? Diye sohbet ediyorlar. Milli varlıklarımızı korumak yönetimin görevidir dedim. Üretim yaparak ekonomimize katkıda bulunan fabrikalara ne oldu? Birer, birer satıldı. Milli olanlar bu milli varlıkları satar mı? Yer altı servetlerimizde bizim milli servetimizdir. Bunlarda elden çıkarılıyor. Bize de bir adet vardır. Baba malı satılmaz. Ecdadımızın bize bıraktığı topraklar hem devlet tarafından hem de vatandaş tarafından satılıyor. Bu meseleyi defalarca yazdım bir daha yazayım.
Kanun bir yerin topraklarının %10’nundan fazlası satılamaz diyor. 7 il kotayı aştığından dolayı. Kanunda değişikliğe gidildi. Ülke yüz ölçümünün %10’nu aşama olarak değiştirildi. Yanlış hatırlamıyorsam köy kanununun 80’ci maddesi köy arazileri satılama maddesi kaldırıldı. Köylerde arazi kalmadı. Bu olayların ne yerlilikle nede millilikler hiç alakası kalmadı. Yerlilik ve millik böyle olmaz. Şimdi yediğimiz içtiğimiz her şey yabancı malı. Yerli ve milli olmak bunlara sahip çıkmakla olur. Birbirimizi yeri milli diye kandırmayalım. Kanada ya mercimek satan ülke şimdi Kanada’dan mercimek alıyor. Tarihi düşmanımız Yunanistan’dan ürettiğimiz pirinç ve pamuğu alıyoruz. Artık gerisini siz düşünün. Saygılarımla.
Türkiye laiktir, laik kalacaktır. Ne mutlu Atatürkçüyüm diyenlere! Ne mutlu cumhuriyetçiyim diyenlere! Ne mutlu Türk milliyetçisiyim diyenlere! Ne mutlu varlığım Türk varlığına armağan olsun diyenlere! Ne mutlu demokratım diyenlere! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
08-11 -2020 Mustafa KOÇAL
