HER SABAH ŞÜKREDİLECEK BİR ARMAĞAN GİBİ BAŞLIYOR HAYAT…
Bu küçük kentin, benim kentimin en güzel bitkisi zakkumlar…
Bayılıyorum güzelliklerine, renklerine hayranım.
Her sabah şükredilecek bir armağan gibi başlayan hayatımıza bir güzellik, bir farkındalık, bir tatlılık, bir hayranlık veren bu doğa harikası zakkumlara baka dala sahil boyunca yürümek, beni büyülüyor…
Bu kente zakkumlar yakışıyor.
Hani elimde olsa, bu küçük kentin bütün sokaklarını, denize düşen bütün sokaklarını, zakkumlarla süslerdim.
Renk renk, cıvıl cıvıl, her daim canlı.
Ve Erdek’in adı, “ZAKKUMLAR KENTİ” olurdu.
Hayranlık uyandıran renklerde zakkumlar, hayatın güzelliğinin, canlılığın, sevecenliğin sembolüdürler.
Her kızıl zakkum, hayatın kışkırtıcı bir erosudur, bilirim. Yapraklarını hiç dökmeyen, olur olmaz, her zaman çiçeklenen bu anarşist bitkinin güzelliğine vurgunum ben.
Seyreder, dalar giderim bir yerlere.
Hiçbir bitki bu kadar kıskanç, bu kadar hoyrat, özgür ve çıldırtıcı değildir.
Zakkum, benim deli çiçeğimdir.
Ellemeye, dokunmaya bile izin vermez.
Küçük kentimin deniz kıyısını süsleyen bu yerden çıkıveren, bu renk renk, hep taze zakkumları oturur, seyrederim.
Bu güzelim renkleri de nereden bulduğuna şaşarım.
Zakkum, çiçeklerin delisi mi, ne?



